Öğretim Görevlisi Dr. Hüseyin Emin SERT ile İNSÂNÎ ve SOSYAL GELİŞİM’i konuştuk

327

Oğuz Çetinoğlu: İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörlük bünyesinde Dr. Öğretim Görevlisi olarak hizmet veriyor ve ‘İnsânî ve Sosyal Gelişim Uzmanı’ gibi bir sıfat kullanıyorsunuz.

Sohbetimize ‘İnsanî ve Sosyal Gelişim’ kavramının târifi ile başlayabilir miyiz? 

Dr. Hüseyin Emin Sert: İnsanî ve Sosyal Gelişim; son zamanlarda çokça dile getirilen kişisel gelişimin bizcesidir. Ferdi, sosyal yapı ve çevresiyle birlikte değerlendirir. Kültürel kodlarımızı, inanç, değer ve heyecanlarımızı dikkate alır, hayatın birçok noktasında ihtiyaç duyulan yaklaşımları içerir. Bizim inanç ve değerlerimiz, çok köklü ve insanî hassasiyetleri içeriyor.

Kültür inanç ve değer kodlarımızı, yeni nesillere intikal ettirebilmek çok ciddî bir vazife. Bunu yapamadığımızda toplum olmaktan hızla uzaklaşırız. Zâten içerisinde bulunduğumuz zaman diliminde en ciddî sıkıntılarımızdan birisi de ‘nesiller arası etkileşim’ meselesi…

Çetinoğlu: Akademik çevrede bunları yapabilecek bir anlayış ve gayret var mı?

Dr. Sert: Bu çok hassas ve önemli nokta; insanımızın ve toplumun ihtiyaç ve beklentisine uygun çözümleme ve projeksiyonlar yapabilmek. Hatta toplumun önünden gitmek, ışık olabilmek. Önce anlamak, teşhis koymak, ihtiyacı belirlemek… ‘İnsan için en değerli şey, o anda ihtiyaç neyse odur.’ Buna ‘İhtiyaç Merkezli Yaklaşım’ diyoruz. Zamanı çok az bir kişiye, o anda ne için gelmiş ise onu vermek en güzel ikramdır. Ben bir yere vardığımda: ‘Hocam, size ne ikram edelim?’ diye sorarlar. O anda benim ihtiyacım neyse, onu ifâde ederim. Alışverişe gittiğimde: ‘Hocam, ne ikram edelim?’ dediklerinde; ‘Alacağım ürünün kalitelisini, uygun fiyata verirsen, en güzel ikramı yapmış olursun.’ derim. Bâzısına gideceği yolu târif etmektir. Bâzısının başını okşamaktır, ‘Seni anlıyorum, ‘Yanındayım’ diyebilmektir. Yâni ihtiyaç nerede, ne zaman, nasıl ise ona göre davranmak…

Çetinoğlu: Temelinde İslâm bulunan Türk millî kültürü ile yetişenler, hususî bir eğitim almamış olsalar bile, mensubu bulundukları kültürün uygulamasını gerçekleştirirler.

Peki Efendim. Bir de ‘Durum Teorisi’ var. Onu da açıklar mısınız?

Dr. Sert: Durum teorisi; muktezayı halden beslenir, atmosferi iyi hissedip duruma en uygun davranışı keşfe ve uygulamaya yöneliktir.

Bir mecliste konuşacak mısınız, susacak mısınız. Konuşacak iseniz; nasıl bir tarzda olacak, dolaylı anlatım mı vs gibi, söz söyleme sanatına da işâret eder, durum teorisi.

Durum teorisi; ihtiyaç, beklentilerin karşılanmasını önemser. Fî târihinde başıma bir kaza geldi. İlk defa başıma trafik kazası geliyor. Çok sevdiğim, tecrübesine güvendiğim bir yakınım vardı. Yanına gittim; benim derdime derman olur, içime su serper falan diye ümit ediyorum. Bana söylediği ilk cümle şu oldu: ‘Dökülen su, kabını doldurmaz.’ Psikolojik olarak zâten yıkılmışım. Dökülen suyu tekrar kaba koymak derdinde değilim. O anda beni rahatlatacak cümle; ‘Geçmiş olsun. Olur böyle şeyler, şöyle yaparız, böyle yaparız, hallederiz’ demesini bekliyorum. Belki üzüntüme ortak olmanın şaşkınlığıyla ne söyleyeceğini bilememiş olabilir. Şüphesiz beni kırmak gibi bir düşüncesi yoktu… Bunun için nerede neyi nasıl yapacağız veya söyleyeceğiz, çok önemlidir. Durum teorisi bunu detayları işle ele alır.

İnsanî ve sosyal gelişim; çok kapsamlı, uzun soluklu, sistematiği olan bir ilim dalı olma hedefine sâhiptir. Nerede, kime, hangi sözü nasıl söyleyeceğini bilmek, ihtiyaca uygun davranabilmek, ferdi ve sosyal verimlilik için gereklidir…

Çetinoğlu: Dostun mükemmeli; fırtınalı, karlı-tipili bir gecenin ilerlemiş saatinde telefon edip, ‘zor durumdayım, yardımına ihtiyacım var’ diyen dostuna: ‘Ne oldu’ demez, ‘Neredesin’ diye sorar. Cenâb-ı Allah, herkese böyle dostlar ihsan buyursun. Dostun böylesi ‘sosyal gelişim’ kavramını duymamış olabilir. Türklük ruh ve şuurunu özümsemiş insanlarımız böyledir.

Azerbaycan’daki soydaşlarımızın güzel bir sözü var. ‘Her insan her an yardıma muhtaç duruma düşebilir. O halde her an yardıma hazır olmalıdır.’  Bu söz, Gence ve Şeki bölgesinde daha kapsamlı söyleniyor: ‘Her an misâfir gelebilir, evini temiz tut. Her an ölüm gelebilir, imanını kavi tut.’   

Konumuza dönersek Efendim! Sizi Durum Teorisi’ne götüren nedir?  

Dr. Sert: Beni durum teorisine götüren belâgat ilmi yâni söz söyleme ve davranış sanatıdır.

Çetinoğlu: Sözü; etkili, güzel ve hitap edilen şahsın içinde bulunduğu duruma uygun söyleme sanatı… Hz. Ali Efendimize atfedilen ‘Nehc’ül – Belâga’ isimli eserini hatırlatıyor… Devam buyurur musunuz?

Dr. Sert: İlahiyat Fakültesi’nden sonra İstanbul’da aldığım medrese eğitimi esnasında ‘Telhis’* isimli belâgat kitabının başında, sözün ‘mukteza-ı hâle mutabık olması’ diye bir giriş kısmı vardı. Hocamız 2 aya yakın bu konuya ağırlık verdi, mevzuu oraya çeviriyor ‘mukteza-i hâl’* diyor, buraya çeviriyor ‘mukteza-i hâl’ diyor. Benim de içim içimi yiyor, ‘Bu kitaptan biz şey anlamayacağız, hocaefendi iki kelimeyle 2 ayı geçirdi’ falan diye düşünüyorum. Ne zaman ki hayata atıldım, öğretmen olunca gördüm ki, hayat baştan sona ‘mukteza-i hâl’ imiş. Neyi, nerede, nasıl yaparsınız, nasıl söylersiniz; söyler misiniz, söylemez misiniz; hakîkat mi, mecaz* mı, kinaye* mi, dal’bil-ibâre mi, dal’bid’delâle mi, dal’bil-işare mi; yâni işâret diliyle mi, beden diliyle mi veya ıtnap* mı kullanırsınız, uzun uzun mu anlatırsınız, kısaca mı veya mecaz, kinâye yoluyla mı… Böyle edebiyat ve söz söyleme sanatları vardır. Bunlar kaybettiğimiz değerler. Şimdi bunları gençler durum teorisi olarak anlatmaya çalışıyorum

Çetinoğlu: İlâhiyatta çalışma sâhanız ‘hitâbet’ mi?

Dr. Sert: Benim altyapım ilâhiyat, asıl alanım tefsir. Fakat ben hep hayatımda Kur’ân-ı Kerim’in ferdî ve içtimaî hayatımıza bakan yönüyle ilgilenmek istedim. 2003’ten beri de tefsir ilmiyle doğrudan meşgul olmuyorum. Kendime böyle bir yol tutturdum. İnsanî ve sosyal gelişim. 2008’lerde ismini ve kimliğini buldu. Rahmetli Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu* hoca, ‘Siz bu sahada önder veya okul (ekol) olursunuz’ deyince de, okul olacağım diye dolaşıyorum. Dün bir grubu karşıladık, Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Gülfettin Çelik* beyin yaklaşımından heyecan duydum; İnşallah bunun lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde bir ders olması benim derdim. Ders olarak vermeye başladım aslında, Maltepe Üniversitesi’nde. Sağ olsun, bu projeme, o zamanki Rektör Prof. Dr. Şahin Karasar* hoca sâhip çıktı. 2 dönem ders olarak okuttum. Fakat ben bunu bütün birimlerde, ortak ders olarak okutulmasını sağlamak istiyorum. İşte biraz önce konuştuk, Yıldız Teknik Üniversitesinden mühendislerle… Hatta ben mühendislerle karşılaştığımda şöyle bir cümle kuruyorum: Bizim sosyal bilimcilere biraz mühendis aklı vereceksiniz. Mühendislere de biraz sosyal ilimler okutacaksınız. Yâni hem ahlâkî, hem usûl-adap, hem etkileşim, üretim ve sonuç odaklı olacak.

Çetinoğlu: Neden ‘İnsanî ve Sosyal Gelişim?’ diye sorsam…

Dr. Sert: İnsan konusu; şahsiyet, kimlik, insanlık ve toplum; her birisi üzerinde uzun uzun konuşulabilir. Mânevî değerler meselesi var. İnanç ve değerler, yâni bizi var eden ve geliştiren değerler. Bir ara ‘değerler eğitimi’ diye bir konu gündem oldu. Maalesef, biz birçok şeyin içini doldurma noktasında çok sıkıntılıyız. Her değerli şeyin sahtesi olduğu gibi, bunun içini doldururken de ciddî sıkıntılar yaşanabiliyor. Burada bilgi, iman ve ihlas meselesi söz konusu. Biliyorsunuz, bizim kitabımız ‘ikra/oku’ kelimesiyle başlıyor; bilginin kaynağı, okumak. Onun hemen yakınında iman ve ihlas dediğimiz ikinci boyut var. ‘Allemel insane ma lem ya’lem / İnsana bilmediğini öğretti’ şeklinde Rabb’imize dayanan bir ilimden bahsediliyor. ‘Âlleme Ademe esmaül hüsna küllehâ’ şeklinde, vurgulu bir şekilde Âdem aleyhiselama bütün ilimlerin öğretilmesi vurgulanıyor.

Çetinoğlu: Siz faydalı ve hatta ‘elzem’ denilebilecek bir ilim dalını yerleştirmeye çalışıyorsunuz. Diğer taraftan evrim teorisini* yüceltenler var.

Dr. Sert: Maalesef. Evrim teorisinin öne çıkarılmasının arka planlarında ideolojik boyut var. Bugün bize batıdan gelen bilgi kırıntılarının çoğunun kurucuları papazlar ve bazılarını da bizlerden kopyalamışlar, biraz değiştirerek kendi isimlerini koymuşlar. Birçok ilmî alanda bunlar maalesef bir vakıa. Yâni güç kimdeyse… Batıdaki o buharlı motorla, Fransız devrimiyle başlayan fırtına hâlâ devam ediyor.

Çetinoğlu: Biraz da dünyâ meselelerini konuşsak… Nasıl bir dünyâda yaşıyoruz ve hep birlikte ve de şuursuzca nasıl bir geleceğe koşuyoruz.

Dr. Sert: Şu anda dünya, kimliğini ve eksenini arıyor. Biliyorsunuz, doğuda tekrar Çin’in bir hareketlenmesi var, Amerika’nın ‘dur’ diyebilmek için çalışması var, Avrupa’nın arada kaldığı durumlar var; işte bankalar iflas ediyor… Yıllar önce, ben, ‘Amerika batıyor’ falan diye böyle güçlü bir sesle söylüyordum. Çünkü biliyorsunuz, ekonomisi sağlam ülkelerin parasının arkasında merkez bankalarında rezerv tutulan altın stokları var. Fakat doların karşılığında şu anda altın maltın yok; izâfî olarak, şişirilmiş bir şey var. Bizde batan İmar Bankası gibi. Bütün dünya ülkeleri, ‘Haydi ver bakalım şu bizim paraların karşılığını’ dese, bitti işte, dünya iflas etti. Yâni çok basit dengelerle bile… Ben iktisatçı değilim, ama bunlar önemli dengeler, yâni anlamamız mümkün olan şeyler.

Dünyâ nereye gidiyor, biz ne yapıyoruz? Bu, her zaman sorgulamamız gereken bir şey. Teknikte, enerjide… Bir yerde okudum, şu anda kaliteli hava alan insan sayısı ancak dünya nüfusunun yüzde l’i oranındaymış. Demek ki, hepimiz kirli veya zehirli hava soluyoruz. Ne hâle gelmişiz! Ben uçak yolculuklarında bakıyorum, Türkiye’nin birçok yeri boş; ama İstanbul gibi bir yere 18 milyonu sıkıştırmışız, nefes alamaz hâle gelmişiz, hâlâ daha İstanbul’da iskân sâhasını gökdelenlerle falan nasıl arttırabiliriz diye uğraşıyoruz. Trafiği hiç söylemiyorum. Bu da epeyce uzun bir konudur. Fakat farkında olmamız ve dert edinmemiz gerekiyor.

Çetinoğlu: Âile kavramı, yapısı ve işleyişi bakımından sizin ilgi ve bilgi alanınızda. Neler söylemek istersiniz?

Dr. Sert: Günümüzde âile müessesesi ve iletişim ciddî tehlike altında. Birbirimize selâm vermez olduk. İnsan sosyal bir varlık diye tanımlıyoruz, ama huzur ve saadeti aradığımız yerler farklı. Bir birimize bir tebessümü bile çok görüyoruz… Televizyon ekranlarında ve gazetelerde âile içi ve âileler arası gayri meşru ilişkiler, kavgalar, cinâyetler dikkat çekici, asap bozucu boyutta. Devamlı olarak artıyor.  ‘İyi haber, haber değildir’ kuralı geçerli. Bir de sıradan olaylar dikkat çekmiyor. Mutlaka sıra dışı olmalı. Âile içi ve âileler arası ilişkilerin haber olması için kavga, yaralama, öldürme olmalı. Bu haberler o kadar çok kullanılıyor ki… İlişkilerin böyle olması gerektiği kanaati oluşup yaygınlaşıyor.  Bu noktada ailevî gelişim devreye girmelidir. 

Çetinoğlu: İnsânî ve sosyal gelişim konusu ile ilgileniyorsunuz. Dünyânın ve Türkiye’nin gündeminde bu türdeki hâdiselerin sona erdirilmesi, hiç değilse azaltılması hususunda çalışma var mı?

Dr. Sert: Bu gün yoksa bile yarınlarda mutlaka olacak, olanların ne kadarı bizim hassasiyetlerimizi dikkate alıyor bu da diğer bir husus. Çalışmama insânî ve sosyal gelişimin ruhu ve çilesi dediğim bir başlık ekledim. Yapılan işe ruh katmak gerekiyor. Ruhu olmayan hiçbir şey yaşamaz. Her şeyde bir ruh vardır; o niyettir, istikamettir. Çilesi çekilmeyen ve bedeli ödenmeyen fikir ve dâvâ devam etmez.

Çetinoğlu: Entel takımı ‘farkındalık yaratmak’ diyor. Allah (cc) kolaylık versin. Varlık sebebimizi bilmeliyiz.  

Dr. Sert: Evet, insan olarak varlık sebebimizi bulup gerçekleştirmemiz verimlilik açısından önemlidir. Bu varlık sebebi, Mülk Sûresindeki ‘Ahsen-i takvim’*den aldığımız ve Rabb’imizin her birimize verdiği özel kabiliyetlerdir.  Bizim fert olarak dünyâda olmamızın bir hedefi, bir gayesi var. Her birimiz ayrı bir boşluğu dolduracak. Bütün mesele, kâinatta bize ait olan boşluğu doldurabilmektir.

Çetinoğlu: Üzerinde çalıştığınız İnsânî ve Sosyal Gelişim Projesi’nde yeni ve denenmemiş hususlar var mı?  

Dr. Sert: Var denilebilir, farklı yaklaşım ve bakış açıları: mesela ‘5K’ sistemi var:  Kalp, kafa, kese, kemer ve kelâm.

Çetinoğlu: Bunları tek tek açıklamanız mümkün mü?

Dr. Sert: Ben ilk başladığımda bu sistematiğe, İmam Gazali*’nin ‘İhya’u Ulum-id-Din* isimli eserinden aldığım kalp ve kafadan bahsediyorum. Kalp, iman, sevgi ve muhabbetin hânesi. Kafa, bilgi ve düşüncenin merkezi… Kese kelimesi iktisâdî ve maddî boyutları ihtiva ediyor: Bütçesi olmayan proje gerçekleştirilemez.

Çetinoğlu. Kemer… ???

Dr. Sert: Kemer, duygu kontrolüne işâret ediyor. ‘Eline, beline, diline sâhip olmak’ meselesi ile de alâkalı.  Âile hayatı da bu başlık altında ele alınıyor.

Çetinoğlu: Ve… Kelâm…

Dr. Sert: Mâlum, kelâm: Söz, ifâde, söyleyiş, söyleme… demektir.

Şu anda kaybettiğimiz en temel değerlerden birisi: Söz ve icraat uyumudur. Bâzı insanlarımızın sözü, davranışlarına uymuyor. Bu uyumu sağlayamadığımız sürece, problemlerimizin ardı arkası kesilmez.

Çetinoğlu: Anlaşıldığına göre İnsânî ve Sosyal Gelişim Projesi, insanlarımızı ahsen-i takvim’e uygun hâle getirecek, fabrika ayarına dönüştürecek.  Daha açık ifâdesiyle insanoğlunun Allah tarafından verilen en güzel ve en mükemmel biçime sâhip olması sağlanacak. Allah kolaylık versin.

Efendim, sorularımı cevaplandırmak için zaman ayırdınız, teşekkür ederim.

…………………………..

*Telhıs: Celaleddin Muhammed bin Abdurrahman tarafından telif edilmiş ‘Telhîsü’l Miftâh’ isimli eser.                                                                                                                                                                                            *Mukteza-i Hâl: İçinde bulunulan durumun gerektirdiği şartlara uygun olma

 *Mecaz: Bir kelimenin hakîki mânâsından (temel ve yan mânâlarından) sıyrılarak, başka bir kelimenin yerinde kullanılmasıdır. *Kinâye: Söylenmek istenilen sözü doğrudan doğruya değil de dolaylı, sitemli ve dokunaklı olarak anlatmak.

*Itnap: Bir düşüncenin gereğinden fazla sözle ifâde edilmesi mânâsında belâgat terimi.  *Doğan Cüceloğlu (1938-2021): Türk sosyal psikolog ve akademisyen. Şahsî gelişim kitapları ve televizyon programı ile tanındı.

*Gülfettin Çelik: 1962-): Prof. Dr.İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezunolduSiyaset Bilimci. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü.

 *Şâhin Karasar (1965-): Prof. Dr. 2014 – 2022 yılları arası Maltepe Üniversitesi Rektörü.

 *Evrim Teorisi: İngiliz biyoloji uzmanı Charles Darwin (1809-1882) tarafından ileri sürülen ve çok bilinen şekli ile insanın maymundan değişim yoluyla meydana geldiği iddiası. İslâmiyet bu teoriyi reddeder.                                                                                                                                                                             *Ahsen-i Takvim: İnsana Allah tarafından verilen en güzel ve en mükemmel biçim. … Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf tâbiri.   

*İmam Gazalî (1058-1111): İslâm âlimi. Mutasavvıf ve medrese hocası (üderris/profesör)

*İhya’u Ulu’-id-Din: İmam Gazalî’nin kitabı.

Dr. Hüseyin Emin SERT: 1967 yılında Ordu’nun Perşembe İlçesi’nde dünyaya geldi. Kayseri Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 1992 yılında mezun oldu. 1995 yılına kadar Sivas Gemerek İnkışla’da öğretmen olarak çalıştı. 1996 yılında Yüksek Lisansını tamamladı. 1995-2009 arasında Elazığ Fırat Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olarak vazife gördü. 1997’de Mısır-Kahire’de araştırmalarda bulundu. 2002 yılında Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi’nde doktora tezini tamamlayıp ‘Doktor’ unvanına hak kazandı. 2006 yılında Bosna’da Mekke-Medine’de, 2008’da İngiltere, Hollanda, Belçika, Almanya ve Kuzey Irak’da ‘İnsânî ve Sosyal Gelişim’ altyapı çalışmalarında bulundu. Hâlen İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır.  İngilizce ve Arapçayı bilişim ve iletişim dili olarak kullanmaktadır.
Önceki İçerikHallaç Pamuğu
Sonraki İçerikNiçin Gelişmiş Ülke Değiliz?
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.