Papirüs, Parşömen ve Kağıt

28

Nil nehrinin kıyılarında ve genellikle bataklık alanlarında tepesi püsküllü, uzun gövdeli bir bitki yetişmekteydi. Adına papirüs dedikleri bu bitki,  günümüzde bazı ülke dillerindeki kağıt sözcüklerinin de babası sayılmaktadır. Örneğin; Fransızların “papier” (papye), İngilizlerin “paper” (peypır), Almanların “papier” (papir), Rusların papka, İspanyolların papel sözcükleri gibi.

Papirüs aslında Mısırlılar için çok önemli ve çok amaçlı, ekonomik değer taşıyan bir bitkiydi. 

Eski Mısırlılar bu inek kuyruğuna benzeyen bitkiden, ayakkabı, elbise ve türlü kumaşlar yapıyorlardı. Nil’de yüzen kayıkların bile çoğunlukla papirüsten örüldüğü bilinmektedir. 

Ayrıca papirüs, Mısırlıların beslenmesinde de faydalı oluyordu. Özellikle kızartmasını ve şerbetini çok lezzetli buluyorlardı. 

Eski Mısırlılar, papirüs bitkisini iğneye benzeyen bir aletle şeritler halinde soyuyorlar, sonra da bu şeritleri bir kalıpta dikey olarak birbirlerine, çamurlu Nil suyu ile yapıştırıyorlardı. İkinci turda ise bu defa şeritleri yatay olarak diziyor ve gene Nil suyu ile yapıştırıyor ve kendine özgü bir doku meydana getiriyorlardı. Elde edilen ıslak kalıbı ağırlık altında baskıya alarak güneşte kurumaya bırakıyorlardı. 

Kuruyan kalıplar fil dişiyle parlatılıp ve cilalanıp, satışa sunuluyordu. 

En güzel papirüs İskenderiye’de yapılıyordu. Üretimin büyük bölümünü Romalılar aldığından, en kalitelisine imparator August papirüsü ismi verilmişti. İkinci kalite papirüse imparatorun eşinin ismi olan Tivia papirüsü denmiş. Üçüncü kalitesi ise tüccar papirüsü ismiyle satışa sunuluyordu.  

Papirüsün önemli alıcıları arasında Bergamalılar da bulunuyormuş. Bergama Kitaplığı o tarihlerde büyük bir üne sahipmiş. Bergama kralı 2. Eumenes’in  çok önem verdiği kitaplığın, çağının en büyüğü olmasını kıskanan Mısır Firavunu Anadolu’ya papirüs satışını yasaklamış. 

Bergama Kralı bu duruma karşı hiç vakit kaybetmeden ülkesindeki en usta ve yetenekli adamlarından yazı yazmak için uygun bir ürün bulmalarını ister. 

Yoğun çalışmalar sonucu; keçi, koyun ve dana derilerinden bir seri işlem sonucunda hedefe ulaşılır. Deriler yumuşamaları için önce suya bırakılıp, küllü bir karışımla temizleniyor, kireçle ovuluyor ve sünger taşı ile inceltilip parlatılıyor ve zamanın üzerine yazı yazılabilen en iyi ürünü elde ediliyor. Üretim Pergamon kentinde gerçekleştiğinden elde edilen ürüne de parşömen deniliyor. 

Parşömen her bakımdan papirüse üstünlük sağlıyor. Kolayca katlanıyor, kırılmıyor, arkalı önlü yazı yazılabiliniyor. Her geçen süre papirüsü geriletip parşömeni öne çıkarıyordu.

Anadolu, Mısır kağıt yarışı sürerken, Çinliler onlardan çok önceden kağıt yapmışlardı, teknikleri bugünkü üretime de çok benziyordu. Ham maddeleri, bambu lifleri, paçavralar ve bazı otlardı. Bunları bir dibek içinde, suyla karıştırıp hamur haline dönüşünceye kadar dövüyorlardı. Elde ettikleri karışımı bambu ve ipekten yapılmış kafes kalıbın üstüne seriyorlar, kendilerine özgü kurutma sistemiyle kağıt elde ediyorlardı. 

M.Ö. 2000 yılının koşullarında kağıdın batıya ulaşması çok zor oldu. Ancak M.S. 700’lü yıllarda Semerkant’ın Müslüman Araplarca alınması sonunda kağıt yapım sırrı öğrenilip batıya taşındı. 

Kağıt uzun süre parşömenin yerini alamadı. Yazı yazanlar parşömeni daha güvenli görüyorlardı. Ancak parşömen pahalı, kağıt ise çok ucuzdu. Giderek piyasa koşulları kağıdı öne çıkardı. M.S. 13. yüzyıldan sonra Avrupa’da özellikle Fransa ve İtalya’da kağıt yapımının başlamasıyla, kağıdın kalitesi de giderek iyileşti. 15. yüzyılda kağıdın egemenliği tartışılmaz oldu. Matbaanın devreye girmesiyle kağıt olağanüstü önem kazandı.