Mevlânâ – Şems İkilisi (3)

43

Mevlânâ’yı manen tutuşturan Şems; dönüp, manen tutuşturduğu Mevlânâ’nın manevi sıcaklığından, kendisi de istifade etmiştir, diyebiliriz.

Tıpkı biraz önce söylediğimiz gibi, bazen bir şeyhin hâlis ve samimi müridi, bir bakıma irfan sahasındaki öğrencisi; şeyhinden daha ileri gidebilmesi gibi. Sonra da dönüp şeyhini irşad etmesi, âdeta şeyhinin şeyhi olması gibi.

Aslında Şems-i Tebrizî (Tebrizli Şems), Hz. Mevlânâ’nın kaalden yani söz’den hâl’e yâni yaşayışa, oluşa geçmesinin kendisine neler kazandıracağını gösterdi. Mevlânâ’nın hamlıktan, pişmiş hâle geçişini sağladı.

Nitekim bir gün, Mevlânâ havuz başında oturuyordu. Yanında kitapları vardı. Şemseddin bunların ne kitabı olduğunu sorunca:

“Bu kaaldir. Sen anlamazsın!” dedi.

Şemseddin (Şems-i Tebrizî) kitapları suya attı! Mevlânâ buna çok üzüldü!

Şemseddin elini uzatıp hepsini sudan çıkardı. Hepsi kupkuruydu.

Mevlânâ: “Bu ne iştir?” diye şaşkınlığını ifade edince, bu sefer Şemseddin:

“Bu hâldir. Sen anlamazsın!” der.

Ve Mevlânâ’nın bir bakıma mânevî basîret ve gönül gözünün açılmasına vesile ve sebep olur.

Hemen belirtelim ki:

“Üstad ve mürşid (yâni mânevî rehberler) masdar ve menba (kaynak) telâkkî edilmemek (sayılmamak) gerektir. Belki mazhar ve ma’kes (sadece yansıtıcı) olduklarını bilmek lâzımdır.

“Meselâ: Hararet (ısı) ve ziya (ışık), sana bir âyine (ayna) vasıtasiyle gelir. Senden Güneş’e karşı minnettar olmıya bedel, âyineyi (aynayı) masdar (kaynak) telâkkî edip (sayıp), Güneş’i unutup,ona minnettar olmak, divaneliktir. Evet âyine (ayna) muhafaza edilip (korunmalı). Çünkü mazhardır (yansıtıcıdır).

“İşte mürşidin (mânevî rehberin) ruhu ve kalbi bir âyine (bir aynadır). Cenabı Hak’tan gelen feyze ma’kes (yansıtıcı) olur. Mürîdine (öğrencisine) aksedilmesine de vesîle (ve sebep) olur. Vesilelikten fazla feyiz noktasında makam verilmemek lâzımdır.”

İşte Mevlânâ ile Şems birbirlerine ayna olmuşlar. Âdeta İlâhî feyzi birbirlerine aksettirmiş ve aktarmışlardır. Sanki birbirinin gözünü açmışlar. Yâni mâna, kalb ve gönül, kısaca basîret gözünün bir başka çeşit açılmasına vesîle olmuşlardır.

Çünkü:

“Kur’an, âyîne (ayna) ister. Vekil (aracı) istemez.”

Zira Allah kulu ile kendi arasına kimsenin girmesini istemez.

Zaten, İslâm’da ruhbaniyetin olmazlığı da canlarım bunu göstermiyor mu?

 

 

Önceki İçerikMuhteşem Törenler ve Gelişmişlik Seviyesi
Sonraki İçerikİnsani Değerlerde ve Eğitim Anlayışında Paradigma Değişikliği Önerisi
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.