“İsyan Ahlâkı” ve İsyan Felsefesi – I

56

Bizim Allah’ımız isyanın Allah’ıdır” diyor Nurettin Topçu, İsyan Ahlâkı kitabında. Ve alıyor beni bir düşünce; “itaat et, rahat et” diyen ve kula kulluğu şiar edinen bir toplumdan İsyan ile Ahlâklanan bir topluluğa evrilmek. “Kime, neye, niçin ve nasıl isyan edeceğiz?” soruları dönüyor zihnimde.

İsyan insanlığın özü, varlık sahasına fırlatılışın ilk hareketi.. Değil mi ki Adem tüm uyarılara rağmen yasak meyveyi yiyerek ilk isyan hareketini başlattı, hem de Yaratıcısına karşı.

İsyanla başlayan yolculuğu insanın Allah’ına kavuşmak için zorlu mücadelelere ve savaşlara sahne olmayacak mıydı? İnsanın kat edeceği çok uzun bir yolculuğun ilk adımıydı isyan. Bu yolculuk aslına dönüş yolculuğu olarak yine isyanla başlayacak çünkü özü isyandır insanın.

Önce kendine isyan edecek insan, tüm bedensel zevklere, arzu ve ihtiraslarına isyan ederek elinin tersiyle itecek; mutluluğa değil ıstıraba talip olacak; tüm bunların ötesine geçmeye, kendini aşmaya çalışacak; kozasını yırtarak olması gereken varlığa, gerçek insana dönüşecektir.

Zor ve imkânsız, suyun akışının tersine kürek çekmek mi bu hareket? Asla! Bütün duygulardan daha yoğun talep edilen aslında isyandır. Bir savaşçının ruhuna, özgürlüğüne ve mücadelesine özlemdir isyanın adı. Esir olanların gıpta ile baktığı özgürlük savaşçısının hareketidir isyan.

Sonra düşüncelerine isyan etmeliydi. Kendi varlığının farkına varıncaya kadar; kimbilir hangi saldırıların etkisi altında kalarak ben olmuştu. Ben oluncaya kadar annesinden,  babasından toplumundan, milletinden aldığı tüm düşüncelere de isyan etmeliydi. İsyanı evrensel bir hal almalı ki tüm örtülerinden sıyrılarak tüm ağırlıklarını atarak menzile doğru kanat çırpabilsin.

Kanat çırpışları beyhude değil bir amaca hizmet, bir menzile varış içindir.

Sadece reddederek isyan hareketi isyan olmaz. İsyan bir amaçla yapılır ki bu amaç da daha iyi ve daha mükemmele doğrudur. Varlık sebebine doğru bir atılış halidir isyan. İnsan tüm benlik duygu ve düşüncelerinden kurtularak hür düşüncesiyle isyan seçiminde bulunur. Bu bir iyi niyet gösterisi ya da bir temenni değildir; bir hareket halidir.

“İsyan bir arayıştır” dedik, “bir atılıştır menzile varmak için” dedik. Kimi zaman sanatçının arayışıdır ruhunda, kiminin zihnindeki bir düşüncenin peşinden koşuşudur. Şairin dizelerindeki arayışıdır isyan. Bilim insanının tabiatta, bilimde kanat çırpışıdır isyan.

İnsan olmanın özüdür isyan. Gayesi ve bir rotası olmalı, sonsuzluktan gelen ışığa yöneltmeli isyanı yoksa beyhude çırpınışlarla yok olmaktan kurtulamaz. Zira inancın imana dönüşmesidir isyan.

“İnanç, bir düşüncenin kalıcı hale gelmesidir zihinde. İman ise bir aşk gibi tüm ruhu sarmasıyla duygu ve düşüncelerin eyleme dönüşmesiyle iman halini alır.