Hz. Ömer (RA)

53

Kureyş kabilesinin Adiyoğulları kolundandır.
Miladi 586 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.
Peygamber (SAV)den 15 yaş küçüktür.
İslamdan önce Mekke şehir devletinin dışişleri bakanı idi.
Ticaretler uğraşırdı.
İslamiyetin ilk yıllarında peygamberimizin ve Müslümanların en sert muhalifi idi.
Peygamberimizin Müslüman olması için dua ettiği iki Ömer’den birisi idi.
Diğeri ise Ebu Cehil’dir.
O’nun Müslüman olması müşrikler de şok, Müslümanlarda bayram etkisi meydana getirmiştir.
Medine döneminde kadınlardan biat almakla görevli idi.
Uhud savaşında Müslümanlar arkadan kuşatılınca peygamberimizin yanından ayrılmayıp O’nu koruyan on dört sahabeden birisi idi.
Peygamber (SAV)in vefatında kim “Muhammed öldü derse onun kafasını uçururum” diyecek kadar peygambere bağlı idi.
İlk halife seçiminde Hz. Ebubekir’e ilk biat eden sahabedir.
Hz. Ebubekir’in danışmanı idi.
İşlerini yürütürdü.
Hz. Ebubekir hastalanınca Müslümanlara namaz kıldırmak için onu görevlendirmişti.
Hz. Ebubekir (RA)in tavsiyesi üzerine halife seçilmiştir.
Hz. Ömer (RA) zamanında yeni fetihler gerçekleşti.
Basra, Kufe, Fustat gibi yeni şehirler kuruldu.
İslam tarihinde ilk kez divan teşkilatı kurularak devlet gelirlerinin adil bir şekilde dağılması sağlandı.
Hz. Ömer tarihe en çok adaleti ile geçmiş bir devlet adamı idi.

Fırat kenarında bir kurt kapsa koyunu
Adli ilahi gelir de Ömer’den sorar onu.

Sözü Onun adalete ne kadar önem verdiğini gösterir.
Medine döneminde peygamber (sav)’in hükmüne rıza göstermeyip de kendisine görüş soran bir münafığın başını uçurmakla “Faruk” lakabını (künyesini) almış, Ömer’ül Faruk olmuştur.
Geceleri dışarı çıkarak dolaşır, muhtaçları tespit eder. Anında ihtiyaçlarını hazineden karşılamaya çalışırdı.
Devletin işlerini görürken devletin mumunu, kendi işlerini görürken kendi mumunu yakardı.
Devletin hazinesi dolu olmasına rağmen ihtiyacından fazla maaş almazdı.
Devlet gelirlerini dağıtmak için kurduğu divan teşkilatında insanları İslam dinine yaptıkları hizmete ve peygamber yakınlarına göre derecelendirmiş, en fazla ücreti peygambere en yakın olan ve İslama en fazla hizmeti seçenlere vermiştir.
Eş-dost-hısım akraba vs. sebebiyle adam kayırma yapmamıştır.
O’nun kurduğu bu divan teşkilatı sayesinde henüz doğmamış çocuklara bile maaş bağlanmıştır.
Mezopotamya toprakları fethedilince Müslüman askerler bu toprakların sahipleriyle beraber kendilerine verilmelerini istediklerinde; Hz. Ömer (RA.) sahabe ile yaptığı uzun istişareler sonucu bu isteği şu gerekçe ile reddetmiştir.
Bu taksimat gerçekleştirilirse; Müslüman askerler bu insanları köle olarak kullanır. Bizler hayattan çekilince bizden sonra gelecek çocuklarımız da onların çocuklarını köle olarak kullanır. Müslümanlar iş başında olduğu müddetçe bu insanlar kölelikten kurtulamazlar. Benim vicdanım da buna razı olmaz.
Topraklarında servetin belli ellerde toplanmasını engellemek amacıyla gelirlerinden tüm Müslümanların faydalanması kaydıyla devlet denetimine almıştır.
Hz. Ömer Hz. Ali (RA.)’ın görüşlerine çok önem verirdi.
Bu kararları alırken de Hz. Ali (RA.)’in görüşlerinden istifade etmiştir.
Bu sebeple der ki; “Ali olmasaydı, Ömer mahvolurdu.” buyurmuştur.
Hz. Ömer Müslümanların idaresi altında gayri Müslimlerin inanç ve ibadetlerine saygı gösterilmesini mabetlerini, dillerini ve örflerini koruma konusunda çok hassas davranmış asimile edilmelerine ve dinlerini değiştirmeleri için zorlama yapılmasına kesinlikle karşı çıkmıştır. Onlardan fazla vergi alınmasını Müslüman valilere gönderdiği talimatlarla yasaklamıştır.
Fakir ve yoksul gayri Müslimlerden cizye vergisi almamıştır.
Müslüman olmayan fakirlere devlet hazinesinden yardım yapmıştır.
Çok sade bir yaşantısı vardı. Giydiği elbisenin eski olmasını umursamaz ama temiz olmasına dikkat ederdi.
Maaşı yetmediği zaman hazineden borç alırdı.
Hurafelere karşı çıkmıştır. Hudeybiye antlaşmasının yanında yazıldığı (Beyatur Rıdvan) ağacını insanların kutsallaştırdığı gerekçesiyle kestirmiştir.
Hz. Ebubekir (RA) hilafeti zamanında Hz. Ömer’in teklifi üzerine Kur’an ayetleri Zeyd B. Sabit’in başkanlığından kurulan bir komisyon tarafından toplanarak kitap haline getirilmiştir.
Kur’an daha sonra Hz. Osman (RA) zamanında çoğaltılarak İslam dünyasının büyük merkezlerine gönderilmiştir.
Hz. Ömer (RA.) zamanında hicret, yılbaşı olarak kabul edilmiştir.
Hilafeti süresince sade bir yaşam sürdürmüş, adalet ve doğruluktan ayrılmamıştır.
Hilafeti süresince halkın gönlünü kazanacak bir yönetim sergilemiş, yaşantısı ile de halka örnek olmuştur.
Nihavent savaşı (642) sırasında esir alınan Ebu Lulu isimli bir köle tarafından bir sabah namazı esnasında hançerlenmiştir.
Yaralı halde iken kendisinden sonra kimin devlet başkanlığına (hilafet makamına) seçilmesi gerektiği sorulunca konuyu şura’ya havale etmiştir. Oğluna da halifeliği yasaklamıştır.
Yaralandığının üçüncü günü (3 Kasım 644) yılında 63 yaşında şehit olmuştur.
On yıl hilafet makamında kalmış adaletiyle dünyaya ün salmıştır.
Sağlığında cennetle müjdelenen (aşere-i mübaşereden olan) on sahabeden birisidir.
Hulafe-i Raşidin denilen (dört halifeden) ikincisi olan Hz. Ömer peygamber (SAV)’in kayınpederidir.
Dört halifeden Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer peygamberimizin kayınpederi, Hz. Osman ile Hz. Ali ise peygamberimizin damatlarıdır.
Günümüz İslam dünyasında Hz. Ömer gibi idarecilere ne kadar da ihtiyaç vardır.
(Radıyallahu anhum = Allah onlardan razı olsun.)
Bizlere onların yolunda yürümeyi nasip etsin.

Adaletli yarınlarda buluşmak dileğiyle.