Mükafat ve Sevinç Günü Ramazan Bayramı

46

 

Yüce Allah’ın inayetiyle rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif’i oruç, teravih, Kur’an tilaveti, zekât, sadaka vb. ibadetlerle ihya ederek, günahlarımız bağışlanmış (Buhari, İman, 37)  olarak mükâfat ve sevinç günü olan mübarek Ramazan bayramına ulaşmış bulunuyoruz. Birlik-beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin kaynaştığı, huzur ve mutluluk dolu bir Ramazan ayının ardından bayrama ulaşmak Yüce Allah’ın biz mü’minlere büyük bir lütuf ve ihsanıdır.

Bayramlar, Yüce Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği; sevgi, saygı, kardeşlik, affetme, hoşgörü, yardımlaşma, ikram ve ihsan duygularının doruk noktaya ulaştığı müstesna günlerdir. Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Her toplumun öteden beri kutladıkları sevinç günleri ve bayramları vardır. Bizim de Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki büyük bayramımız vardır.

Allah Resûlü (s.a.s.) hicret ettiği zaman Medinelilerin çeşitli oyunlar oynadıkları cahiliye döneminden kalma iki bayramları vardı. Hz. Peygamber (s.a.s.), onların bu bayramlarını görünce şöyle buyurdu: “Allah, size bu iki bayramınıza bedel olarak daha hayırlısını; Ramazan ve Kurban bayramını lütfetmiştir.” (Ebû Davud, Salât, 239) Müslümanlar olarak, o günden sonra bu iki büyük bayramı sevinç ve huzurla kutlamaktayız.

İslam’da, bayramlarda meşru ölçüler içerisinde eğlenmeye ve sevinç göstermeye müsaade edilmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bir bayram gününde Aişe Validemizin mescitte mızrak ve kalkan oyunu oynayan Habeşlileri izlemesine müsaade etmiştir. (Buharî, İydeyn, 2; Salât, 69)

Bununla birlikte bayramlar sadece eğlence ve tatil günleri olarak görülmesi doğru değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bayramlardaki sevinç ve eğlencelerin meşru sınırları aşmaması ve kulluk şuuruyla kutlanması için bayramların dini yönünü hep ön plana çıkarmış, bayramların, neşelenme günleri olduğu kadar, Allah’ı zikretme günleri olduğunu da bildirmiştir. (Ebu Davud, Edâhi, 9-10) Bir hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmuştur: “Bugünümüzde yapacağımız ilk şey, namaz kılmaktır.” (Müslim Edâhi, 7) Demek ki, Müslümanların sevinmesi de Allah’ın rızasına uygun ve Müslümana yakışır şekilde olmalıdır.

Bayramın neşesine zarar verecek, insanları korkutup endişelendirecek ve toplumun huzurunu bozacak davranışlardan sakınmak gerekir. Bayram sevincini silah atarak kutlamak doğru bir davranış değildir. Bayramlarda silah atmak bir yana Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bayramlarda herhangi bir düşman tehlikesi yokken insanların kalabalık olduğu yerlerde silah taşımayı dahi yasaklamıştır. (Buhârî, İydeyn, 9)

Bayramlar, sosyal dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı; toplum fertlerinin birbiriyle kaynaştığı; dargınlıkların unutulduğu, küslerin barıştığı; sevinç ve kederlerin paylaşıldığı; sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının doruk noktaya ulaştığı, müstesna mutluluk günleridir.

Bayram günü mümkünse ilk önce bizden dua bekleyen geçmişlerimizi ziyaret etmeli, onlara Fatihalar göndererek ruhlarını şâd etmeliyiz. Daha sonra başta anne-babamız olmak üzere büyüklerimizi, yakınlarımızı, komşularımızı ziyaret etmeliyiz. Ziyaretine gidemediğimiz yakınlarımıza çeşitli iletişim vasıtalarıyla ulaşarak bayramlarını kutlamalıyız. Küsleri barıştırıp, aramızdaki dargınlıklara mutlaka son vermeliyiz. Şefkate muhtaç öksüz ve yetimlerle ilgilenmeli, fakir-fukaraya yardım etmeliyiz.

Bayramlar; sevinç ve coşkuyu toplumun her yanına, her kesimine yaymak; kederli, gönlü kırık kimselerin de bayram etmelerini sağlamakla gerçek gayesine ulaşabilir. Bunun için, çocuk yuvalarında bayram sevinci yaşamayı bekleyen yavrularımızı, huzur evlerinde evlatlarının yolunu gözleyen yaşlılarımızı, hastanelerde türlü dert ve hastalıklarla mücadele eden kardeşlerimizi de ziyaret ederek bayramın sevinç ve mutluluğunu onlara da taşıyalım.

Bayram, paylaşılan bir sevinç demek olduğuna göre, bugünlerde sevinçleri paylaşmalı; acıları ve yaraları birlikte sarmalıdır. Dini, vatanı uğruna zulme uğrayan, yurtlarından sürülen ve yoksulluğun pençesinde kıvranan din kardeşlerimizin acılarını paylaşmalı, onlara yardım etmenin yollarını aramalıyız.

Rabbimizin sadece oruçlular için tahsis ettiği “Reyyan” adı verilen kapıdan cennete girerek (Buharî, Savm, 4) gerçek bayramımıza kavuşmak dilek ve temennisiyle Ramazan Bayramınızı tebrik eder; sağlık, mutluluk, birlik-beraberlik ve huzur içinde bizleri daha nice bayramlar ulaştırmasını Yüce Mevlâmızdan niyaz ederim.