Edebice Dergisi

37

Bafra’da edebiyatsever idealist
gençler bir araya gelerek doğdukları, yaşadıkları şehrin yüz akı olan bir dergi
yayınlıyorlar: ‘Edebice

Fikir – Sanat – Edebiyat Dergisi’ tanıtım cümlesiyle kültür
hayatımıza kazandırılan Edebice’nin ilk sayısı Mayıs-Haziran dönemine ait olmak
üzere 2016 yılında okuyucuya sunuldu.

19,5 X 26,6 santim ölçülerinde,
kitap kâğıdına baslı 80 sayfalık derginin ilk sayısındaki künye bilgileri:  

İmtiyaz Sahibi: Cahit Müderrisoğlu

Genel Yayın Yönetmeni: Yaşar Vural

Yazı İşleri Müdürü: Sabit Bayar

Yayın Kurulu: Doç. Dr. Mustafa Aksoy, Mehmet Emre Çelik,
İkbal Vurucu, Alper Tunga Kumtepe, Tugay Özçamca, Mehmet Pektaş, Yunus Emre
Uyar, Muhsin İlhan, Sidre Mete ve Saliha Değirmenci Yavaş

Danışma Kurulu: Prof. Dr. Mehmet Öz (Türk Ocakları Genel
Başkanı)

Prof. Dr. İskender Öksüz: (Millî Düşünce Merkezi)

Prof. Dr. Şaban Sağlık, 
Dr. Hayati Bice, Dr. Hüseyin Yeniçeri, A. Yağmur Tunalı

Sanat Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sağ

Halkla İlişkiler: Menşure Özmen

Grafik Tasarım: Doğan Çelebi, Yaşar Öztürk

Dizgi- Mizanpaj: Bafra Ofset

‘Yıl: 1, Sayı: 1’ bilgileri
bulunan dergilerin sunuş yazıları, ‘Kuruluş beyannamesi,  bildirge ve taahhütnâme mâhiyetinde olması,
maksat ve hedefleri açıklaması bakımından mühimdir. İlk sayı, bu bilgileri
öğrenmek için alınır. Okuyucu, ifâdeleri kendisine yakın bulursa abone olur.  

Genel Yayın Yönetmeni Yasar Vural
imzalı, ‘Neden Edebice’ başlıklı
yazı, yukarıdaki açıklamaya uygundur:

     Edebî
hayatımızın yepyeni bir yüzü, edebiyat bahçemizin yeni bir çiçeği edebîce…

    
‘Yeni’lik, edebiyatta çok iddialı bir kelime, yeniliği yinelemeden
sürdürmek ise çok daha zor ve iddialı. İddiamız ‘edebî’ olmak! Bu edebîlik,
bazen eskiden gelen bir esintide, bazen yeni söyleyişlerin tınısındadır.
Bayağılık ve basitlik çukuruna düşmeden, edebiyat göğünde bir yıldız da biz
olalım istedik. Yeni yanlarımız ve konularımızla, yenilerle beraber varlığını
maziden güç alarak devam ettiren yazar ve şairlerimizle edebiyat hayatımızı
taze ve estetik dokunuşlarla desteklemek arzusundayız. Yeni taraflarımız eskiyi
karalamaz, eski yanlarımız yeniye karşı durmaz…

     Türk
dilinin sınırsız ifade kabiliyeti en büyük dayanağımızdır. Bunun yanında
edebiyat ve fikir hayatımıza daha temiz ve sürekli nefes aldırmak isteyen genç
kadromuz da ayrı bir güven ve güç kaynağımız. Edebîce dergisi fikrini hayata
geçirmemde bana yardımcı olan hatta bu fikri benden fazla sahiplenip çalışan
değerli arkadaşlarıma ve yayın kuruluna teşekkürü bir borç bilirim.

     Değerli
okuyucularımız,

     Bütün
edebî verimler bir birikim ve emeğin ürünüdür. Şu an elinizde tuttuğunuz
dergimizin de gerek ön hazırlık, yazı derleme ve gerekse matbaa süreci bir o
kadar yoğun ve yorucuydu.

     Ama
dergimizi elimize aldığımızda bütün yorgunluğumuz yerini haklı bir gurur ve
sevince bıraktı. Birçok farklı ismi, ustayı, çırağı bir arada toplayabilmenin
ve onların söylediklerini, hissettiklerini, hissettiklerimizi sizlerle
paylaşabilmiş olmanın gururunu yaşadık elinizdeki dergiyle…

     Değerli
okuyucularımız,

     Sanal
dünya birçok kıymeti yok ediyor, birçok geleneği öldürüp, bazı edebî türleri de
mazide tatlı bir anı olarak bırakıyor. Özelde edebiyat dergiciliği genelde bütün
basılı yayımlar yavaş yavaş bu kaçınılmaz sona doğru gidiyor. Bunun farkındayız.
Ama usta bir şairin kaleminden çıkmış bir şiiri bir dergi ya da kitap
sayfalarına dokunarak, kitabın veya derginin kendine has kokusunu içine çekerek
okumanın keyfini, hangi internet sitesi, hangi sanal sayfa verebilir? Bazı
alışkanlıklar başımıza sıkıntı getirebilir ama güzel alışkanlıklarımızın değişmesine
gönlümüz razı olmuyor ve edebî ürünlerimizin dergi ve kitaplardan basılması
alışkanlığımızı değiştirmeyecek ve ‘edebîce’ olarak bu değişime sonuna kadar
direneceğiz. Bu sebeple hem genç hem de usta şair ve yazarlarımızın verimlerini
soluğumuz yettiği ölçüde sizlerle paylaşmayı sürdüreceğiz.

     
Yeni sayılarda görüşmek dileğiyle…

Neden Edebice’ başlıklı imzasız başmakale de Genel Yayın
Yönetmeni’nin ‘Bildirge’sini destekler mâhiyettedir:

Edebiyat dergilerini bekleyen zorlukların
en başında gelir, ‘Nasıl başlasak?’ sorusuna verilecek cevap. Halledilmesi gereken
bir sürü prosedürü rahatlıkla geçebilirsiniz ama kendinizi ifade edeceğiniz, neden
başladığınızı anlatacağınız yazılara başlamak en zor işlerdendir inanın. Çünkü
en başında söyleyeceğimiz en bağlayıcı olanıdır. Bizi matbuat yolculuğumuz
boyunca takip edecek bu bağlayıcı ifadelerimizi de özenle seçmemiz gerektiğinin
farkındayız. Bu bilinçle başlıyoruz edebiyat yolculuğumuza…

Neden Edebice?

Onlarca yıldır hazırdan yiyoruz. Tükenmeye yüz
tuttu söz heybesinin varı. Pörsüttük, posasını çıkardık insanlığın var olduğu
günden, günümüze dek söylenenlerin. Artık yeni şeyler söylemek lazım! Hayatın
yeni dokunuşlara, edebiyatın yeni heyecanlara, yeni söyleyişlere ihtiyacı var.

Tüketici bir toplum olduğumuz gerçeği sosyal
ve ekonomik hayatımızda tokat gibi yüzümüze vuruluyor, üretmeden tüketmenin
ıstırabını her zerremizle hissediyoruz. Ama edebî hayatımızdaki kuraklığı ve
akabindeki çoraklığı matbuat dünyasıyla haşır neşir olanlar çok daha iyi
anlayacaklardır. Maalesef edebiyat ve sanatta da tüketici olduk. Sanatın her
dalında yaşanıyor bu kuraklık aslında. Artık başarılı tiyatro eserleri yazılmıyor,
basılmıyor. Sahnelenen tiyatro eserlerinin çoğu da artık bir klasik değeri
kazanmış ustalarımızın eserleri. Geleneksel Türk tiyatrosunun cenazesini
kaldıralı çok oldu, ama onun yerine koyabildiğimiz hiçbir şey olmadı. Modern
Türk tiyatrosu ise artık kendini tekrar eder duruma düştü, taklitten öteye geçemiyor.
TV ekranlarında sadece mizah ögesine yatırım yapan skeç ağırlıklı oyunlar ise
sanatsal kaygıdan oldukça uzak, kaba güldürü ve karamizah üzerine oluşturulan
ürünler var. Bayağılık ve basitlik çukurunda “sanat” icra eden bu ürün
sahiplerinin hatırı sayılır oranda izleyici çekmesi, bu basitlik ve bayağılık
halkasının günden güne büyümesine sebep olmaktadır.

Benzer bir durum müzik piyasası için de geçerli.
80’li 90’lı yıllarda ülkemizi istila eden pop müzik tarzı, hiçbir sanat kaygısı
ve millî duyarlılık gözetmeden popüler kültürün zirvesinde alabildiğine
ilerliyor. Bu halkaya da her yıl onlarcası katılıyor. Daha birkaç ay içinde
eskiyen bu “sanat ürünleri(!)”ni birkaç yıl sonra bir bakmışsınız başkası
yorumluyor.

Artık güçlü şairler, güçlü kalemler yetişmiyor.
İnsanların şiir ve sanatla iştigal etmesi elbette sevindiricidir. Ancak birkaç
mısra alt alta dizenlerin kendilerini ‘usta şair’ mertebesinde saymaları ve bu
şairlerin usta işi eserlerinin (!) gerek edebiyat dergilerinde gerekse sanal
ortamlarda yer bulması, mücevher gibi hassas bir terazide tartılması gereken
şiirin geleceği için endişelenmemize sebep olmaktadır. Zira kötü örneklerin bir
zaman sonra edebî zevki aşağılara çekeceği ve bunların tekrarlanması halinde de
‘şiir’ denen duygu dilinin, ön dişleri sökülmüş, içi boşaltılmış bir korkuluğa
dönüşmesi endişesini körükleyeceği de bir gerçektir.

     Anlatmaya
bağlı edebî metinlerde de durum üç aşağı beş yukarı aynı.

     Edebîce’nin
söz meydanına inmesinin başkaca gerekçeleri de var elbet. İzaha devam edelim; ‘Güneş altında söylenmemiş söz yoktur!’ diyenler
haklı olabilirler mi? Yani söylenecek her şey söylenmiş, yazılacak her şey
yazılmış mıdır? Peki insandaki sınırsız hayallere ne oldu? Gerçekten evrende
her şey keşfedilmiş ve her söz söylenmiş midir? Bu soruya evet demek bırakın
bilimin gerçekliğini, sanatın kurgusallığına bile aykırıdır. Evereni bir yana
koyalım, dünyada bile hâlâ yeni şeyler keşfediliyorken, ‘güneş altında söylenmemiş söz yoktur’ ifadesinin doğruluğu hükümsüz
kalmıyor mu? II. Beyazıd, dönemin divan şairlerinin gazellerini dinlerken Zâtî
şöyle der: ‘Allah’a yemin iderüm bak dünyâda
ma’nâ dükendi dirler. Kesinlikle ma’nâ dükenmez. Dünyâ ma’nâ ile doludur. Hüner
onu bulmakdur

     Dünyada
belki her şey tükenebilir ama söz asla tükenmez.

     Ne
diyordu Hayâlî Bey: ‘Cihân-ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler, O mâhîler ki
deryâ içredir deryâyı bilmezler’

     Biz,
iyi niyet ötesi bir yerde durma kararlılığındayız. Edebiyatın da, sanatın da
nicelikçe de nitelikçe de iyileşip çoğalması için yola çıkıyoruz. Var olandan
başlayıp yeni şeyler söylemenin, var olanı da tazeleyip, cilalamanın zamanı
gelmiştir. Var olana da, var olacağa da bir ‘edebîce’ dokunuş gerek. Edebîce
düşünüş, edebîce hissediş ve edebîce ifade ediş… Güzel, ancak bu yanıyla güzeldir.
Derinliksiz, hazmedilmeden idraklere yerleşen edebiyat mahsüllerinin, insan
bedenine yararlı olmayan gıdalardan bir farkı var mıdır?

     Yeni
olmak iddiası bir zaman sonra hükmünü kendiliğinden düşürür. Yunus misali her
dem yeniden doğmaya adadık azim ve heyecanımızı.

    
‘Yeni’ iddiamız hükümsüz kalmasın, yinelenen bir ‘yeni’ olmaktan ziyade
yeniden bir ‘yeni’ olmaktır bizimkisi. Onun için ‘Her dem yeniden yazarız,
bizden kim usanası.’

Okuyucu, dergide
kimlerin yazdığın da öğrenmek ister: Tanıdık, bildik, beğenilen yazarlar var
mı? Kendileriyle gönül bağı kurulabilecek, aynı fikri paylaşabileceği yeni
isimler var mı? Hepsinden önemlisi yeni bir şeyler söyleyen hiç değilse,
bilinenleri yeni bir tarzda söyleyen yazarlar var mı?

Şöyle bir
düşünceye sâhip olanlar var mıdır, varsa bile kaç kişidir bilinmez ise de
mühimdir. Karşı düşüncede olanların da okunması lâzım… Onun fikirlerinin
derinlikleri bilinmezse nasıl tenkit edilebilir? Belki ortak noktalar,
farklılıklardan daha fazladır. Sosyal barışın sağlanması için ortak noktaların
yüzü suyu hürmetine, tolere edilebilir farklılıklar müsâmaha ile karşılanabilir.
Buna ihtiyacımız var.

O halde
Edebice’de kimler ne yazmış biraz da ona bakalım:

Nesline Âşina: Yunus Emre Uyar / Ne Olacak Şimdi?: Tuğçe Nur Kesin / Ses: Mehmet Emre Çelik /  Okumuşlarımız Ne Okuyor?: Sidre Mete / Şiirin Sultanları: Muhsin İlhan  /  Osmanlının Şair Sultanları: Mehmet Pektaş
/ Kendim İçin Ağlamadım: Fazıl Ahmet
Bahadır  / Göçtüm: Hakkı Suat Yılmazer / Geceye
ve Ayaza
: Şeyma Kuyumcu / Simurg
Kırığı
: Yeşim Yarar /Bağışla Beni:
Nigar Hasan-Zadeh / Şiir Gibi: Âl-i
Rıza / Bir İnsan Olarak Kadın: Prof.
Dr. İskender Öksüz /  Bir Üst Ad (Üstad) Olarak Necip Fazıl ve Ülkücü Gençlik: Prof. Dr. Şaban Sağlık / Divan-ı Hikmet’te Mürşid   ve Mürid
İlişkisi
: Dr. Hayati Bice / Bazı Sorular
Çerçevesinde Kültür, Sanat ve Türklük
: Doç. Dr. Mustafa Aksoy / İnsan Kalitesi: Prof. Dr. Orhan Arslan /
Asla Yenilmeyeceksin : Recep Şükrü
Apuhan /  Ata Yurduna Seyahat ve Düşündürdükleri: Osman Oktay /  Körün
Tuttuğu Işık; Türk Maneviyatının Kuvveti
: Hasan Erimez / Bugünkü Mefkûremiz; Birlik İçinde Türkiye: Sabit Bayar /   ‘Kafes’ Filminden Hareketle Ülkücü Sanata ve
Türk Medyasına Bir Bakış
: Mustafa Tuğrul Çolak / Zehirli Masalların Çocukları: Suat Turgut / Gönül Coğrafyamızın Sınırları: Arslan Küçükyıldız  / Millet
ve Sanat
: Mehmet Kaplan / İtiraf-ı Aşk:
Erhan Özçakır / Aşk: Saliha
Değirmenci Yavaş.

Edebice
Dergisi, 17. sayısında yayın programını değiştirdi; ‘Sonbahar, Kış, İlkbahar,
Yaz açıklamasıyla üç ayda bir yayınlanacağını açıkladı. Bu sayıda dikkat çeken
yazarlar ve makaleler hayli fazlaydı. Birkaç örnek:  Kıbrıs
Şâiri
: Ârif Nihat Asya / Basri Gocul
ve Oğuzlama
: M. Halistin Kukul / Turnalar
(Şiir): Bayram Durbilmez / Azadlık
Meydanı ve 20 Ocak 1990
: Zafer Saraç / Halatımız
Dört Mevsimdir
: Ersin Bayram / Ziya
Gökalp’in Deha Adlı Şiirinde ‘Halka Doğru’ Görüşümün İzleri
: Serkan
Gökbulut / Yunus Emre’nin Dili: Naci
Yengin.

20. sayı;
Sonbahar 2019 döneminde ‘Türküz, Türkü
Çağırırız
’ başlıklı dosya bölümü ile birlikte yayımlandı. Musa Göçer’in
Erdal Erzincan ile yaptığı röportaj, Âdile Kurt Karatepe’nin; ‘Milletimizin Bütün Renklerini Tamsil
Makamında Mutabakat Metinleri – Türkülerimiz
’  ve Kubilay Dökmetaş’ın ‘Ezandan Sonra Kulağıma Okunan İlk Söz Türküdür’ başlıkla makaleleri
dikkat çekiyordu. Bu sayının diğer yazarlarından bâzıları: Dr. Mehmet Özbek,
Kenan Çarboğa, Nâmık Açıkgöz, Çağrı Çebeci.

Kış 2020
döneminde yayımlanan 21. sayının dosya konusu Yüzüncü vefat yıldönümü
vesilesiyle Ömer Seyfeddin idi. Dosya bölümü; Prof. Dr. Şaban Sağlık, Prof. Dr.
Nâzım H. Polat, Prof. Dr. Şâhin Köktürk, Yılmaz Türk, Prof. Dr. Nurullah Çetin,
Lütfi Bergen, Metin Savaş, Tayfun Haykır, Numar Altuğ Öksüz, Ali Ertuğrul
Kocatürk, Necati Mert, Mehmet Hayati Özkaya, Sena Baykal, Elif Arpacı, Ertuğrul
Gazi Derhem, M. Yunus Emre Uyar, M. Tuğrul Çolak, Sâlim Nizam, Ayfer Güler’in
makalelerinden oluşuyordu.

Halistin
Kukul’un ‘Türkçe Yazıldığı Gibi mi Okunur?’
başlıklı makalesi; dikkatle okunması gereken ve gereğinin îfâsı için ‘alâkalılara gönderilen bir ihtarnâme’ mâhiyetindedir. 

Ayrıca ‘En çok sevdiğiniz Ömer Seyfettin
Öyküsü hangisidir, neden?’ sorusuna verdikleri cevaplarla Şerif Aydemir, Kudret
Ayşe Yılmaz, Senem Gezeroğlu, Füsun Menşure, Metin Özdemir, Muhammet Erdevir,
Soner Oğuz, Yunus Meşe, Sinan Terzi ve Mesut Doğan da Ömer Seyfettin dosyasında
yerlerini aldılar.

Bu sayıda şiirleriyle S. Nur Kurt,
Muhammet Durmuş, Yağız Ozan ve Celalettin Kurt; makaleleriyle Halistin Kukul,
Mustafa Özbalcı, Neslihan Mar, Demet Yener, Engin Balcı, Kübra Can ve
Karikatürüyle Çağrı Cebeci, dergi sayfalarını değerlendiriyor.

Edebice Dergisi’nin 22.
sayısı,  2020 bahar döneminde ‘Millî Mücâdele Dönemi Türk Edebiyatı
dosya konusu ile yine dopdolu olarak çıktı. Prof. Dr. Nurullah Çetin, Dr. Bekir
Şakir Konyalı, Yaşar Vural, İbrahim Ay, M. Tuğrul Çolak, Numan Altuğ Öksüz,
Elif Arpacı, Oğuzhan Karaduman ve Ersin Bayram dosya konusunda yazdılar. Hakan
İlhan Kurt, A. Yılmaz Soyyer, Muhammet Durmuş, Özkan Kaya, Nihat Malkoç ve Ersin
Kurt şiirleriyle; Soner Oğuz, Azize
Caferzâde ve Feyza Ay hikâyeleriyle; Yağmur Tunalı, M. Halistin Kukul, Ahmet
Şahin, İbrahim Sağır, Muhsin İlhan, İlkay Coşkun, Asral Erce ve Rümeysa ise
makale ve denemeleriyle, Ahmet Şahin Röportajıyla, M. Yücel Öztürk, M. Hüseyin
Güneş ve Naci Yengin de kitap değerlendirme yazılarıyla okuyucuya
sesleniyor.

21. sayının künyesi şu isimlerden
teşekkül ediyordu:

Genel Yayın Yönetmeni: Yaşar
Vural

Yayın Koordinatörü:  Dr. Mehmet Emre Çelik

Yazı İşleri Müdürü: Sabit Bayar

Editörler: Muhsin İlhan,  Mustafa Tuğrul Çolak,  Yunus Emre Uyar, Numan Altuğ Öksüz

Yayın Kurulu: Tuğçe Nur Kesin,
Yusuf Demirel, Cevat Deniz, Feyza Ay, Elif Arpacı, Mustafa Oral, Oğuzhan
Karaduman, Mustafa Kotil ve Enes Akçay

Danışma Kurulu:  Prof. Dr. İskender Öksüz Prof. Dr. Mehmet Öz
Prof. Dr. Nazım Hikmet Polat Prof. Dr. Şaban Sağlık Prof. Dr. Şahin Köktür A.
Yağmur Tunalı ve Dr. Hayati Bice

Sanat Danışmanı: Dr. Mehmet Sağ

Sosyal Medya: Dilek Akıllıoğlu
Mehtap Umut Sulamacı ve Tuğba Önce

Grafik Tasarım: Bünyamin Ayvaz

Kapak Çizim: Nuriddin Çelenk

EDEBİCE
Fikir, Sanat, Edebiyat DERGİSİ:

 Altınyaprak
Mahallesi, Çıraklık Eğitimi Sokağı Nu: 13 Bafra, Samsun.

 Telefon: 0.533-372 09 98, 0.541-865 55 53
e-posta:
bilgi@edebice.net  //  www.edebice.net

Önceki İçerikHesap Sorma Yerine Övgü ve Teşekkür
Sonraki İçerikMavi Vatan, Yavru Vatan ve Adalar Bütünleştirilmelidir
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.