Konudan Konuya  (35)

220

     Bir vesileyle öğretmen dersi keserek, öğrencilere hitaben:

   “Sevgili öğenciler! Ben, hepinizin en büyük hilekâr; yâni en büyük hileci olmanızı istiyorum!”

    Deyince, sınıfta sanki kıyamet koptu! Büyük bir uğultu sınıfı doldurdu!

    Öğrenciler birbirine bakarak büyük bir şaşkınlık içinde,

    Sanki bir ağızdan, aynı şekilde itiraz ederek:

  “Öğretmenim ne söylediğinizin farkında mısınız?”

    Tarzında her biri çeşitli tepkiler verince öğretmen,

    Kendinden gayet emîn bir tavırla, üstelik kelimelerin üstüne basa basa:

   “Evet çocuklar! Ben her birinizin en büyük bir hilekâr olmanızı arzu ediyorum!”

    Diye isteğini tekrarlayınca, sınıfta herkes donup kaldı,

    Bu tuhaf istek karşısında, âdeta buz kesildiler!

    Bu sefer öğretmen şu soruyu yöneltti talebelere:

  “Peki öyleyse söyleyin bakalım,

  ‘En büyük hile nedir?’ ”

    Sınıfta her kafadan çıkan cevaplar, bir süre sınıfta yankılandı durdu!

    Öğretmen:

  “Hayır hayır hiçbiri değil!” diyerek sınıfın cevaplarını kabul etmedi.

    Öğrenciler daha fazla tahammül edemiyerek:

  “Peki öyleyse ‘En büyük hile nedir?’ hocam?”

    Diye artan meraklarını sorarak dile getirince,

    Öğretmen ağır ağır ve tane tane konuşarak cevap verdi:

  “En büyük hile, hilesizliktir.”

  “En büyük hile, hileyi terk etmektir.”

    Yâni:

  “Olduğun gibi görünmek, göründüğün gibi olmaktır.”

    İşte o zaman, sen sağ ben selâmet.

    Öğrenciler bu büyük ve haklı sözler karşısında,

    Hocalarına karşı yeni bir sevgi ve büyük bir saygı ile sıralarında rahat bir oturuşa geçtiler.

x

    Bu kahraman Türk milleti; İslâmiyet ve insaniyet âlemine ve Haremeyn-i Şerifeyn’e asırlarca hizmet ettiği için, her milletten daha çok sevilmeyi ve sayılmayı hakkıyla hak etmiştir.

    Çünkü bin seneden beri İslâm milletlerinin hâllini beklediği pek çok Kur’anî, akîdevî ve İslâmî eserler bu topraklarda telif edilip yazılmış. Çeşitli İslâmiyet mes’elelerin tılsımiyet cihetlerini keşfedip, çıkış ve hâl yollarını Kur’an ve Hadislerden alarak ortaya koyan, âlem-şümul / evrensel dâvâ ve mesleği şiar edinen eserler; bu vatanda zuhur etmiş.

     Evet, nice bu gibi kudsî ve mükemmel sayısız eserler;

     Bu memleket ve bu millet içinden çıkan âlimlerce ortaya konmuştur.

x

     Türkiye’nin İslâm âlemindeki yerini bilelim.

     Biraz düşünerek nasıl bir millet olduğumuzu anlayalım.

     Tabii ki, Türkçemizin, Allah indindeki yerinin önemini de,

     Bir güzel kavrayalım.

x

     Bu vatan ve bu milletin sahip olduğu, bu şanlı tarih,

     Bin sene sürmüş olan, bu maddî – mânevî sayısız fetih;

     Kıyametten önce de, tamamlanacak olan bu hizmet-i iman;

     Tarihin baş tacı olarak, milletlerce anılacak her an.

     İftiharla bahsedecek ondan tarihler, zaman zaman.

Önceki İçerikHalen Geç Kalmadığımız Konular
Sonraki İçerikTürk Gençliğinin Ana Görevi
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.