Kant ve Ödev Duygusu

142

Uyan ey insan, yaratılmışlar içinde en mükemmel olan sensin. Yaratılışı bakımından diğer canlılardan daha üstün olan insandır. O’na yaradan tarafından bahşedilen aklı diğer canlılarda yok. Ahlak felsefesinde Sokrates’in erdemi baş tacımız olarak dursun ama Kant ve ödev ahlakını benimsiyorum.

İnsan sorumluluktur diyen felsefeci, diğer bir anlamda ödevlerini bilen insan mutludur diyor Vazife ahlakı araç değil amaçtır diyor kant. Bu anlamda insan ahlakı, özellikle vazife ahlakını amaç edinirse toplumdaki saygın yerini bulur ve mutlu da olur.

Mutlu bir hayatı arzu eden insan, ne hazcı olmalı, ne faydacı. Bu insanın sadece kendine odaklı düşüncesinden öteye geçemez. Kant bu yüzden ahlakı ödev diye belirlemiştir. Akıl ve özgür insan diye öncelediği bu sebepler çok değerlidir.

Neden değerlidir? İnsan aklı ile hareket eden bir varlıktır. Nasıl ki aklıevvel bir insanın davranışlarından onu sorumlu tutamıyorsak, aklı olan insanın da davranışlarında sorumlu olduğu kanaatine varırız. Özgür birey ve ahlak ise, hiçbir baskı altında kalmadan insanın etik bir şekilde yani kendi bilinciyle hareket etmesi diyebiliriz. Zira özgür bir birey olarak, aklı olan bir varlık olarak yaptığı tüm davranışlardan insanın kendi sorumludur, sorumlu olmak zorundadır. Sorumluluk duygusu bana göre Kant ve ödev ahlakının tam karşılığıdır.

Mutlu olmak için hazcılık, faydacılık insanı bir yere kadar taşır, sonrası yine insan sorumluluğuna çıkarır. Çünkü insan sürekli haz duyamaz, sürekli acı çekemez, sürekli faydacı, yararcı olamaz ama ömür boyu ödev ahlakı onu mutluluğa ve refaha taşır.

Epikuros gibi sadece sonuçlara bakmadan. Aristippos gibi sadece haz duyarak, Diyojen gibi sosyal hayata kayıtsız kalıp, evliliği, aile hayatını yok sayarak. Zenon gibi kaderciliği in plana çıkarıp, kaderin gayrete muhtaç olduğundan habersiz yaşaması bana göre benimsenemeyecek ahlak kuramlarıdır.

Öte yandan kurtuluşu mümkün olduğu halde, erdemli bir şekilde ölmeyi göze alan Sokrates. Yiğitlik, cesurluk, aşırı uçlardan kaçmak, mutluluğa ulaşmak değil, o yolda olmak diyen Aristoteles. Ve en sağlam kavramıyla vazife ahlakı diyen, insanın sorumluluklarını hatırlatan kant.

Her insanın sorumlulukları vardır, yani ödevleri. Anneye, babaya, kardeşe, evlada, arkadaşa, içinde yaşadığı topluma. Bu ödevlerden kaçtığı zaman tüm hayatı aksar. Toplumlar bireylerden oluşur. Sağlıklı toplumlarda ahlak seviyesi en üst seviyededir. Ödevlerini bilen insan yazılı, ya da yazısız ahlak kurallarına tamamıyla uyar.

Bana göre toplumun koyduğu ahlak kurallarından önce insanın kendi içinde ahlak yasası olmalıdır. Çocukluğunda doğru bir ahlak öğretisi almışsa, büyüdüğünde kanunun ahlak yasalarıyla pekiştiğinde o insan Sokrates’in erdeminden, Kant’ ın ödev ahlakından nasibi almış olur.

Sokrates’in ölümü göze alabilecek kadar erdemli kişiliği ve Kant’ın insan sorumluktur anlayışını çok özümsüyorum. Kant, insanı insan yapan saf aklın vicdanıdır diye tanımlıyor. Ahlak felsefesindeki yerini alan vicdan, insanın sorumluluğuna, ödevlerine açılan bir pencere gibidir.

Kant ‘’ içimizde kesin bir şekilde hissettiğimiz ÖDEV DUYGUSU vardır ‘’ diyor.

Bu şöyle gelişiyor, yapmalısın, etmelisin, yapmamalısın, etmemelisin, öldürmemelisin, çalmamalısın gibi insanı vicdanı ve sorumlulukları arasında sağlam bir köprü kuruyor. Vicdan ve iyi niyet insanı hizaya çeker ve ödevlerinin olduğunu hatırlatır.

Ben ahlak öğretimi annemden aldım ,aile hasarı almış bir çocuk olarak rol modeli hep annem oldu. Aklımızın erdiğinde , Annem  hep şöyle söylerdi  , insan her şeyini kaybedebilir  ve geri yerine getirebilir ama erdemini kaybederse onu geri yerine koyamaz. Sorumluluk sahibi olun,  yalan söylemeyin, iftira etmeyin,çalmayın, kimseden bir şey istemeyin. İnsanın karakterini, kişiliğini yaşadığı hayat belirliyor. Annem den ödevlerimi böyle öğrendim, sonrası ahlak yasaları ve uymam gereken kanunlar oldu.

Öncellikli ödevim , annem ve kardeşlerim üzerineydi, sonra eş ve çocuklar, daha sonrası  torunlar oldu. İlk önceliğim ailem ve sorumluluklarım. Sonrası kendim için tek yaptığım şey okumak, öğrenmek için tüm gayretimi topladım. Felsefe  bilmediğim bir alandı. İnsan hayatı boyunca ruhunda neyi taşıyorsa onunla var oluyor.

Ahlak felsefesi filozofu olan Kant idolüm oldu. Saf aklı doğru yönde kullanmak ve aklı eğitmek. Eğitilen aklın ödevlerine, sorumluluklarına uymak. Sokrates ‘’ bilgili insan kötülük yapmaz ‘’ sözünü de öğretimin baş tacı ederek , bilmenin ve bilginin öğrenmekten geçtiğine dair inancım ve  inadım var. Kant’ın  toplumda nasıl iyi yaşanır sorusuna tam karşılık gelen ödev ahlakı değerler felsefesinin baş tacıdır.

Yanlış bir davranışta bulunduğumuz zaman, bu toplum tarafından kabul görmediğimizde utanırız. Diğer yandan yanlış davrandığımız zaman da kendi iç mahkememiz başlar devreye vicdan girer. Doğru ve sorumluluk duygusuyla hareket edildiğinde vicdanın sukuneti insana huzur verir. Oysa yanlış bir davranışta bulunduğumuzda içimizi kemiren vicdanla huzurumuzu kaybederiz. Ödevlerini yerine getiren insanın nizami bir hayatın huzurunu ve mutluluğunu yaşayacağına inanıyorum.

İnsan sorumluktur, insanın ödevleri vardır ve bütün bunları yapacak AKLI vardır.