Bak kâinat kitabının güzel, hoş ve rengârenk sayfalarına,
İlahî Kudret’in altın kalemi, gör ne güzel ifade etmiş.
Kalmamış bir nokta karanlık, kalp gözü açık olanlara,
Sanki ayetlerini Rab, nur ile yazmış.
Kâinata,
Ne kadar hayret edici, şaşırtıcı ve acze düşürücü bir hâl vermiş.
Bak,
Ne yüce seyredilecek yerdir; kâinatın uzay ve fezası.
Dinle de yıldızların tatlı konuşma ve sohbetlerini,
Nurlu, parlak mektubunu Hikmet,
Bak ne güzel ifade etmiş.
Hep beraber nutka gelerek, Hak diliyle derler:
Haşmet ve kudret sahibi Allah’ın sultanlığının azametine,
Birer nur saçan parlak delilleriz.
Sanatla yaratıcı, varlığı zaruri olan Allah’ın;
Hem vahdet ve birliğine,
Hem kudretine şahitleriz biz.
Zeminin yüzünü yaldızlayan nazlı mucizeleri;
Meleklerin gezip seyretmeleri için,
Semanın Arz’a bakan, Cennet’e dikkat eden,
Binlerce, dikkatle araştırıcı gözleriz biz.
Yaratılış ağacından semavat şıkkına,
Hep Kehkeşan / Samanyolu dallarına,
Ulu ve çok güzel Allah’ın hikmet eliyle takılmış;
Binlerce güzel meyveleriz biz.
Şu semavat ehline;
Birer seyyar mescid, birer dönen hane, birer yüce yuva,
Birer nurlu lâmba, birer gayet büyük gemi, birer uçaklarız biz.
Mükemmel ve kudret sahibi,
Celâl ve hikmet sahibi Allah’ın;
Birer, kudret mucizesi,
Birer, Yaratan’a yakışır şekilde sanat harikası,
Birer, gaye amaçlı nadir yaratılmış,
Birer, yaratılış dâhileri,
Birer, nur âlemiyiz biz.
Böyle yüz bin dil ile, yüz bin bürhan gösteririz,
İşittiririz insan olan insana.
Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,
Hem işitmez sözümüzü;
Hak söyleyen ayetleriz biz.
Sikkemiz bir, mührümüz bir;
Rabbimizin emirlerine âmâdeyiz.
Tespih çekenleriz;
İbadet edenlere yakışır sûrette zikrederiz.
Kehkeşan’ın / Samanyolu’nun
En büyük halkasına mensup / bağlı
Birer cezbeye uğramış,
Meczuplarız biz.


