Merkezi Yönetimden Yerel’e – Yerinden Yönetime

62

Yüzyılımıza damgasını vuran küreselleşme, geleneksel kurum ve kuruluşları değişime zorluyor. Bu değişimin önemli bir parçası merkezi idare ile yerel yönetimlerin yerel demokrasinin ve yerel yönetimlerin güçlendirilerek Avrupa Birliği normlarına uygun hale getirilmesidir.

Yerel Yönetimler demokrasinin kılcal damarları hükmündedir. Sistemin sağlıklı çalışması en alttaki talep ve beklentilerin en üste taşınması ve alınan kararların en hızlı şekilde icraatına geçirilerek halkın yaşantısına yansınası, bu damarların açık ve sağlıklı çalışmasına bağlıdır.

Halkın kendisine en yakın idari birim olan yerel yönetimler ile her türlü sorununu görüşmesi, çözüm arayışının bu noktada başlaması en makul ve tabi olanıdır.

Toplumsal taleplere cevap vermekte zorlanan mevcut kamu yönetimi  sistemini dünyadaki değişim ve gelişmeler ışığında yeniden yapılandırılarak merkezden merkeziyetçi bir yönetim anlayışından adem-i merkeziyetçi yerel yönetimlerin güçlendirildiği yerele ait kamusal sorunların yerinde çözümlendiği halkın katılım ve temsilinin en üst düzeyde gerçekleştiği bir yönetim yapısı ve anlayışı hem merkezi yönetimde hem de yerel yönetimlerde uygulamaya konulmalıdır.

Kamu yönetiminin esası insana hizmet etmek, hizmette kaliteyi ve verimliği artırmaktır. Bu hedeflere ulaşabilmek için merkezi yönetimi yeniden yapılandırılması, merkezi yönetimin üstlenmiş olduğu birçok hizmete alanının yerel yönetimlere ve yereldeki kamu kurum ve kuruluşlarına devri sağlanmalıdır.

Bir yönü ile demokrasi ;

Sadece seçme veya seçilme rejimi değil aynı zamanda katılma denetleme, işbirliği rejimidir. Kamu hizmetlerinde katılım ve işbirliği yerel yönetimlerde başlar.

Günümüzde mahalli hizmetler yerinden yönetim anlayışına uygun olarak mahalli idareler tarafından, ulusal düzeydeki (Savunma, Sağlık, Dış İşleri, Eğitim vs.) hizmetler ise merkezi idarelerce yönetilmelidir. Bu yapılanmaya esas olmak üzere merkezi idare ile yerel yönetimler arasında görev, yetki, verimlilik, etkinlik ve kaynak paylaşımı çağdaş yönetim ilkeleri ışığında yeniden belirlenmelidir.

Temel ilke olarak merkezi yönetim tarafından yürütülmesi zorunluluğu olmayan hizmetler kaynakları ile birlikte yerel yönetimlere devredilmelidir.

Demokratikleşmeye önem ve öncelik verilerek seçimle oluşan yerel yönetim organları üzerindeki merkezi idare karar ve denetimi en aza indirilmelidir.

İl Özel İdareleri ve Belediyeler yeniden yapılandırılarak Bakanlıkların taşra teşkilatları görev ve yetkileri ile birlikte işlevlerine göre Belediye ve İl Özel İdarelerine devredilmelidir.

Bu düzenlemeler çerçevesinde yerel yönetimlerin karar alma süreci ile bazı faaliyetlerine sivil toplum kuruluşların katılımı ve işbirliğinin geliştirilmesi, halkın karar alma süreçlerine katılımı, sivilleşme ve rekabet ortamının oluşmasını sağlayarak hizmet ve üretimin kalitesini artıracaktır. İnsana hizmet için oluşturulan yönetimlerin bu hizmetleri muhatabına en ekonomik, en süratli, en kaliteli, en verimli en kolay yolla aktarılması esastır.

Bu yapılırken merkezi idareden şikayetçi olduğumuz hantal ve halka kapalı bir yapılanmayı yerel yönetimlerde tekrarlamak buna mukabil olabildiğince şeffaf katılım ve sivil bir organizasyon oluşturulmalı;  Özel sektörün hızlı üretken kaliteli yönetim tarzı merkezi yönetim ve yerel yönetimlere mutlaka taşınmalıdır. 

Bilge bir devlet adamının ;

” İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” özdeyişinden hareketle günümüzde kamu yönetimi ; süreçlere, yöntemlere, kural ve talimatlara göre iş yapmak değil, buna mukabil hizmette müşteri memnuniyetini esas alan hedef ve öncelikleri belirlemek bunların gerçekleşmesine yönelik uygulama planları yapmak, insan kaynaklarını geliştirmek, performansı değerlendirmek,yapılan veya yapılmayan işlerden sorumluluk almaktır.