İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Işığında Kömür Madeni Kazaları-2

56

Yazarlara göre Sanayi Devrimi, büyük
nüfusun şehirlerde birikmesine yol açmış, ülke genelinde tarım ve hayvancılığa
dayalı dağınık yerleşim yapısını değiştirmiştir. Kentlerdeki nüfus artışının
hem çalışan hem de tüketen insanların çoğalması, yaşam standartlarının
iyileşmeye başlaması ve yaşam biçimlerinin değişmesi nedeniyle ekonomik büyüme
hızlanmıştır. İnsan hayatında sosyoekonomik ve kültürel değişimlere yol açan
Sanayi Devrimi uzun bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Bu açıdan bakıldığında
oldukça farklı yapıları ve etkileri olan üç farklı sanayi devriminden bahsetmek
mümkündür.

1-) Birinci Sanayi Devrimi

1760-1830 dönemini etkileyen Birinci
Sanayi Devrimi, İngiltere’de dokuma tezgâhlarının mekanizasyonu ile etkisini
göstermeye başlamıştır. Bu bağlamda, odun yerine maden ve buharın kullanılması,
hareket gücünün, mekanizasyonun ve ürünlerin fabrikaya taşınmasının artmasına
neden olmuştur. Eski tarz aile işletmeleri ve küçük üretim tesisleri yerlerini
büyük fabrikada bırakmıştır.

2-) İkinci Sanayi Devrimi

Buhar, kömür ve demirin yanı sıra çelik,
elektrik, petrol ve kimyasalların üretime girmesi, sanayide kullanılan temel
hammadde ve enerji kaynaklarının değişmesine yol açmış, bu da ikinci sanayi devrimini
beraberinde getirmiştir. Elektrik teknolojisinin gelişmesi ve üretim hatlarında
kullanılması, buhar gücünden çok daha güçlü olan bu yeni ve üstün teknolojinin
makineleri daha da geliştirmesini ve büyük miktarlarda üretimi artırmasını
sağlamıştır. Ayrıca petrol de enerji kaynağı olarak kullanılmış ve petrol bazlı
içten yanmalı motorlar da kendini endüstriye yerleştirmiştir. Bu doğrultuda
fabrikalara seri üretime geçilmiştir. Bu dönemde seri üretimin en bilinen ve
çarpıcı örneklerinden biri Ford Motor Company’den Henry Ford’dur. Henry Ford’un
otomotiv seri üretim sistemi hızla sanayileşmeyi geliştirmiştir.

3-) Üçüncü Sanayi Devrimi

1970’lerden günümüze Üçüncü Sanayi Devrimi
egemen olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra elektronik, bilgi ve iletişim
teknolojilerinin gelişmesiyle üretimin otomasyonu sağlanmıştır.
Programlanabilir lojik kontrolörlerin (PLC) geliştirilmesi sonucunda üretimde
otomasyon ilerlemeye başlamıştır.

Birinci Sanayi Devrimi Mekanizması, İkinci
Sanayi Devrimi’nin serileştirilmesi, Üçüncü Sanayi Devrimi ise üretimin
otomasyonu ve dijitalleşmesi olarak tanımlanmıştır. Enerji kaynağı olarak;
Birinci sanayi devriminde kömür, su ve buhar gücü; İkinci Sanayi Devrimi’nde
petrol ve elektrik ön plandayken, Üçüncü Sanayi Devrimi’nde güneş ve rüzgâr
gibi yenilenebilir enerji kaynakları, yeniden üretilemez kaynaklar ve çevresel
kaygılarla daha da önem kazanmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan şirketler ve
ülkeler, farklı tüketici tercihlerine cevap verme esnekliğini gösterebilmiştir.
İletişim ve ulaşım, ticaret ve sanayideki gelişmeler küreselleşmiştir.

4-) Dördüncü Sanayi Devrimi, endüstride,
genellikle makinelere ihtiyaç duyar, böylece kendilerini ve üretim süreçlerini
hiç ayrılmadan yönetmeye başlamıştır. Makinelerin bu üst düzey ve güncel yapıları;
bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin harmanlanmasından doğan,
nesnelerin interneti gibi karma teknolojiye bağlı siber-fiziksel sistemlerdir. Bu
devrimin benimsenmesi ve insanlık tarafından kabul edilmesi sonucunda,
sanayinin geleceği için öngörülen seviye, üretimi gerçekleştiren fabrikaların
kendi kendini yönetmesidir. Müşterinin siparişinin alınmasından ürünün
müşteriye teslimine kadar geçen sürenin tam otomasyonunun sağlanması
amaçlanmaktadır. Yine makineler arızalandığında bir teknisyen aracılığıyla
değil kendi kendilerini tamir edebiliyorlar. Öngörülebilir gelecekte,
verimliliği ve tasarrufu artıracak aydınlatma ve ısıtma sistemlerinin olmadığı
karanlık fabrikalar bu devrimi gerçekleştirebilecektir.
Yeni bir kavram
olarak Endüstri 4.0, ilk olarak 2011 yılında Hannover Endüstri Fuarı’nda
tanıtılmış, ardından Alman hükümeti tarafından desteklenmiştir. Dördüncü sanayi
devrimi, önceki üç sanayi devrimiyle karşılaştırıldığında, CPS (siber-fiziksel
sistem) ve “Nesnelerin İnterneti” ilkelerine dayalı akıllı üretimi hedefliyor.
Endüstri 4.0, modüler akıllı fabrikalarda fiziksel süreçleri siber-fiziksel
sistemlerle izleyerek nesnelerin birbirleriyle ve insanlarla iletişim halinde
kalmasını ve merkezi olmayan kararlar almayı hedefliyor. Üretim süreçlerine
yepyeni bir boyut kazandıracak Endüstri 4.0, fuarda duyurulmadan önce Almanya
Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (BMBF), ülkenin mevcut konjonktürde ve
öngörülebilir kalkınmasını güçlendirmek için bazı çalışmalar yapmıştır. “Gelecek
Projesi” olarak bilinen bu projeler, “Yüksek Teknoloji Stratejisi 2020’nin
Gelecek Projeleri
” başlığı altında yayınlanmıştır[1].

Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve
teknolojik gelişmelere paralel olarak özellikle işyerlerinde üretken faktör
olan çalışan kişilerin sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar
ortaya çıkmıştır. Başlangıçta fazla önemsenmeyen bu sorunlar iş verimini ve
işletmeyi tehlikeye sokmasıyla önem kazanmış ve üzerinde düşünülmesi
gerekliliği doğmuştur. Günümüzde, iş ortamında sağlıklı ve güvenli çalışma
koşulları yaratarak; iş kazaları ve meslek hastalıkların en alt düzeye indirmek
böylece maddi kayıpları önleme, iş verimliliğini artırma hedefleri ile hareket
edilmektedir. İşçi sağlığı sağlıklı bir yaşam çevresi için gereken sağlık
kurallarını içerirken; iş güvenliği, daha çok işçinin yaşamına ve vücut bütünlüğüne
yönelik tehlikelerin ortadan kaldırılması için gerekli teknik kuralları ele
alır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulaması Dünya Sağlık Örgütü (WHO),
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kuruluşların sözleşme, direktif ve
bildirgeleri nedeniyle de birçok ülkede yasal bir gerekliliktir. WHO ve ILO’nun
1950 yılında yaptığı işçi sağlığı ve güvenliği tanımına göre “işçi sağlığı
ve iş güvenliği
” şöyle tanımlanmaktadır; “tüm çalışanların bedensel,
ruhsal, toplumsal sağlık ve refahlarının en üst düzeye yükseltilmesi ve bu
durumun korunması, işyeri koşullarının, çevrenin ve üretilen malların meydana
getirdiği sağlığa aykırı sonuçların ortadan kaldırılması; çalışanların
yaralanmalara ve kazalara maruz bırakacak risk etmenlerin önlenmesi, yine
çalışanların bedensel ve ruhsal özelliklerine uygun işlere yerleştirilmesi ve
sonuç olarak işçilerin bedensel ve ruhsal gereksinimlerine uygun bir iş ortamı yaratılmasıdır
”.
İş sağlığı bütün çalışanların sağlığını koruma, sürdürme ve üst düzeye
ulaştırma çalışmalarını kapsar. Çalışanlar deyimi aslında değişik sektörlerin
tümünü kapsar. Tarımda, sanayide, ticarette ve hizmet sektöründe çalışanların
tümü iş sağlığının konusu içinde ele alınırlar. Ancak, sanayide çalışanlar iş
yerlerindeki çevresel koşullar nedeniyle daha çok sayıda, daha ağır sağlık
tehlikeleriyle karşı karşıya bulundukları için iş sağlığında bu sektöre öncelik
tanınmıştır. O nedenle kimi zaman, iş sağlığı ile endüstri sağlığı terimleri eş
anlamlı olarak kullanılmaktadır. İş sağlığı hizmetleri sonucunda işçiler
sağlıklı oluşlarını sürdürecekleri için, hastalık ve sakatlıklar nedeniyle
işten geri kalma sorunu ortadan kalkar. Ayrıca, iş ortamının daha güvenli ve
sağlığa uygun duruma getirilmesi sonucu işçilerin işlerine karşı olan
bağlılıkları artar. Bu gelişmeler sonucunda iş yerindeki üretim ve verim
yükselir.

            İş ve işçi Sağlığının Amacı;

-İşçilerin fiziksel, ruhsal ve sosyal
yönden tam iyilik durumlarının (yani sağlıklarının) en yüksek düzeye çıkmasına
çalışmak

-İş ve işçi uyumunu sağlamak

-Çalışma ortamındaki sağlık tehlikelerini
belirlemek ve bunları ortadan kaldırmaya çalışmak

-İşçilerin sağlıklarının bozulmasını
önlemek

Bu amaçlardan da anlaşıldığı gibi, iş
sağlığı yalnızca çalışma koşullarına bağlı sorunlarla ilgilenmez, işçinin ve
ailesinin sağlığını bozabilecek diğer sosyal ve ekonomik koşullarla da
ilgilenir. Çünkü sosyal ve ekonomik sorunlar işçinin hastalanmasına ve iş
veriminin azalmasına neden olur. Bu durumdaki bir işçi işini kaybedebilir,
dolayısıyla, sosyal sorunlar daha da ağırlaşabilir. Sonuçta, yalnızca işçinin
kendisini ve ailesinin sağlığı bozulmakla ve iş verimi düşmekle kalmaz, bu
durum toplumun genelini ilgilendiren bir sorun olur. Bu boyutu nedeniyle işçi
sağlığı toplumun tümünü ilgilendiren bir “halk sağlığı” konusudur[2]. Türkiye’de
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Sendikaların iş
birliği ile Koruyucu Hekimlik, Halk Sağlığı ve İş Yeri Hekimliği’nin
güçlendirilmesi, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği sorunlarının çözülmesini kolaylaştıracaktır.
Teknolojik afetlerde doğal afetlerde olduğu gibi risk yönetimi kriz yönetimden
önce gelmektedir. Kurumlar elemanlarını sadece kriz yönetimine göre
yetiştirilirse her afette can kaybı daha çok olacaktır. Türkiye risk yönetimine
önem vermeli İşçi Sağlığı ve İş güvenliği buna göre planlamalıdır.

Devam edecek



[1]Nuray
Celik &Fatih ÖZTÜRK, The Upcoming İssues Of İndustry 4.0 On Occupational
Health And Safety Specialized İn Turkey Example, International Journal of
Economics, Business and Management Research Vol. 1, No. 05; 2017, pp.236-256.

[2]
Cengiz Yakıncı, Erdem Yeşilada (Editörler), 
Koruyucu Sağlık Rehberi, Türk Eczacılar Birliği Eczacılık Akademisi
Yayınıdır, Ankara, 2012.