İngiltere’den Tespitler (23)

43

     Herkes 3 haftalık
süreyle, 12 adede kadar ödünç kitap alabiliyor. Alınan kitaplar; kütüphanenin
herhangi bir şubesine iade edilebiliyor.

     Köylerdeki
kütüphaneler, kendi aralarında belirli sürelerle kitap değiş tokuşu yapıyorlar.
Köy sakinlerinin farklı kitaplara ulaşmalarını sağlıyorlar.

     Kütüphanelerin
çocuk bölümleri; çocukların ilgisini çekecek şekilde düzenlenmiş. Ayrıca
belirli aralıklarla -özellikle okul öncesi çocukları için- kitap okuma saatleri
düzenleniyor. Bir kütüphane görevlisi tarafından onlara hikâye kitapları
okunuyor.

     Yaşlı okuyucular
için, büyük puntolu harflerle basılmış kitaplar bölümü de mevcut.

     Kütüphanelerin
bilgisaray bölümünden yararlanmak hattâ internete bağlanmak da mümkün.

     İstisnalar dışında
orta öğretim çağındaki öğrencilerin disiplinsizlikleri had safhada. Öğretmen
kendini saydırmakta zorlanıyor. Öyle ki terkedilen dövme yöntemine geri
dönülmesini isteyen öğretmenlere rastlanıyor!

     Hiçbir ceza
müeyyidesi / yaptırımı uygulanmadığı için; talebeler hırçın, haylaz, başıboş,
saygısız ve tembel bir durum arz ediyor!

     “Havf ve Reca”
yani korkuyla ümit arasında olma zihniyet ve anlayışı olmadığından; talebe
kendisine hiçbir sorumluluk yüklemiyor. Hâliyle ana babalar bu duruma çok
üzülüyor fakat ellerinden bir şey gelmiyor.

     Çocuğun ruh
eğitimi ihmal ediliyor. Bununla ilgili dersler ise kifayetsiz. Kuru mâlûmattan
öte gidilemiyor. “Neden?” sorusuna cevap verilirken, “Niçin?” sorusu ihmal
ediliyor. Bu ise hedefsiz, maksatsız, gayesiz nesilleri çığ gibi büyütürken;
büyük bir manevî potansiyel tehlike olarak İngiliz toplumunu tehdit ediyor.
Gelecek endişesine sokuyor. Ciddî bir arayışa sevkediyor.

X

     Cambridge’de
Müslüman çocukları için “İslamic School” / Cumartesi Okulu var. Her cumartesi
10.00 – 13.30 saatleri arasında faaliyet gösteriyor.

     Resmî bir ilkokul,
İslamic School tarafından kiralanıyor. Değişik İslâm ülkelerine mensup
ailelerin çocukları, haftada bir gün buraya devam ediyor. Kız ve erkek
çocuklara; ayrı ayrı sınıflarda din eğitimi veriliyor. En küçük yaştakiler;
karışık olarak aynı sınıfta eğitim görüyorlar. Yaş gruplarına göre sınıflara
ayrılıyor.

     Öğretmenler
gönüllü olarak çalışıyorlar. Çocuklara plânlı şekilde din eğitimi veriyorlar.
Arapça öğretiyorlar. Asrın her çeşit imkânları kullanılarak.

     Her eğitim
döneminde, her sınıf; diğer öğrencilere ve ana babalarına sunulmak üzere
program hazırlıyor. Meselâ bu sene 1. sınıfların gösteri ve program konusu Nuh
Tufanı’ymış. Çocuklar konuyla ilgili olarak hazırladıkları bilgileri; şarkılar
eşliğinde sunmuşlar.

     Öğrenciler kocaman
bir Nuhun Gemisi’ni duvara asmışlar. Önünde her bir hayvanı temsilen, birer çift
maske takınarak yer almışlar. Daha sonra, bu öğrenciler; seyircilere konu
hakkında sorular sormuşlar.

     Müslümanların bir
araya gelerek kurdukları bu okulda, müslüman öğrenciler Arapçayı çeşitli
faaliyetlerle, mesela resimler yaparak, onları boyayarak öğreniyorlar.

     Ayrıca İslamic
School’da çocuklara Kur’anı Kerîm, Namaz sûreleri öğretiliyor. Din bilgileri
belletiliyor.

     Diğer okullarda
olduğu gibi, her sınıfta, aynı anda iki öğretmen görev yapıyor. Ayrı ayrı
gruplara ayırdıkları talebelerle; öğretmenler tek tek ilgileniyorlar.

     Her hafta eğitim
süresi bittiğinde; öğretmenler, öğrenciler ve orada bulunan velîler; öğle
namazını hep birlikte cemaatle kılıp dağılıyorlar.

     Ramazan ve Kurban
bayramlarında, Bayram partileri düzenliyorlar. Çocuklara yiyecek içecek ikram
ediyorlar. Sonra balon patlatmaca, yer kapmaca, yumurta taşımaca, çuvalla koşma
gibi faaliyetler ve eğlenceler tertip ediyorlar.

     Okul müddetince
spor günleri yapıyorlar. Herkes birbirine karşı sempatik ve sevecen davranıyor.

     (20. 07. 2003, Bar
Hill – Cambridge)

Önceki İçerikMillî Mecmûa
Sonraki İçerikİkinci Yılında Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.