Kurban Düşünceleri

52

-Üstadım, bugün bayram, elinizi öpmeye geldim.

-El öpenlerin çok olsun, berhudar olasın. Senin için bayram olmayan gün var mı Kertenkele?

-Üstadım, bugün olsun bir şey demeyin, bayram sevincimi yok etmeyin. Her günü bayram olana deli dendiğini ben de biliyorum.

– Beni yanlış anladın Kertenkele. Bu bayramımızın adı, Kurban.
“Kurban” ne demek? Bu kelime, bayrama niçin isim olmuş? Bunları hiç
düşündün mü? Ben kelimenin içeriğini düşünerek “Senin için bayram
olmayan gün var mı?” dedim.

-Yani hem nalına hem mıhına vurdunuz, kinayeli söyleyiş yaptınız. Üstadım, tam bir söz mimarısınız.

-Türünün gereği olarak Kurban’da neler yapmayı düşünüyorsun Kertenkele?

– Üstadım, en büyük zevkim, kesilen kurbanın başında bulunmak, sonra
taze taze et yemek. Sizin de vurguladığınız gibi, türdeşlerimi ziyaret
edeceğim. Dargınlarımla barışacağım.

– Kertenkele dikkat ettim, Kurban’ın anlamı üzerinde düşüneceğim,
demedin. Kurban; nedir, niçin vardır, ne zamandan beri vardır? Bunlar
seni ilgilendirmiyor mu? Sen her hareketini bilinçli bir eylem, yani
ibadet haline ne zaman getireceksin? Ye, iç, gül, oyna; yaşasın hayat,
gerisi bayat… Öyle mi?

– Üstadım, bayram bayram beni yine haşladınız. Haklısınız, bir
kurban gibi başımı eğiyorum, ne olur bana bilmem gerekenleri anlatın.

– “Kurban”, Arapça bir sözcük, yakınlaşma anlamına geliyor. “Akraba”
da aynı kökten türemiş. Kurban olarak kesilen hayvan, bir semboldür.
Kestiğimiz kurban ile, insan olarak, bizi bizden ve bizi Allah’tan
uzaklaştıran her şeyi öldürmüş, yok etmiş, hayatımızdan çıkarmış
oluruz. Nefis, mal, makam, dünyalık diğer değerler bir bıçak darbesi
ile hayatımızdan atılmış olur.

-Üstadım, hiç düşünmediğim şeyler duyuyorum sizden. Söylediklerinizle kurban arasında ilgi kurmakta zorlanıyorum.

– Kurban kesmek, imkânı olanlar için, dini bir ritüeldir, ibadettir.
İbadetlerin kaynağı, ya Kur’an ya da Sünnet’tir. Rabbimiz kutsal
kitabında şöyle söyler: “Hayvanların kurban edilmesine gelince; Biz onu
sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah’ın simgelerinden
biri olarak (ibadet) kıldık: … Bu böyledir; zira Biz onları sizin
emrinize amade kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz.“Onların ne etleri
ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan, yalnızca O’na
karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir.” Allah, kurban
kesmekte hayırlar olduğunu söylüyor. Bu ne demektir, bunda nasıl bir
hayır olabilir? İşin toplumsal boyutunu, dayanışmayı desteklemesini,
ete muhtaçların sevindirilmesini bir tarafa bırakıyorum. Bireysel
anlamda kurban, beni nasıl eğitmeli? Allah, kendi ifadesi ile, bize şah
damarından daha yakın; fakat biz ona ne kadar yakınız? Hz. İbrahim’i
düşünelim bir an. O, oğlu İsmail’i her şeyin üstünde seviyordu; çünkü
zor elde etmişti onu. Allah, Hz. İbrahim’den, oğlu İsmail’i kendisi
için kurban etmesini istedi. İsmail, Hz. İbrahim ile Allah arasında bir
set idi. Kurban kesen kişi hikâyeyi düşünmeli, Allah ile kendi
arasındaki bütün setleri yıktığını, yaşamında yaptığı her işi Allah’ın
emri ve rızası doğrultusunda yaptığını haykırmalıdır. Yoksa kesilen
kurban, kişiye ibadet anlamında bir ayrıcalık sağlamamış olacaktır.
Kurban, bu yönüyle, kişinin kendi varlığını Allah’a adamasıdır, şah
damarında kendisini keşfetmesidir.

– Üstadım, “Senin için her gün bayram değil mi?” dediğinizde size
fena haksızlık etmişim. Siz istiyorsunuz ki, ben kendimi her gün
sorgulayayım, ayette belirtildiği gibi, “derin sorumluluk bilinci”ne
sahip olayım. Çevremde bu kadar beni benden alan, şah damarımı
keşfetmeme engel olan meşguliyet varken bunu nasıl başarabileceğim?

– Kertenkele, bilincine varırsan her ritüel, bir yüceliştir.
Hastalıklarımız ve ölüm bile bir yüceliş sebebidir. Evrenin, varlığın
sihri, bu bakış noktasındadır. Maddeye, manaya bu bakış noktasından
bakanlar için hiçbir yerde sıkıntı yoktur.

– Üstadım, bu bayram, zihnim ve kalbim için kâbus olacak.
Türdeşlerimle hafif bir bayram geçirmek istiyordum. Vur patlasın gül
oynasın, demek istiyordum yaşıtlarımla. Derinlik içeren cümleleriniz,
midemde şimdiden kasılmalara yol açtı. Yemeyi özlemle beklediğim etten
de tat alamayacağım. Yine iz bıraktınız bu bayram günü bende.

-Kertenkele, derdin etse, siz onu her gün dedikodu yaparak zaten yiyorsunuz. Hem de ölü insanın etini yiyorsunuz.

-Üstadım, bana gene bir yerden vurmak istediniz, kafam iyice karıştı. Verin elinizi öpeyim.

-Haydi, bayramın bayram, seni senden alan her değer kurbanla yok olsun!