Ötüken’den Cumhuriyet Kitapları 1-Cumhuriyet Döneminde Türk Ocakları 2-Cumhuriyet ve Kadın 3-Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk Kültürü

60

1-Cumhuriyet Döneminde Türk Ocakları ve Halkevlerine Geçiş

Safa Furkan Karacakaya’nın 2023 yılında yayınlanan eseri 12 X 19,5 santim ölçülerinde, 214 sayfadır. Yazarın ele aldığı Türk Ocakları, Osmanlı Cihan Devleti döneminde, cihan sıfatının da devlet vasfının da mum gibi erimeye başladığı bir zaman diliminde, Türk milletinin geleceğini tanzim etmek maksadıyla kuruldu.

Kurucular arasında siyâset adamı, diplomat ve fikir adamı, Kara Harp Okulu mezunu Ahmet Ferit Tek (Bursa, 1878-İstanbul, 1971), yazar ve diplomat Galatasaray Lisesi Mezunu Müftüoğlu Ahmet Hikmet (İstanbul, 1870-İstanbu, 1927), Tıp Doktoru Türk Ocakları’nın isim babası Fuat Sâbit Ağacık (Erzincan’ın Kemal ilçesi1957-İstanbul 1887), siyâsetçi, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun hukukçu, gazeteci ve yazar Ahmet Ağaoğlu (Azerbaycan’da Şuşa şehri (1869-1939), Osmanlı döneminde Harbiye’den, daha sonra Paris Üniversitesi siyâsi İlimler Fakültesi’nden mezun olan, 1908 yılında İstanbul’a yerleşen, sonradan İstanbul Üniversitesi adını alan Darü’l Fünunda hocalık yapan Yusuf Akçura (Tataristan’da Ulyanovsk şehri 1876-İstanbul 1935), İstanbul Hukuk Mektebi mezunu; Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Musul, Şebinkarahisar, Urfa ve İstanbul milletvekilliği, İrşad Encümeni reisliği yapan millî şâir Mehmet Mmin Yurdakul ( 1869-1944) gibi isimler vardı.

İlk başkan Mehmet Emin Yurdakul’dur. Kısa bir zaman sonra Erzurum’a vâli olarak tâyin edilince Ahmet Ferit Tek başkan oldu. Derneğin asıl maksadı Osmanlı Devleti’ni yaşatmaktı. Ancak devletin dağılma eğiliminde olduğu, kurtarmanın mümkün olmayacağı anlaşılınca, diğer unsurları dışlamadan Türklüğün hâkim olduğu yeni bir yapılanma yolu tercih edilmiştir. Ziya Gökap bu düşünceyi; ‘Türk milletindenim, İslâm ümmetindenim, batı medeniyetindenim’ sözleriyle ifâde ediyordu.  Millî şuurun, millî kültürün gelişmesi ve Türk milletinin bağımsız bir devlete sâhip olması için çalışılmıştır.

Türk Ocakları’nın, Türk milletini bağımsızlığa kavuşturacak en büyük güç olduğunu anlayan işgal kuvvetleri, Meclis-i Mebusan’dan önce Türk Ocakları’nın faaliyetini men edip Ocağı kapatıyor ve önde gelen mensuplarını Malta’ya sürgüne gönderiyor.

Eserin yazarı Safa Furkan Karacakaya, 12 X 19,5 santim ölçülerindeki 190 sayfalık eserinde gelişmeleri; *Türk Ocaklarının Millet ve Halk Anlayışı. *İktisat, Eğitim ve Kültür Alanındaki Fikirleri. *Mustafa Kemal Paşa’nın Türk Milleti, Türk Ocakları ve Halkçılıkla İlgili Görüşleri. *Türk Ocaklarının Tekrar Açılması ve Türkiye Cumhuriyetinde Teşkilâtlanması. *Türk Ocaklarının Kapatılması ve Mallarının Tasfiyesi. *Türk Ocakları Hakkında Yabancıların Görüşleri. *Türk Ocaklarından Halkevlerine Geçiş. *Halkevlerinin yapılanması.

Türk Ocaklarının kapatılması konusunda çok çeşitli görüş ve iddialar vardır. Kapatılma kararı tek sebebe dayalı değildir. Belli başlıları şöyle ifâde edilebilir: *Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması ve Türk Ocakları önde gelenlerinin bu partiye katılmaları. *Halkevleri ile Türk Ocaklarının kültür anlayışlarındaki farklılık ve. Türk Ocakları’nın İttihat ve Terakki Cemiyeti gibi parti hâline gelmesi ve Cumhuriyet rejiminin bütün kurum ve kuralları ile yerleşmemiş olması sebebiyle, bölünmenin problemlere yol açabileceği endişesi. Atatürk’ün bir vesile ile; ‘Türkiye’de dikta rejiminin oluşmaması için ben geçici süre ile ve bir miktar diktatörlük yapacağım’ sözü, bu düşünceyi desteklemektedir. Demokrat Parti döneminde Nisan 1950’de kurulan Türkiye Milliyetçiler Derneği hakkında 22 Ocak 1953 târihinde mahkeme kararı ile kapatılması ve her iki kararda da hiçbir kurucunun hiçbir mensubunun cezalandırılmaması, aynı sebebin geçerliliği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Üstelik Türk Ocaklarının genel başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, Romanya’ya büyükelçi olarak tâyin edilmiş, oradaki görevi sırasında Gaggavuzlarda Türklük şuurunun gelişmesine yönelik çalışmaları, Atatürk tarafından büyük ölçüde desteklenmiştir.

SAFA FURKAN KARACAKAYA: 1993 yılında İstanbul’da doğan yazar, 2011 yılında başladığı İstanbul Teknik Üniversitesi İmalat Mühendisliği bölümündeki eğitimine ara vererek 2013 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Târih bölümüne kayıt oldu. 2017 yılında tamamladığı lisans eğitiminin ardından, aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Târihi Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladı. Hâlen aynı kürsüde doktora eğitimine devam etmektedir. 2020 yılından itibâren Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Târih Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır. İyi düzeyde İngilizce, Almanca ve Fransızca bilmektedir.

2-Cumhuriyet ve Kadın

Cumhuriyet dönemi, Tanzimat ve İkinci Meşrutiyet döneminde başlayan modernleşme akımının ete kemiğe büründüğü bir devre tekabül eder. Bu inkılaplar çağının mühim başlıklarmdan biri de kadındır. 

Tanzimat döneminden itibâren dile getirilmeye başlanan ‘kadın’ konusu, Millî Mücadele döneminde kadınların gösterdiği büyük çaba ile farklı bir noktaya taşınır. Savaşta gösterilen büyük kahramanlıklar Cumhuriyetin ilânı ile birlikte siyâsî, hukukî haklarla kuşatılan eğitim ile yüceltilen kadınlar için bir başlangıç noktası olur. Muasırlaşma hedefine doğru atılan her adımda kadınların toplum içindeki variyetinin yüceltilmesi için çalışılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından savaşın bitimi ile birlikte dile getirilmeye başlanan kadın devrimi Cumhuriyetin en önemli kazançlarından biri olur.

Türk kadınının hak arayış serüveni Cumhuriyet döneminde kendisine nasıl bir yer bulmuştur, bu arayışın filizlenmesi ve geliştirilmesi sürecindeki dinamikler nelerdir, edinilen haklar layıkıyla kullanılmış mıdır soruları üzerinden yola çıkılarak hazırlanan bu çalışmada ‘Cumhuriyet ve Kadın’ konusu siyâsî, hukukî ve sosyal kazançlar üzerinden değerlendirilmiştir.

Ele alınan konu başlıkları şöyledir:

*Savaşın Ardından Siyâsî Hayatın Şekillenmesi. *Cumhuriyetin İlanı Öncesi Dönemin Kadın Algısı. *Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın. *Mustafa Kemal Atatürk’ün Kadın Konusuna Yaklaşımı. *TBMM’de Gelişen Kadın Söylemi *Medeni Kanun’un Kabulü. *Kadınlara Belediye Seçimlerine Katılma Hakkının Verilmesi. *Kadınlara Muhtar Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi… *Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi. *Siyaset Sahnesinde Kadınlar. *Eğitim, Toplum Hayatında Kadın. *Milletlerarası Kuruluşlarda Türk Kadınları.

2023 yılında yayınlanan kitap 12 X 19,5 santim ölçülerinde, 214 sayfadır.

BERAL ALACI:                                                                                                                                             İzmir Karşıyaka’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karşıyaka’da tamamladı. 1999-2003 yılları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Târih Bölümünde lisans eğitimi aldı. 2003 yılında girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Târihi Enstitüsü Yüksek Lisans programından 2006 yılında; yine 2003 yılında girdiği Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Târih Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans programından 2005 yılında mezun oldu. 2008-2014 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Târihi Enstitüsü’nde doktora eğitimini tamamladı. Meslek hayatına 2003 yılında özel dershanede öğretmenlik yaparak başlayan Alacı, 2008 yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesine târih okutmanı olarak atandı. 2009 yılı Mart ayından itibaren Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Târih Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmaya başladı. 2018 yılında İzmir Demokrasi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne Doktor Öğretim Üyesi olarak tâyin. 2022 yılı Ocak ayında Doçent ünvanım alan Alacı, hâlen İzmir Demokrasi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümün¬de görev yapmaktadır. Türk Demokrasi Târihi, Türk Kadın Devrimi, Türkiye-İspanya İlişkileri alanlarında çalışmaları bulunmaktadır.

                                                                                                                                                             3-Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk Kültürü ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler (Dün-Bugün ve Yarın)

Kültür ve medeniyet kavramları birbirine karıştırılmaktadır. İkisinin aynı şeyler olduğu düşünenler de vardır. Ziya Gökalp’in ‘Kültür millî, medeniyet beynelmileldir’ özdeyişi hatırlanırsa, iki kavramın farklı yapı ve muhtevâları olduğu anlaşılır. Akıl ve zekâ birbirinden ne kadar farklı ise, kültür ve medeniyet de o kadar farklıdır.

Kültür kavramının yüzlerce târifi olmasına rağmen medeniyat muhteva itibariyle zengin olmakla birlikte târifi kısadır. Kültürü, sosyologların ekseriyetinin üzerinde mutabık kaldığı târifle şöyle açıklamak mümkündür: ‘Kültür zihniyetlerin bileşkesinde ortaya çıkan ve topluma kimlik kazandıran değerler ve normlardır.’ Buradan hareketle ‘kültürü, bir topluluğu millet yapan ve diğer milletlerden farklı kılan bir hayat tarzı’ bir başka ifâdeyle ‘bir cemiyet, topluluk ve millet için sosyal akrabalık bağlarının ve değerler manzumesinin bütünüdür.’

Şu hususları da hesaba katmak gerekir: ‘Kültür bir toplumun hayat tarzıdır. Kültür bir topluluğun, milletin duygu, düşünce ve davranış kalıplarını ihtiva eder. Burada başta din, dil, târih, bilgi, san’at, örf ve âdetler, ahlâk gibi unsurların bulunduğu, kısaca kişinin bir cemiyetin üyesi olması dolayısıyla kazandığı çeşitli değerler yanında sâhip olduğu diğer bütün mahâret ve alışkanlıkları da ihtiva eden bir bütünden meydana gelir.’

Bir millet ve toplumun maddî, mânevî varlığına âit üstün niteliklerden, değerlerden, fikir ve sanat hayâtındaki çalışmalardan, ilim, teknik, sanâyi, ticâret ve benzeri sâhalardaki nîmetlerden faydalanarak ulaştığı bolluk, rahatlık ve güvenlik içindeki hayat tarzı, yaşama biçimi medeniyet olarak adlandırılır.

Ziya Gökalp’in; ekseriyet tarafından kabul edilen ‘Türk milletindenim, İslâm ümmetindenim, garp medeniyetindenim’ sözü, bir kısım sosyologlar tarafından tenkit edilmekte, hatta reddedilmektedir: Deniliyor ki… ‘Batı ve doğu medeniyetine bağlılık diye bir şey yoktur. Sadece bir milletin hayat görüşüne göre inşa ettiği sağlıklı ve zinde medeniyet vardır. Bunun inşasında eski ve yeni bütün medeniyetlerle birlikte, Batı medeniyetine kuvvet ve kudret bahşeden unsurlardan da faydalanmak gerekir. Batı medeniyeti kavramının Hıristiyan medeniyeti kavramını tedâi ettirdiği, akla getirdiği düşünülürse, bizim batı medeniyetinden olmamız düşünülemez ve kabul edilemez. Biz Türkler, İslâm medeniyetindeniz. Bizim millî kültürümüzün temelinde İslâmiyet vardır.

Her ne kadar din, kültürün oluşmasında etkili oluyorsa da ‘din eşittir kültür diyemeyiz. Eğer böyle olsaydı, bütün Müslüman ülkelerin bir millet sayılması gerektiği gibi, aynı dine mensup Batılı toplumların hepsi de bir millet kabul edilebilirdi. Ayrıca kültür farklılıkları sebebiyle her milletin dini anlaması ve yorumlaması farklıdır. Başka bir ifadeyle toplumun kültürü, o toplumun din anlayışını etkilediği gibi, din de kültürü etkilemektedir. Bunun için Türk’ün Müslümanlığı ile Arap ve Fars’ın Müslümanlık anlayışları da birbirinden farklıdır.

Eserin yazarı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, telif ettiği eserine ‘Türk Kültürü ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler’ ismini vermekle isâbet etmiştir. Değerlendirmelerine katılanlar olduğu gibi itirazı olanlar da mutlaka bulunacaktır. Şu var ki ufuk turu mâhiyetindeki sayfalar, kültür ve medeniyet hakkında okuyanları düşünmeye sevk etmektedir. 

13,5 X 21 santim ölçülerinde, 214 sayfa hacimli kitap 2023 yılında okuyucuya sunulmuştur.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

  İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

 Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

Prof. Dr. RUHİ ERSOY: 2 Aralık 1972’de Osmaniye’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini doğduğu şehirde tamamladı. Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nden 1995 yılında mezun oldu ve aynı yıl Kayseri’de Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak göreve başladı. 2001 yılında Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’ne öğretim görevlisi olarak tâyin edildi. 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halkbilimi Ana Bilim Dalı’nda doktora çalışmasını tamamlayarak Gaziantep Üniversitesi’nde öğretim üyesi oldu. 2005 yılında İngiltere’de School of Oriental and African Studies’de misafir araştırmacı olarak bulundu ve ‘Oryantalist Batı Anlayışına Karşı Türk İslam Kültürü’ temalı birçok konferans verdi. 2008-2011 arasında Gaziantep Üniversitesi’nde senato üyeliği ve konservatuar müdürlüğü görevinde iken Suriye-Türkiye ilişkilerinin kültürel diplomasi ayağında projeler geliştirerek katkıda bulundu. 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde MHP’den 25. Dönem Osmaniye milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. Hâlen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Halk Bilimi Bölümü’nde profesör olarak görevine devam etmektedir. 
Önceki İçerikTürklerin Şifa Bulmaz Hastalıkları!
Sonraki İçerikAtatürk ve Fatih Sultan Mehmet
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.