“Kırmızı Başlı Horoz”un Katilini Bulmadan Olmaz

34

Öykücüğü duyanlarımız olmuştur: Eski zamanlarda, sakinlerinin
huzurlu yaşadığı bir köy varmış. Bir gün, köylülerin “kırmızı başlı”
diye sevdiği horoz öldürülmüş. Herkes “Yazık oldu, sevimli horozdu.”
derken köyün yaşlı ninesi: “Kırmızı başlı horozun katilin bulun.” diye
günlerce feryat figan etmiş. Bazıları, nineyi küçümseyerek: “Ne çok
gürültü yaptı, bir horoz için.” diye dedikodu yapmış. Bir süre sonra
köydeki kınalı kuzu öldürülmüş. Köylüler nineye ne yapmak gerektiğini
sormuşlar. O da: “Kırmızı başlı horozun katilin bulun.” demiş.
Köylüler: “Ölen kuzu, horozla ne ilgisi var?” deyip nineyi ciddiye
almamışlar. Sonra sarı öküz öldürülmüş. Köylüler, yine nineye fikrini
sorunca nineden: “Kırmızı başlı horozun katilini bulun.” cevabını
almışlar. Köylüler ninenin bunadığına kanaat getirmişler. Sonra doru
tay öldürülmüş. Köylüler: “Bu kadarı fazla.” demişler. Köylüler doru
tayın katilini bulmaya çalışırken başka bir felaket yaşanmış. Köyün bir
delikanlısı öldürülmüş. Bunu başka cinayetler izlemiş. Nine her
seferinde: “Kırmızı başlı horozun katilini bulun.” diyormuş.

Ülkemizde yaşanan siyasi olayları, çevremde yaşananları, kendi
yaşadıklarımı değerlendirirken “Kırmızı Başlı Horoz” öykücünü
hatırlıyorum. Öykücükte geçen bilge bir nineye sahip olmadığım için
hayıflanıyor, olduğu zamanlarda onu dinlemediğim için de pişmanlık
duyuyorum.

Kırmızı Başlı Horoz’un öldürülmesine biz “kırılma noktası” diyoruz.
Kırılma noktasından sonraki süreç hep aleyhimize işliyor. Dilimizdeki
“kediyi bacağından ayırmak”, “atı alan Üsküdar’ı geçti”, “ok yaydan
çıktı” deyimleri de aynı durumu karşılıyor. Sosyal varlık olarak,
hepimizin bir “kırmızı başlı horoz”u olmuştur ve bu horoz
öldürülmüştür. Nine gibi bilge bir tavırla katili bulma konusunda ne
kadar ısrarcı olabildik?

İşlediğimiz ilk suç, ilk günah; içtiğimiz ilk sigara, alkol;
yaptığımız ilk tembellik, boş vermişlik; kırmızı başlı horozun
öldürülmesidir. Kaçımız geriye dönüp bu kötü eylemlerden vazgeçti ve
katili öldürdü? Bireysel hayatımızı genişletip toplumsal hayata
girdikçe, kapsama alanımızı artırdıkça kırmızı başlı horozlarımız da
fazlalaşıyor. Kişisel niteliklerimizin yanında her bir insan ve onun
nitelikleri, her bir olay ve onun getirdiği zorluklar, her farklı
düşünce ve onun nüansları birer kırmızı başlı horoz oluyor. Kırmızı
başlı horozların çokluğu, yükümüzü artırıyor. Horozlar dövüşü çok kere
bizi çileden çıkarabiliyor. Her horoz, orkestradaki bir enstrüman.
Orkestra enstrümansız olmuyor. Bozulan her enstrüman, öldürülen her
horoz, sağlanan ahengi altüst ediyor. Ahenksizlik istemiyorsanız ya
horozu yaşatmayı bileceksiniz ya da horozu öldüren katili bulmakta
cesur, yetkin ve kararlı olacaksınız.

Evin annesi, babası; işinizin yöneticisi olabilirsiniz; öğretmen,
siyasetçi, bürokrat olabilirsiniz; kapsama alanınızda pek çok insan
bulunuyordur. İşin sağlıklı yürümesini bozacak, dengeleri yıkacak,
hedefinize ulaşmanızı engelleyecek her davranışa göstereceğiniz hoşgörü
ve acizlik, kırmızı başlı horozun öldürülmesidir. Bunu, kınalı kuzunun,
doru tayın öldürülmesi, köydeki yiğitlerin katledilmesi takip
edecektir. Bu kaçınılmazdır.

“Benim için, öykücükteki gibi kırmızı başlı horozun, kınalı kuzunun,
doru tayın, yağız yiğitlerin önemi yok, dolayısıyla katilden endişe
etmeme de gerek yok” diyenler olabilir. Bunlar, hayatlarında hiçbir
değere sahip olmayanlardır. Köyü güzelleştirenler, bu varlıklardır.
Köyü güzelleştiren varlığı yani hayatını zenginleştirecek kutsal
değerleri olmayanların bir uğraş içinde olmasının, siyaset yapmasının,
sonuç olarak, yaşamasının da bir anlamı ve gereği yok. Varlığımızı
anlamlı kılan, hayatımızı renklendiren, eylemlerimizi kutsallaştıran
kırmızı başlı horozlarımızı yaşatmak, onlara musallat olanları bertaraf
etmek, başlarına bir hal gelirse katillerini bulmak, yok etmek
zorundayız.

Herkes kendine baksın. Ben, her katliamdaki hoşgörümün gaflete
dönüştüğünü, megalomanlığımın da bilge nineyi dinlememe engel olduğunu
itiraf etmek zorundayım. Kırmızı başlı horozu yaşatanlar ya da onun
katilini yaşatmayanlar gemisini yürüten kaptan oluyorlar. Siz hangi
geminin kaptanısınız?