K ı r ı m o ğ l u: Bir Halkın Mücadelesi

36

Kırım Hanlığı, Altın Orda
Devleti’nde taht kavgalarının başlaması üzerine ülkesinden ayrılmak
mecburiyetinde kalan Hacı Giray Han tarafından 1441 yılında kuruldu. Cengiz
Han’ın büyük oğlu Cuci soyundan gelen Giray Hanedanı tarafından yönetilerek 342
yıl hüküm sürdü. Müslüman Türk olan Kırım halkı, 1475 yılında kabul edilen
anlaşma gereğince iç işlerinde serbest, dış ilişkiler itibâriyle Osmanlı Cihan
Devleti’nin himâyesinde olmak üzere 1774 yılına kadar 299 yıl, güven ve huzur
içerisinde yaşadı. Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısında güç kaybetmesi
sebebiyle 1777 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması ile Kırım sözde
bağımsız oldu. Hakikatte ise, Rusya’nın himâyesine girdi. Rusya, Kırım’da
karışıklar çıkarttı. Güya karışıklıkları önlemek maksadıyla Rus ordusu, 1783
yılında Kırım’a girdi. Kırım önce işgal, daha sonra da Moskova yönetimi
tarafından ilhak edildi.

18 Mayıs 1944 tarihinde, Stalin
yönetimindeki Moskova hükûmeti, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara yardım
ettiğini iddia ederek Kırım Türklerinin tamamını Sibirya’ya, Özbekistan’a ve
Orta Asya’daki diğer bölgelere sürgün etti.

Özbekistan’a sürgün edilen Kırım
Türkleri bir müddet sonra Vatan Kırım’a dönmek için önce gizli, sonra da açık
bir mücadele başlattılar. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, bu direnişlerle adını
duyurdu. Soydaşlarından, Türkiye’den ve dünyanın belli kesimlerinden destek
gördü. 1981 yılında başlayan Vatan Kırım’a dönüş hareketi 1991 yılında büyük
kütleler hâline dönüştü.

Bu, dünya tarihinde eşi ve
benzeri görülmemiş bir zaferdi. Silâhsız, topsuz ve tüfeksiz, vatan sevgisinden
beslenen ve yüreklerden gelen inançla kazanılan bir zafer… Sivil ordunun
komutanı ise Kırımoğlu…

Zafer Karatay, 16,5 X 24 santim
ölçülerindeki 255 sayfalık eserinde, destan kahramanı Kırımoğlu’nun ve yürekten
gelen bir sevgi ile kayıtsız şartsız teslimiyet gibi kahramanına bağlanan Kırım
Türklerini anlatıyor.

Karatay, eserinin ‘Ön Söz’ bölümünde, kitabın yolculuğunun;
uzun kış gecelerinde, rahmetli dedesi, Raşit
Karatay’ın evinde toplanan köy yaşlılarının anlattıkları göçler ve esaret
hâtıralarını küçük bir çocuk olarak dinlerken başladığını
’ belirtiyor.  Sonra gençlik yıllarında Cengiz Dağcı’nın ‘Korkunç Yıllar’ ve ‘Yurdunu Kaybeden Adam’ isimli romanlarıyla şekillenen mücadele azmi
ve o azimle üstlenilen vazifeler… Kırım Derneği’nde, Kırım Emel Vakfı’nda ve
Emel Dergisi’nde gönüllü ve hasbî hizmetkârlık…

Yolculuğun ürünü sâdece KIRIMOĞLU / Bir Halkın Mücâdelesi
isimli eser değil. 1994 yılından itibaren TRT kanallarında onlarca defa
yayınlanan 6 bölüm hâlindeki Kırım
Belgeseli
, Eşi Neşe Sarısoy Karatay tarafından hazırlanan Gamalı
Haç ile Kızıl Yıldız Arasında
isimli kitaba katkılar, Cengiz Dağcı
Belgeseli, Kırım / Ey Güzel Kırım
isimli eser ve onlarca konferans ve makale….  

Bir Halkın Mücadelesi isimli kitabın her sayfasında 2 veya 3 trajik
hikâye var. Bu hikâyelerden, yükselen feryat; okuyanın beynine sıkılan kurşun,
kalbine saplanan hançer gibi:

Kırım,
Koz Köy 1932 doğumlu Nariman Ablalim anlatıyor:

Pek
çok adam öldü. Bizim ailemizden 7-8 kişi öldü. 2 Ablam öldü, abim öldü, babam
öldü, ninem öldü, iki ay içinde. Yanımızda komşumuzun 5 oğlu, beşi de öldü
açlıktan. bağırıp öldüler
…’

Zera Bekirova
– Gazeteci, Kırım:

Sovyet makamları hem sürülenlerin hem de
ölenlerin sayısını düşük göstermiştir. Gerçek rakamlar ise korkunçtur. Kırım
Tatarları, bu sürgün ve sürgün sonrasının ağır şartlarında nüfuslarının %46,2
sini kaybetmiştir.

‘1956 ve 57 seneleri Millî Hareketimizin
temel taşını koyan insanlar diyor ki, böyle bir cinayeti işleyenleri, hükûmeti,
ve bütün organları milletlerarası mahkemeye vereceğiz. Bunun için ne kadar
sürgün edildik ve ne kadar kayıp verdik, kendi kendimizi sayalım diye bir karar
veriyorlar… Bir sene içinde bu cetveller tam olarak tamamlandığında halkın
%46,2’sinin öldüğü ortaya çıkıyor. Burada bütün ailelerin, genç mi, çocuk mu,
kadın mı, yaşlı mı ve ne zaman ne sebepten öldüğü yazılıyor. Meselâ, birçokları
cetvellerde ‘açlıkta öldü’ gözüküyor.
Açlık sözü en çok kullanılan. ‘Hastalıktan
öldü
’, ‘anası, babası, çocukları
hepsi öldü
.’

Öldü yazılan yerde sebepleri de var. Bu
hastalanan insanlara, ilâç yerine öldürücü zehir veriyorlar. İğne batırıyorlar,
bir gün içinde ölüyorlar. Özellikle öldürülmüş gibi. Çocukları pamuk
tarlalarında dayaktan öldürdüler. O gerçekler de var. Kızları zorlayıp da
öldürdüler.

Prof.
Dr. Valeriy Vozgrin – Tarihçi, St. Petersburg:

‘Gerçek sebepler, tabiî ki de işgal
sırasında Kırım Tatarlarının davranışlarıyla anlatılabilecek şekilde objektif
değildi. Kesinlikle hayır, mesele bunda değildi. Buradaki köklü bir halkı
parçalayarak, tamamen yok ederek, sonsuza kadar Kırım’ı Ruslaştırma, daha
doğrusu Tatarsızlaştırma kararı alınmıştı. Sovyetler Birliği’nin bir
taraflarından ve Güney Rusya’dan getirilen göçmenlerden oluşan yepyeni bir
toplumda, Stalin’in hayal ettiği ideal Sovyet toplumu modelini Kırım’da başarıyla
kurmak çok daha kolaydı. Kırım Tatarları bu ölçülere uymuyorlardı. Onlar
Kırım’a bağlı geleneksel bir kültüre sâhiplerdi. Bu yüzden onlar burada
rahatsızlık yaratıyorlardı.

Acımasız kumandanlık rejiminin ağır
şartları zaten zor olan hayatı daha da zor kılıyordu. Kırım Tatarlarının yaşadıkları
bölgeleri terk etmeleri yasaktı. Ayrı vagonlara düşmüş, dolayısıyla ayrı sürgün
bölgelerine yerleştirilmiş ailelerin, akrabaların birbirlerini görmeye gitmeleri
için kumandanlık rejiminden izin almaları gerekiyordu. İzin almak zordu. En
küçük bir ihlâl, en küçük bir bahaneyle suçlanmak en az on yıl hapis ve çalışma
kampıyla cezalandırılmak demekti. O zamanlar on yıl ceza alanlar şanslı bile
sayılabilirdi. Genellikle 15 ve 25 yıl ceza veriliyordu. Gulag’a giren
mahkûmların pek azı ağır işkence ve cezalardan sağ çıkabiliyordu.’

Kitabın ıstırap sayfalarından
sonra ‘Sürgünde Yeşeren Vatan
başlıklı bölüm başlıyor.

1960’lı yıllar, Kırım Tatarlarının seslerini Moskova’ya ve Hür Dünyaya
duyurdukları yıllar oldu
’ cümlesiyle başlayan bölüm, ümit tohumlarının
toprağa verildiğini müjdeliyor. Fakat yeşerip meyve vermesi için daha uzun ve
meşakkatli yılların geçmesi gerekecektir. Ne var ki, ‘Millî Hareket’in
liderleri her gün yeni bir ümit tohumunu toprağa yerleştiriyorlar. Artık
işkence gören bedenler sonsuz bir güç, tahammül ve enerji kaynağı olan ümit
ilacı ile tedavi edilebiliyor. İnanan gönüller için kurtuluş ümidi, kurtulmak
kadar sevinç ve güç kaynağıdır. Bu kaynakla hayata bağlanıyorlar, bu kaynaktan
besleniyorlar.

Artık cesur insanlar Kremlin’e
karşıdır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)’nde İnsan hakları
hareketi başlamış, insan hakları savunucuları Kırım Türklerinin vatana dönüş
dâvâsını desteklemektedirler. Buna rağmen Kırım Türkleri ve yolbaşçıları için
için zorlu şartlar; günler ve aylar boyu devam etmektedir.

Kırımoğlu, Taşkent’te ablası
Vasfiye Hanım’ın evindeyken KGB ve polis baskını olur. Eniştesi İzzet Hayırov
polisleri kapıda oyalarken, Kırımoğlu evdeki belgelerin ele geçmemesi için arka
pencereden atlayarak kaçar. KGB’nin adamları evin bahçesine girdikleri zaman
pencereden O’nu görmüşlerdir. Eve girince bakıyorlar, hani Mustafa? Mustafa
yok. Pencerenin açık olduğunu görünce içlerinden biri derhal o pencereden
atlayıp koşuyor. Ayağı kırıldığı için Kırımoğlu’nun uzağa kaçması mümkün değil.
Yan taraftaki okulun bahçesine girer. Bahçedeki yüksek buğdayların içine
saklanır. Eniştesi İzzet Hayırov gözaltına alınır. Kırımoğlu için de savcılık
celbi çıkarılır. Bunun üzerine evrakları da alan Kırımoğlu Moskova’ya kaçar.
Moskova’da saklandığı eve baskın yapıldığında, KGB, gökte aradığını yerde
buluverir. Kırımoğlu buradan da kurtulur ve macera devam eder. Kitabın
sayfaları artık aksiyon filmlerinin sahneleri gibidir…

Devamı Zafer Karatay’ın
harikulâde bir üslupla kaleme aldığı kitapta. Tekrar tekrar okumak için…

KİTABIN TEMİN
EDİLEBİLECEĞİ ADRESLER:

 http://emelvakfi.org/kirimoglu-bir-halkin-mucadelesi-kitabi-cikti-2007/

BEŞİR KİTABEVİ:

 Sahaflar Çarşısı Nu: 28 Telefon: 0.212-527 28
71 Beyazıt, Fatih, İstanbul

Belgegeçer:
0.212-51275 47 e-posta:
bilgi@besirkitabevi.com  www.besirkitabevi.com 

 

ZAFER KARATAY

     İlk, Orta, Lise ve üniversiteyi (Gazi
Üniversitesi Kimya Mühendisliği) Ankara’da okudu. Yüksek Lisansını Marmara
Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Genel Türk Tarihi Bölümü’nde
yaptı (2017). Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Ticâret Bakanlığı’nda mühendis
olarak çalıştıktan sonra 1985 yılında TRT’nin açtığı prodüktörlük imtihanını
kazanarak 1986 yılında TRT İstanbul Televizyonu’nda yapımcı ve yönetmen
olarak çalışmaya başladı. 2000-2002 yıllarında Eğitim Kültür Drama
Programları, 2004-2008 yılları arasında TRT İstanbul Televizyon Müdürlüğü
yaptı. 33 yıl boyunca Türk târihi ve kültürü ile ilgili çok sayıda belge
niteliğine sâhip televizyon programları hazırladı. Çok başarılı
çalışmalarının karşılığında mükâfat olarak TRT’den Eylül 2019’de sürgün
edildi.

     Resmî vazifeleri devam ederken 1974
yılında başladığı Kırım ve Türk Dünyası için aktif çalışmalara ve
mücâdelelerine devam etti. 1983 yılından beri Kırım Türklerinin sesi Emel
Dergisinin sorumlu yöneticiliğini yapıyor. 1989-1991 yıllarında Kırım Tatar
Millî Hareketi Teşkilatı’nın 1991 yılından beri de Kırım Tatar Millî
Meclisi’nin Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı’dır. Devamlı basın
kartı sâhibidir.

https://www.emelvakfi.org/yazarlar/zafer-karatay/       

 

 

 

KUŞBAKIŞI

ZAMAN
YOLCULARI

Dede Korkut ve Yağmur Taşı

Uzun yıllar çocuk
psikoloğu olarak görev yapan Misli Baydoğan, ‘Zaman Yolcuları’ isimli eseriyle, sâhip olduğumuz kültüre ve
târihe, tıpkı kendisi gibi çocukların da sevgiyle bakabilmeleri için yardımcı
oluyor. Çocuklar okurken mâcerâ duygusuyla hem hayatı öğreniyorlar hem de
eğleniyorlar.

Zaman Yolcuları
yalnız çocukların değil gençlerin ve anne-babaların da zevkle okuyacağı bir
kitap.

Günümüzde yaşayan,
her biri farklı aile hikâyelerine ve kişilik özelliklerine sâhip yedi çocuk bir
gün uykuya daldılar. Uykularında hepsi aynı rüyayı gördü ve kendilerini
Mucizeler Ormanı’nda buldular. Bildikleri hiçbir ormana benzemeyen bu masal
diyarında onları bekleyen en büyük sürpriz Dede Korkut’tu.

Mucizeler Ormanı’nı
avucunun içi gibi bilen Dede Korkut, çocuklara çok önemli bir görev verecekti:
Asırlar önce kaybolmuş olan Yağmur Taşı’nı bulmak. Çocuklar artık bu görevi
yerine getirebilmek için her gece uykuya dalmayı ve Rüya Ülkesi’ne gitmeyi dört
gözle bekleyeceklerdi. Çocuklar zamanda geriye doğru gittikçe, kendilerini çok
ünlü destanların içinde ve çok uzak ülkelerin topraklarında türlü maceraların
içinde buldukça birbirlerini daha yakından tanıyacak, dostluğun, güvenin ve
cesaretin önemini öğreneceklerdi. Acaba rüyalarında böylesine büyümeleri ve
değişmeleri, gerçek dünyadaki problemlerini çözmeye de yardımcı olacak mıydı?

Zaman Yolcuları, çocuklarla daha etkili iletişim kurmak ve
günümüzde sık karşılaşılan âile içi bâzı iletişim problemlerine farklı gözlerle
bakabilmek için erişkinlere de ışık tutacak özellikte.

12,5 X 21 santim
ölçülerinde 294 sayfalık eser, Nisan 2020’de yayımlandı
.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal
Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer:
0.212-251 00 12 e-Posta:
otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

NE
MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Güçlü Şairemiz Rahmetli Hâlide Nusret
Zorlutuna’nın, kalemi kuvvetli kızı Emine Işınsu’nun ilk ve ortaokullar için
hazırladığı 12,5 X 19,5 santim ölçülerindeki eseri 62 sayfadır.

Sahne oyunu olarak kaleme alınan
eserlerinin zevkine okurken değil, sahneye konulduğunda seyrederken varılır.
Fakat Ne Mutlu Türk’üm Diyene,
okuyanları hem bilgilendirecek hem şuurlandıracak hem de  ‘ne
güzel, iyi ki okumuşum
’ dedirtecek ve tekrar okumaya dâvet edecek bir
eser.  Hızlı okuma kurslarına katılmamış
olanlar bile 15 dakikada okuyup bitirebilirler.

Eserdeki oyunculardan 16’sı, tarihteki 16
Türk cumhuriyetini temsil ediyor. Ayrıca Mete Han, Atilla, Dede Korkut, Bilge
Kağan, Kutluğ Bilge Kül Kağan, Alparslan ve Romen Diyojen, Doğu ve Batı
Anadolu’yu, 7 şehrimizi temsil eden çocuklar ve Atatürk’e temsil eden Güneş’i
tutan biri kız, diğeri erkek modern giyimli iki çocuk… Okuyucu, onlarla
birlikte seviniyor, onlarla birlikte gururlanıyor, onlarla birlikte sesini
yükseltip haykırıyor. Çünkü onlardan biri gibi oluveriyor. Ârif Nihat Asya’nın
Bayrak’ isimli şiirini onlarla birlikte
boyun damarları kabararak okuyorlar. ‘İzmir’in
dağlarında çiçekler açar
…’ kelimeleriyle başlayan İzmir Marşı’na, imkânı
ölçüsünde en gür sesiyle iştirak ediyorlar.

Muhayyilesi güçlü olanlar, perde kapanırken
alkış seslerini duyarlar. Ve hatta alkışa da, elleri kızarıncaya kadar iştirak
ederler.

Çocuklarında millî duygular oluşmasını arzu
edenler veya mevcut duygularn gelişmesini isteyenler bu kitabı evlatlarına ve
çevrelerindeki çocuklara armağan etmeliler.

Çocuklarımızın buna çok ihtiyacı var.

BİLGE KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET LTD ŞTİ:

 Nuruosmaniye Caddesi Nu: 3 Kardeşler Han Kat: 1 Cağaloğlu 34110
İstanbul. Telefon: 0.212 5207253Belgegeçer: 0.212-511 47 74 e-Posta:
bilge@bilgeyayincilik.com  //  www.bilgeyayincilik.com                                                       

 

KRİZANTEM
VE KILIÇ

1887-1948 yılları arasında yaşayan Ruth
Benedict, Amerika’nın önde gelen antropologlarından biriydi. Columbia
Üniversitesi’nden Felsefe Doktoru, Profesör ve Ordinaryüs Profesör unvanlarını
aldı.

16 X 24 santim ölçülerinde, Türkân Turgut
tarafından Türkçeye çevrilen 210 sayfalık eserinde yazar; geliştirdiği
kendisine has bir metotla Japon milletinin karakteri üzerinde geniş
araştırmalar yapmıştır. Krizantem ve
Kılıç
isimli kitap, birçok sosyolog tarafından ‘âbide eser’ olarak vasıflandırılmıştır. Japon milletinin
karakterini tasvir ederken zaman zaman genelleştirmeler yaptığı gibi, sosyoloji
ilminin karakteristik ölçülerinin dışına çıkarak bazı konularda ince teferruata
da girmiştir.

Yazarın tespitlerine göre Japonların
karakteristik özelliklerinden bâzıları:

-Esir olmak, Japonlar için en büyük utanç
kaynağıdır. Esirler, kendilerini ‘şerefini
kaybetmiş
’ olarak görürler ve hayatlarının son bulduğuna inanırlar. Serbest
bırakıldıklarında memleketine dönmeyi düşünmezler. İçlerinde öldürülmeyi tercih
edenler vardır.

-Japon evladın anne ve babasına göstermek
mecburiyetinde olduğu hürmet, Çin’den alınma bir özelliktir.

-Japonlarda atalara karşı beslenen hürmet,
yakın zamanlarda ölmüş bulunan, 6 veya 7 atayla sınırlıdır. Onlar için oturma
odasında bir köşe oluşturulur. Ve o köşenin bir kenarına onlar için her gün
yiyecek konulur.

-Ölen ataların üç nesil öncesindekiler
hiçbir zaman anılmaz, unutulur.

-Bir insanın yaşı ne olursa olsun, onun
protokoldeki yeri erkek veya kadın oluşuna bağlıdır. Japon kadını kocasının bir
adım gerisinde yürür, onun bulunduğu yerin 1 veya 2 basamak aşağısında
durur.     

TÜRKİYE İŞ BANKASI
KÜLTÜR YAYINLARI:

 İstiklal Caddesi Meşelik Sokağı Nu: 2 Kat: 4
Beyoğlu, İstanbul. Telefon: 0.212 252 39 91

Belgegeçer:
0.212-243 56 00
bilgi@iskultur.com.tr  İnternet: www.iskultur.com.tr  

 

KISA KISA…  KISA KISA…

  1-BİR BAŞKA COĞRAFYADAN: Cevat Çapan / Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık.  

2-ORTA ÇAĞ AVRUPA TÂRİHİ: R. H. C. Davis / Yayına
Hazırlayan: Rümeysa Şişman / Dergâh Yayınları

3-ŞEKERE
KARŞI: Gary Taubes Çeviren: Buket Nebiye Demir / Doğan Kitap.

 4-HEYBELİ ADA –HALKİ DİMONİSOS / Akillas
Millas / Adalı Yayınları.

5-İŞGAL
VE KURTULUŞ: Hüseyin Adıgüzel / Bilgeoğuz Yayınları. 

Önceki İçerikİktidarın Tek Umudu: Plasebo Etkisi
Sonraki İçerikSiyaset & Maske, Adalet & Mesafe, Zihniyet & Hijyen
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.