El-Hakku Ya’lu

164

     El-Hakku Ya’lu / Hak Yücedir.

     Er geç üstünlüğünü gösterir.

     Öyleyse, neden kâfir müslime,

     Kuvvet Hakka galebe etmekte / üstün gelmektedir?

     Hakkın yanında yer alan bir müslümanın;

     Hakk uğrunda sarıldığı her vesile,

     Doğru bir usûl ve metod olması gerekirken,

     Bâtıl’a karşı yanlış bir tavır

     Ve hareketle dâvâsını gerçekleştirmek isterse;

     Sonuç alamayacağı kaçınılmazdır.

     Böylece Hakkın yanında yer alan bir müslüman;

     Metodunun yanlışlığı yüzünden kaybeder.

     İşte burada Hakkın yenilgisi değil,

     Tatbik edilen yanlış metod

     Ve yolun mağlûbiyeti söz konusudur.

     Yani yenilgi Hakta oluştan değil,

     Hakkın galebesi için kullanılanın

     Yanlış metod yüzündendir.

     Demek ki:

     Bir Hak bir Bâtıl’a bilvâsıta,

     Yani dolayısıyla mağlup olur.

     Fakat bu yenilgi,

     Hakkın bizzat kendisinden değil,

     Kullandığı yanlış metottan kaynaklanır.

     Çünkü doğru ve yerinde kullanılan bir metot ve vesile,

     Bâtıl’ın elinde bile olsa,

     Bilvesile yani dolayısıyla,

     Geçici de olsa onu gâlip eder.

     Ama er geç üstün gelecek olan

     Yine Haktır. 

                                      x

     Şüphesiz kuvvetin de bir sırrı var.

     Şâirin:

     “Hazır ol cenge eğer istersen sulh u salah.” dediği gibi,

     Eğer kuvvetli olmazsan, düşmana saldırma cesareti verirsin!

     Bu da onun haklılığını değil, fırsatı değerlendirme gibi

     Müspet bir metoda sarıldığını gösterir.

     O halde yerinde bir metot olan hazırlık içinde bulunmazsan,

     Bâtılın doğru metodu karşısında, Hakkın yanlış metodunun

     Mağlubiyeti kaçınılmazdır.

     Evet bu; Bâtıl’ın kullandığı müspet metodun;

     Hakkın kullandığı yanlış metot karşısındaki

     Geçici üstünlüğünden başka bir şey değildir.

     Fakat akıbetü’l-akıbe / en sonunda,

     Gerekirse ahirette bile olsa,

     Üstünlük yine Hakkındır.

Önceki İçerikAtatürk, Atatürk milliyetçisi değildir
Sonraki İçerikAdaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. Fransız Atasözü
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.