Kaynama

319

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, üstün vasıflı bir ilim adamı olduğu gibi velût bir yazardır. 1976 yılından günümüze kadar geçen zaman içerisinde pek çoğu yüksek hacimli olmak üzere 31 adet kitap telif ederek kültür hayatımıza kazandırmıştır. Kitaplaştırılması gereken dergi, gazete ve internet sitelerinde yayınlanmış makaleler ve inceleme yazıları dâhil edildiğinde eserlerinin sayısının 100’e yaklaşacağı muhakkaktır.

2023 yılında yayınlanan ‘Kaynama’ isimli 16,5 X 24 santim ölçülerinde 424 sayfalık eseri ‘Söz Başı’ başlıklı yazı ile başlıyor. Bu yazı, Frenklerin  ‘manifesto’ olarak andıkları ‘beyannâme’dir. Eseri ve yazarını en mükemmel şekilde tanıtıyor. Kısa bir bölüm, tamamı hakkında yeterli bilgiye sâhip olmak için yeterlidir:

Altmış küsur yıldan beri Türk dili, târihi, edebiyatı ve destanları üzerine çalışıyorum. Altmış küsur yıldan beri kendimi Türkçü olarak kabul ediyorum. Türkçülük ve Türkoloji benim ruhumda ve zihnimde iç içe girmiş kavramlar. Bir akademisyen olarak ilmî çalışmalarımda ne kadar objektif olmaya çalışırsam çalışayım, duygu ve düşünce dünyamı oluşturan Türkçülük fikriyatının tesirinden büsbütün kurtulabildiğimi söylemem zordur. Elinizde tuttuğunuz yazılarda da elbette bilimin gerektirdiği ölçülere uymaya çalıştım. Ele alınan konular zâten Türkoloji ile ilgiliydi ve bu konularda yapılacak bir akademik çalışma için ayrıca duyguları işe karıştırmaya ihtiyaç yoktu. Ben de öyle yapmaya çalıştım.

Kitaptaki bazı yazıları ise yarı akademik olarak nitelendirebilirim. Bilim adamları, halktan kopuk fildişi kulelerde yaşamıyorlar. Özellikle sosyal ilimlerle uğraşan akademisyenler çalışmalarının sonuçlarını popüler bir dil ve yöntemle de kamuoyuna ulaştırmak sorumluluğundadır. Yarı akademik yazılarım bu sorumluluğun gereği olarak yazılmıştır. Yazıların bir kısmı ise akademik olmayan düşünce yazılarıdır. Onlar da tabîi olarak benim mensup olduğum fikir sisteminin bendeki yansımalarıdır.

Kitap 4 bölümden oluşuyor:

1-Destan, târih ve milliyetçilik

2-Dil yazıları  

3-Bizim dünyamızdan

4-Geleceğe bakmak.

Dikkat çeken alt başlıklar şöyle sıralanabilir:

*Türklerin yaratılış efsânesi ve ilk atalar. *Bilge Tonyukuk hakkında değerlendirme. *Turan kavramı ve Turancılık. *Türk dünyasının birliği. *Türk Dünyâsı Birliği hayâl değildir. *İçine kapanan milliyetçilik. *Türk kelimesindeki çok anlamlılık. *Türk dili. *İlk ve ana Türkçe çağı.*Çeğatay Türkçesi. *Türkiye Türkolojisi üzerine kısa bir değerlendirme. *Dilin doğuşu ve evrimi: Basamak teorisi.   *Sadri Maksudi Arsal… *Atsız’ın Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki görüşleri. *Irkımızın Kahramanlarından Nejdet Sançar. *Emine Işınsu. *Hızırbek Gayretullah. *Çâresizliğin şiiri. *Türk-Macar edebî ilişkileri. *Geçmişten geleceğe Dünyâ ve hayat.

Bölüm başlıkları muhteva hakkında fikir veriyor. Her biri dikkatle okunmaya sezâ metinlerdir.

78 yıl önce kurulmuş bir komplo (mu?)’ başlıklı bölümde, olağanüstü bir fevkalâdelikten bahsediliyor. 7 Eylül 1944 târihinde başlayan ‘Irkçılık Turancılık Dâvâsı’nda yaşanan olaylar, 1939 yılında Sabahattin Ali* tarafından yazılan, 1940 yılında yayınlanan bir romanda anlatılmaktadır. Prof. Ercilasun îkaz ediyor: ‘Alıntılar, romanın sonraki yıllarda yapılan baskılarında değil ilk baskısında yer almaktadır.’

Romanın yazarı Sabahattin Ali’nin müneccim ve kâhin olmadığı biliniyor. O halde???? Yazdığı roman 5 yıl sonra niçin ve nasıl aynen yaşanıyor?

Prof. Ercilasun mantıklı yorumuyla okuyucuyu aydınlatıyor. (s: 339-343) .

Eser, Kırk Anbar gibi. Türk Dünyâsı ve Türklük âşıklarını duygulandıracak, valizini hazırlayıp  Altay, Bahçesaray, Buhara, Kaşgar, Kerkük, Ötüken, Semerkant, Tanrıdağları’nı ve Türklüğün diğer mekânlarını kapsayacak bir seyahatin tatlı hayâlini yaşatacak satırlarla dolu. Gidemeyenler de gitmiş gibi olacak.

Geçmişten Geleceğe Dünyâ ve Hayatı’ başlıklı bölüm, sıra dışı bir yazı. Ulaşımda, iletişimde, ev hayatında kullanılan araç ve âletlerin gelişmesi yıllar itibâriyle veriliyor. 388. sayfadan îtibâren gelecekteki gelişmeler hakkında ilgi çekici satırlar var:

50-60 yıl sonra kara taşımacılığı büyük ölçüde ortadan kalkacak. İnsanlar uçan otomobillerle ve jetpacklerle (sırt jetleriyle / roketleriyle = SIRTJET / SIRTROK) şehir içi ve şehirlerarası ulaşımlarını sağlayacaklar. Şehirler ve ülkeler arası toplu taşımada hızlı trenler, transatlantikler ve uçaklar kullanılmaya devam edecek; ancak uzaya çıkıp inecek roket uçaklar sâyesinde dünyanın en uzak yerlerine dahi bir iki saatte gidilecek. Şehirler ve ülkeler arası taşımacılıkta yeni bir sistem daha devreye girecek: Hyperloop (havasız tüp aracı = HATA / HATPAR). İnsanlar havasız tüpler içindeki kapsüllerde, ses hızına yakın bir hızla taşınacak. Sistemin tasarlayıcısı Elon Musk, Los Angeles – San Francisco arasını (643 km) yarım saate indirmeyi düşünüyor. Yani jet uçağından da hızlı… 50-60 yıl sonra dünyanın birçok yerinde hyperloop ağı kurulacağını tahmin edebiliriz. Kara taşımacılığının ortadan kalkması karayollarının da sonunu getirecek ve otoyollar tekrar yeşil alanlara dönüşecek. Buna karşılık şehirlerin birçok yerinde uçan otomobiller için pist alanları inşa edilecek. Büyük binaların tepeleri de pist olarak kullanılacak. Şehir içi yollar da büyük ölçüde kalkacak ve birçok yerde yürüyen şeritler kullanılacak.

Önce savaş teknolojisinde kullanılan dronelar (İHA’lar) hızla ticârî ve sivil hayata girmeye başladı. Bir yazılımla ve uzaktan kumanda ile yönetilerek uçabilen bu vızıltıların boyutları, hız ve mesâfeleri durmadan çeşitlendiriliyor Haberleşme ve fotoğrafçılıktan sağlık ve taşımacılığa kadar çeşitli alanlarda kullanılmaya başlanan veya kullanılması tasarlanan dronelar (vızıltılar) 50 yıl sonra cep telefonları gibi herkesin elinde olacak.

50 yıl sonra insanların bir kısmı uzayda, ayda ve deniz içinde kurulan şehirlerde yaşayacak; 100 yıl sonra bu tür şehirlerin ve buralarda yaşayanların sayısı artacak. Fakat yer üstünde yaşayanlara oranla bunların sayısı yine de çok az olacak. Yüzlerce yıl sonra hatırı sayılır bir nüfusun uzayda yaşayacağını tahmin edebiliriz.

21. yüzyılın ikinci yarısında birçok eşya ve özellikle elbiseler nanoteknoloji ürünü olacak. İnsan kıyafeti bugünküne göre bir hayli farklılaşacak. Nanoteknoloji tıpta ve beslenmede de birçok değişikliğe ve kolaylığa yol açacak. Nanoteknoloji dışında üretilen birçok hap da beslenmede kullanılacak ve insanlar sadece zevk için yemek yapıp sofra kuracaklar veya restoranlara gidecekler. 50 yıl sonra şişmanlık problemi de kalmayacak.

2010’larda başlamış olan 3D yazıcılar önümüzdeki 50 yılda hızla gelişecek ve birçok eşya, hatta yiyeceği insanlar oturdukları yerden bilgisayarla ısmarlayacaklar ve 3D yazıcılarından kâğıt çıktısını alır gibi alacaklar.

30-40 yıl sonra bütün görüntülü teknikler yerlerini holograma bırakacak Filmleri, YouTube’da seyrettiğimiz her şeyi yanı başımızdaki boşlukta, üç boyutlu olarak seyredeceğiz. Uzaktaki arkadaşlarımızın, yakınlarımızın hologramı önümüzde olacak ve yüz yüze görüşüyormuşuz gibi görüşeceğiz.

21. yüzyılın ikinci yarısında yazılı basın ve kitap da kalmayacaktır. Her türlü kitap, dergi, gazete ekranlarda olacaktır. Hem yazılı hem sözlü hem görüntülü olarak… Bilgisayarlara da parmaklarımızla değil sesimizle kumanda edeceğiz.

Ve nihâyet makine tercümesi. 21. yüzyılın sonuna doğru bütün büyük diller arasında yazılı ve sözlü makine tercümesi yapılır hâle gelecek. Ve anlaşmayı engellemeyecek kadar az hatâ ile… Herhangi bir dildeki metnin istenilen dile tercümesi bilgisayarda kısa zamanda insanların önünde olacak. Birbirinin dilini bilmeyen iki yabancı kulaklarına takılmış veya vücutlarının herhangi bir yerine iliştirilmiş tercüme makineleri aracılığıyla anında konuşup anlaşabilecekler. Söz gelişi biri Türkçe biri İngilizce kullanan iki insan, makinelerinin anında yaptığı tercüme ile belki kısa duraklamalarla, karşılıklı olarak konuşabilecekler. Makine tercümesindeki bu gelişme yabancı dil öğrenmeyi de büyük ölçüde ortadan kaldıracak. Yabancı diller ancak çok spesifik çalışma ve araştırmalar için öğrenilecek.

Yukarıda sıralanan gelişmeler elbette birçok aşamadan geçtikten sonra ortaya çıkacak. Bazılarında sıkıntılar ve ârızalar da yaşanacak. Ben saydığım alanların uzmanı değilim; dolayısıyla gelecekle ilgili tahminlerim, ilgili alanların uzmanları tarafından yapılacak tahminlere göre çok basit ve kabataslaktır. Ancak yukarıdan ve toplu bir bakış açısını yakaladığımı sanıyorum.

Yalnızca bilgilendiren değil, akıl ve zekâyı geliştiren, yeni ufuklar açan muhteşem bir kitap. Eski bir Türk atasözünü hatırlatıyor: ‘Biliyorsan öğret, bilmiyorsan öğren.’

İyi okumalar efendim. Teşekkürler Sayın Ercilâsun

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

AHMET BİCAN ERCİLASUN: 1943’te İzmir’de doğdu. 1962’de İzmir İmam Hatip Okulunu, 1963’te Edremit Lisesi’ni bitirdi. 1963-1967 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okudu. 1965-1967 yıllarında Ömer Lütfü Barkan’ın yönettiği Türk İktisat Târihi Enstitüsünde uzman olarak çalıştı. 1967’de Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Türk dili asistanı olarak göreve başladı. ‘Kars İli Ağızları – Ses Bilgisi’ adlı çalışmasıyla 1971’de doktor oldu. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdârî İlimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak tâyin edildi. 1972-1973’te askerlik görevini yaptı. 1976 Haziran’ı ile 1977 Ağustos’u arasında ABD’nin Seattle şehrindeki University of Washington’da misâfir araştırıcı olarak bulundu. ‘Kutadgu Bilig’de Fiil’ adlı teziyle 1979’da doçent oldu. 1983-1986 yıllarında ek görevle Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’nün başkanlığını yürüttü. Bu görevi sırasında Türk lehçeleri üzerine yüksek lisans ve doktora tezleri yönetmeye başladı. 1986’da Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde profesör olarak vazifelendirildi. Aynı yıl bu fakültede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kurdu. 1986-1990 yıllarında Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Müdürlüğü yaptı. 1990 sonlarında bir yıl süreyle Kültür Bakanlığında görevlendirildi; Türk Dünyası’ndan çağrılan akademisyenlerle birlikte Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü’nü hazırladı. 1993’te Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nü kurdu. 21 Eylül 1993 – 06 Kasım 2000 târihleri arasında Türk Dil Kurumu başkanlığı yaptı. 2001 yılında Türkiye – Kırgızistan Manas Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi dekanı olarak görev yaptı. 2004-2005 öğretim yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Girne Amerikan Üniversitesinde bir yıl çalıştı. 2010 yılının Şubat ayında Gazi Üniversitesinden emekli oldu. Ahmet B. Ercilasun, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türk Ocağı, Azerbaycan Kültür Derneği ve Millî Düşünce Merkezi üyesidir. Kitap olarak yayımlanan eserleri şunlardır: *Arpaçay Köylerinden Derlemeler (Selahattin Olcay ve Ensar Aslan’la birlikte. *Bu günkü Türk Alfabeleri. *Kars İli Ağızları – Ses Bilgisi. *Kutadgu Bilig Grameri – Fiil. *Dilde Birlik. *Başlangıçtan 13 Yüzyıla Kadar Türk Nazım ve Nesri. *Uygur Halk Masalları (Şekür Turan’la birlikte). *Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri. *Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri. *Moğolistan ve Çin Günlüğü. *Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü 1-2 (ortak çalışma) *Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. *Türk Dili 1-4 (Leylâ Karahan’la birlikte). *Gülnar (Roman). *Başlangıçtan 20. Yüzyıla Türk Dili Târihi. *Beden-Beyin Akımı (Roman). *Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Grameri – Fiil – Basit Çekim (ortak) *Makaleler: Dil-Destan-Târih-Edebiyat. *Türk Lehçeleri Grameri (ortak). *Kâşgarlı Mahmud – Dîvânu Lugâti’t-Türk – Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin. (Ziyat Akkoyunlu ile birlikte) *Türk’ün Kayıp Kitabı – Ulu Han Ata (roman). Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları. *Atsız – Türkçülüğün Mistik Önderi.  *Nehir Destan Oğuzname (Oğuz Bitig) *Dîvânu Lugât’t-Türk’teki Şiirler ve Atasözleri. *Türklük Bilimi Yazıları. *Türkçülük Yazıları. *Türk Dili Temel Kitabı – Herkes İçin Türk Dili. *Bengü İl Tuta Olurtaçı Sen – Köl Tigin-Bilge Kağan-Tunyukuk Anıtları. *Kaynaklarda Türk ve Türkçe. *Kara Kam.

—————————-

 *Sabahattin Ali (1907-1948): Önce Komünizm propagandası yapmaktan hüküm giydi. Atatürk’ü metheden bir şiir yazdığı için affedildi. Daha sonra devlet büyüklerine hakaret ettiği için cezalandırıldı. Bulgaristan’a sığınmak istedi. Sınırı geçinde kendisine rehberlik eden şahıs tarafından parasına tamahen öldürüldü. 

Önceki İçerikAyrılık Gayrılık
Sonraki İçerikSiyasi Ahlak Yasası Ve Şengen Vizesi
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.