Özür Dileme Yarışı!

61

Tarihi bilmeden tarihi yargılamak kadar cahilce bir hareket yoktur!
İnsanların kendi şahsi düşüncelerini ifade etmeleri çok doğaldır; fakat bu tip
düşüncelerin millet ve devlet adına seslendirilmesi, her şeyden önce bu
insanların kendi devletlerine – milletlerine karşı yaptıkları en önemli
ayıplardan birini teşkil eder.

Bu açıdan bakıldığında, son günlerde ülkemizi meşgul eden Ermenilerden özür
dileme kampanyası, ülkemizde kendini “aydın” diye tabir eden bazı şahısların
nasıl bir vahamet içersinde olduklarının en önemli göstergesidir.

Neden mi?

Kısaca izah edelim:

Değerli okuyucular, Türk milletinin tarihte uzun süreli imparatorluklar
kurarak yerleştikleri yerlerde kendilerini çok çabuk benimsetmelerinin en temel
sebebi bulundukları yerlerde karşılaştıkları toplulukları, Batı literatürüyle
ifade edecek olursak, “öteki”leştirmemesinde yatmaktadır. Türkler bulundukları
yerde kendilerinden farklı olan toplulukları kendinden görme ve benimseme ile
tarihte, tarihe yön veren, uzun ömürlü üç büyük imparatorluk kurmuştur.

Türkler 11. yüzyılın sonlarında Anadolu’ya yerleştiklerinde Anadolu’da
bulunan milletlerden biri de Ermenilerdi. Ermeniler o zaman Doğu Roma Ortodoks
kilisesini kabul etmeyip kendilerinin kurduğu kiliseye bağlı oldukları için
yönetim tarafından hor görülüyorlardı. Bu sebeple Fatih Sultan Mehmet’in,
İstanbul’u fethettiğinde kendisini tebrik eden dönemin Ermeni Patriğine
“dualarınız sayesinde” dediği kaynaklarda ifade edilmektedir.

Bölgedeki Türk hakimiyetinden hoşnutluk duyan Ermeniler daha sonra
Osmanlı’nın kurumlaşmasında ve iskan politikasında önemli rol üstlenmiş ve
yönetimde üst düzey mevkilere gelmişlerdir. Nitekim kendilerine “millet-i
sadıka” yani sadık millet ismi verilmiştir.

Ancak 19. yüzyılda hızlanan milliyetçilik akımları Ermeni milletini de
etkilemiş, o dönemlerde kurdukları Taşnak ve Hınçak teşkilatları ile yönetime
karşı çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Öyle ki, I. Dünya Savaşı sırasında
özellikle Rusya’nın kışkırtmasıyla Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da yöre halkına
karşı yaptıkları katliamlar sonucunda 1915 senesinde dönemin yönetimi Doğu ve
Güney Doğu Anadolu’daki Ermenileri tehcir ettirmiştir.

Bahsi geçenlere ilaveten belirtmek gerekir ki İngilizlerin İstanbul’u
işgalleri esnasında Osmanlı Arşivlerine de el koydukları ve o dönemde özellikle
“Ermenilere soykırım yapıldığına dair iddialarını” kanıtlamak amacıyla belge
araştırmasına girdikleri görülmektedir. Ancak konuya dair böyle bir belgenin
olmaması kendilerini tezlerini desteklemek üzere “mavi kitap” adı altında bir
eser yayınlamaya itmiştir. Tarihi gerçeklikten ziyade siyasi bir amaca hizmet
eden bu kitap hala tartışılmaktadır.

Genel hatlarıyla aktarmaya çalıştığım Ermeni konusu anlaşılacağı üzere
karşılıklı olaylar zincirinin yaşandığı bir süreçtir. Bu sebeple ülkemizdeki
bazı sözde aydınların, düzenledikleri “Ermenilerden özür dileme” kampanyasını
tek taraflı olarak sürdürmeleri ve kendi milletine uygulanan katliamlara karşı
aynı hassasiyeti hissetmemeleri iç acıtıcı bir durumdur.

Esasında özür dileme kampanyaları arkasında yatan gerçekler, kanaatimce, daha
sonra büyük ihtimalle Ermenilerin isteyecekleri toprak, tazminat ve tanınma
taleplerine karşı milleti psikolojik olarak hazırlamaktır.

Dolayısıyla Büyük Ortadoğu Projesi ve ılımlı İslam tezleriyle hız kazanan
Anadolu topraklarını Türk kültüründen temizleme hareketlerinin bir yansıması
olan bu kampanyalar karşısında bilinçli hareket edip içimizdeki ayrık otlarına
fırsat vermemek hepimizin en asli vazifesi olmalıdır.

İyi haftalar!…