Konudan Konuya (16)

48

 

     Hukuk ayrı hukukçu
ayrı. Mesleğini kötüye kullanan hukukçular yüzünden, hukuku mes’ûl ve sorumlu
tutmak, hukuka karşı çıkmak ve onu suçlamak doğru olur mu?

     Tıp ayrı doktor
ayrı. Doktorluk mesleğini hakkıyla bilmeyerek hata yapan doktorlar sebebiyle,
tıp ilmine cephe almak doğru olur mu?

     Kur’an’ı ve
Sünneti yanlış anlayan ve tatbik edip uygulayanları görerek; Kur’an ve Sünnet’e
karşı tavır almak, din ve İslâm’ın aleyhinde bulunmak, onu haksız ve yersiz
olarak tenkit edip, dini yerden yere vurmak doğru olur mu?

     Başkasına itimat
etmeyip, güvenemeyen kimse, bizzat kendisi teşebbüs etmeli. İslâmı ve dinini
kaynaklarından kendisi öğrenmeli.

     Ama Arapça
bilmiyorum dersen. Türkçemizde her türlü İslâm kaynağı açık seçik olarak
mevcut. Bize sadece alıp okumak kalıyor. Demek ki başkasına itimat etmeyince,
iş başa düşmeli, kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz.

     Kişilerin zatını
sevmemek ve beğenmemek; onların işlerine ve yaptıklarına karşı olmamızı
gerektirmez. Mesela fırıncının giyim kuşamını beğenmediğimiz için, fırından
ekmek almaktan vaz mı geçmeliyiz?

     Unutmayalım ki, iş
ayrı işçi ayrı.

x

     İnsanların
huylarını görmek istersek; hayvanlara bakalım. Dikkat edersek, her hayvan âdeta
bir insan huyunun tecessüm etmiş / cisimlenmiş, müşahhaslaşmış / somutlaşmış,
ete kemiğe bürünmüş bir şeklidir.

     Nitekim “Arslan
gibi adam,” “Koyun gibi uysal,” “Tilki gibi kurnaz,” “Yılan gibi soğuk,” “Akrep
gibi ısırıcı,” “Eşek gibi inatçı,” vb. sıfatlamalarda bulunuruz. Hakikaten, her
hayvanda bilhassa müspet – menfî / iyi – kötü bir huy ve özellik kendini belli
etmekte ve göstermektedir.

x   

     Tarih; sevip
sevmediğimiz, beğenip beğenmediğimiz şahsiyetlerle doludur. Fakat yeri
geldiğinde,   onlardan bahsetmeden tarihi
anlatamayız. Zaten bahsetmek; onu seviyoruz, ya da onu sevmiyoruz demek
değildir.

     Siz Ebu Cehil’den,
Ebu Leheb’den bahsetmeden Hz. Muhammed’i anlatabilir misiniz?

     Siz Lenin’den, Stalin’den bahsetmeden Rus
tarihini anlatmış olur musunuz?

     Siz Firavun’dan
bahsetmeden Hz. Musa’yı anlatmış olabilir misiniz?

     Siz Şeytan’dan
bahsetmeden Hz. Âdem’i anlatmış olabilir misiniz?

     Yeri geldiğinde
anlatmadan geçilemeyecek birini nazara vermek demek; onu seviyoruz veya
sevmiyoruz, beğeniyor veya beğenmiyoruz demek değildir.

     Müslümanların en
çok zikrettiği isimlerden biri Şeytan değil mi?

     Sık sık
“Euzübillahimineşşeytanirracim.” derken; Şeytan’ın ismini zikretmiş / anmış
olmuyor muyuz? Bu anış şüphesiz, onu sevdiğimizi değil ondan korunmamız
gerektiğini gösteriyor.

     Kısaca demek
lâzımsa, sevelim sevmeyelim, beğenelim beğenmeyelim; gerektiği zaman kişilerin
adını vermekten ve onlardan bahsetmekten çekinmeyelim. Böyle yapmakla gülünç
duruma düşeceğimizi de unutmayalım.

x

   “Cevapsız bırakılan
soru, çok daha tehlikelidir!”

x

   “Menfaatı esas tutan
siyaset canavardır.

     Menfaat üzere
çarhı (merkezi) kurulmuş olan siyaset-i hâzıra (şimdiki siyaset), müfteris
(yırtıcı, parçalayıcı) dır, canavar.

     Aç olan canavara
karşı tahabbüp etsen (sevgi gösterisinde bulunsan) merhametini değil,
iştihasını açar.

     Sonra döner,
geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.”

Önceki İçerikTürkçe Sevdalısı Dr. Yesevîzâde Alparslan Yasa Anlatıyor: Türkçemizin Problemleri ve Çözüm Yolları
Sonraki İçerikYüz Yüze Eğitmin Önündeki Engeller
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.