Millet Düşünceleri (2)

69

     İnsan altına da
ihtiyaç / gereksinim duyar, bakıra da. Çinkoya da ihtiyaç duyar, demire de.

     Bir toplum;
valiye, askere, mühendise ihtiyaç duyduğu gibi,

     Duvarcı, çöpçü ve
kapıcıya da, ihtiyaç duyar. Elbette aralarında keyfiyet farkı var.

     Ama bu
yukarıdakilerin aşağıdakilere hor bakmasını gerektirmediği gibi,

     Alt tabakada
olanların da, onlara düşmanca bakmalarını icap ettirmez.

X

     Büyük Türk
Milleti’ni teşkil etmede, çeşitli kavim ve unsurların da yer aldığı

     Bu milletin
oluşmasında; Türkler başı çekmişler; zaman ve zemin gereği,

     Liderlik
vasıflarını ortaya koymuşlardır.

     Türkler tarih
boyunca gösterdikleri devlet kurma, idare etme vasıfları sebebiyle,

     Birçok unsuru
kendi başkanlıkları altında toplamasını ve toplanmasını bilmişler.

     Ve tabii bu
durumda:

     İdare etmenin,
yönetmenin ve birliğin sağlanması için,

     Türkçeyi bilmek,
konuşmak, devlet dilinin Türkçe olması;

     Zarurî bir ihtiyaç
olarak kendini göstermiştir.

     Nitekim Sahabe,
Hz. Muhammed’e sorar:

     -Arap kimdir Ya
Resulallah?

     Verdiği cevap çok
muhteşem, çok düşündürücü.

     Milletlerin birlik
ve beraberliklerinin temel taşı:

     -Arapça
konuşandır.

     Aynı mantık gereği
olarak:

     -Türk kimdir’in
cevabı da, pek tabiidir ki:

     -Türkçe
konuşandır.

     Mes’ele bu kadar
açık. Çünkü Türkiye’de bir kısım halk; başka hangi dili bilirse bilsin,

     Türkçeyi bilmekte,
okumakta, yazmakta ve konuşmaktadır.

     Evet, Türkiye’de
birçok unsur var. Olması da tabiidir.

     Fakat hepsi kendi
dillerini bilir. Fakat aynı zamanda Türkçeyi de bilir ve konuşur.

     Bunun aksi
düşünülemez.

     Çünkü dil birliği
olmayan yerde, birlik ve beraberlik mümkün değil.

     Nitekim Osmanlı
Devleti, devlet hizmetine almak istediği yabancı menşeli, kabiliyetli gençleri;

     Türk dilini ve
dinini öğrenmeleri için,

     Bir müddet Türk ve
Müslüman ailelerin yanında kalmasını öngörürdü.

     Tarihî bir sonuç
olarak kendini gösteren; bir ve bütünlüğümüzü sağlayan bu ihtiyaç;

     Türk Devleti’nin
olmazsa olmazıdır.

     Zaten millet;
temelde aynı doğuşta olan öncü ve rehber milletle;

     Aynı oluşta
olanların bir araya gelerek teşkil ettikleri bir birlik, bir sentez, bir
terkiptir.

     Her millet
binasının oluşmasında, tarihin bir sonucu ve gereği olarak;                                                                                                             
                                             

     Harç hükmündeki
rehber ve öncü unsur başı çekmekte

     Ve o milleti
teşkil edip, ortaya çıkarmaktadır. Türk Milleti’nin harcı ise Türklerdir.

     Onu koruyacak ve
devam ettirecek olan da, dil birliği yani Türkçedir  .

     Bunda
hazmedilemeyecek bir durum yoktur. Kısaca, resmî dil ve eğitim dili;

     Her devletin temel
taşıdır. Çünkü:

     Aynı doğuşta
olanlarla, aynı oluşta bulunanların birliğidir ki, milleti meydana getirir.

     Her milletin birliğini,
harç hükmünde olan müşterek / ortak resmî dili

     Ve eğitim dili
gerçekleştirir. Evet doğuş değil oluş asıldır.

     Zaten Millî Eğitim
demek; aynı doğuşta olanlarla, aynı doğuşta olmayanları,  

     Aynı oluşu
sağlayarak; birbirlerine kenetlemektir ki, bunda başrol dilindir.

     Bu rol Türkiye,
Türkler ve Türkleşmiş olanlar için, Türkçe’dir.

Önceki İçerikAhi Evran ve Ahilik Geleneği
Sonraki İçerikZulmet ki Sonun Gelsin –I
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.