Covid-19 Salgınında Son Durum

27

Aralık 2019 yılında
Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyayı etkileyen bu salgın
hastalığı ikinci
yılını doldurmuştur. Bu güne kadar
ülkemizde 10 milyon
insan
bu hastalığa yakalanmış
ve 85 bini
ölümle sonuçlan
mıştır. Dünyada ise 250 milyon
insanın bu hastalığa yakalan
dığı ve bunların
5 milyon
unun ölümle sonuçlandığı
bilinmektedir.

Salgın hastalıklar
insanlık tarihinde her zaman önemli değişimlere sebep olmuştur. 1918’de
başlayıp 3 yıl süren İspanyol gribinin 1. Dünya Savaşının bitmesi
nde etkili olduğu
söylenir. O salgında dünya nüfusu 1.5 milyar olup, 500 milyon insan hastalığa
yakalanmış ve 50 milyonu ölmüştür. Daha önceki veba
,
kolera

salgınları insani ve idari felaketleri yaşatmıştır. Covit-19 salgını da benzeri
zorlukları günümüz insanına yaşatmış ve yaşatmaya devam etmektedir. İşimizde,
aşımızda, komşuluk ilişkilerimizde,
ibadetlerimiz dâhil
tüm t
oplantılarımızda
direkt veya dolaylı olarak farklı mecburiyetleri yaşadık, yaşamaktayız.
Bu hastalığın
sebep olduğu beklenmeyen ölümlerin üzüntüsü bir yana, bir çoğunun cenaze
törenlerine bile katılamayışımız; hastalanan komşu, eş, dost ve akrabalarımızın
kapılarını çalıp yüz yüze geçmiş olsun bile diyemeyişimiz hüznümüzü, acımızı
arttıran olaylar zinciridir.

Covit-19’un
hayvanlardan geçen ve yapı değişikliği ile insanlarda ağır solunum yolu
sorunları yapabilen bulaşıcılık vasfı kazanmış Corona grubu
bir virüs
olduğunu biliyoruz.
Virüslerdeki mutasyon
dediğimiz yapı değişikli
klerinin de etkisiyle
ile s
algın
devam etmektedir. Viral enfeksiyonlarda bu durum bilinen bir gerçektir. Grip
aşılarının her sene yeniden uygulanması bu sebepledir. Alfa, beta, gama, delta
ve son olarak omicron varyantları bugüne kadar
bilinen
çeşitleridir.

Enfeksiyon hastalıkları
için en önemli silah AŞI’dır. Birçok bulaşıcı hastalık aşılar sayesinde
tehlikeli hastalık olmaktan çıkmıştır. Covit-19 yeni bir virüs olduğu için
aşısı yoktu
. Ayrıca tıbbın elindeki viral enfeksiyonlarında kullanılan ilaçların
etkisiz olması Covit-19 salgını ile mücadeleyi zorlaştırmakta ve salgını
insanlık için daha tehlikeli hale getirmekteydi.

Yapılan bilimsel
çalışmalar sayesinde aşının bulunması ve 2021 başlarında uygulanmaya başlaması
salgının 3. dalgasını daha kolay ve az ölümlü sonuçla
rla
atlatılmasını
sağlamıştır. Sağlık çalışanlarının ve risk gruplarının aşılanarak bağışıklık
kazandırılması bu kesimlerdeki hastalanma ve ölüm oranını çok azaltmıştır. Lakin
aşılanmanın gerekli hız ve sayıda yapılamaması ve aşı karşıtlığı şeklinde
bilimsel olmayan bilgilere inanan insanların aşılarını yaptırmamaları 202
1 sonbaharında
4. dalga, Ocak 2022 başında ise 5. dalga diyebileceğimiz bir sonucu
doğurmuştur. Bu durum maalesef vaka sayılarının ve ölümlerin artışına sebep
olmuştur. Bu dönemlerde şu ana kadar 30 binden fazla insanımız hayatını
kaybetmiştir.

2022 yılı başlarında
hastalık hala salgın vasfını sürdürmektedir. Ağır karantina uygulamaları olmasa
bile koruyucu tedbirlere uymamız gerekmektedir. Aşının koruyucu etkisini unutmadan
hatırlatıcı dozların yapılması ihmal edilmemelidir. Hastalıklarda bağışıklığın
önemi
unutulmamalıdır. Bu sebep ile bağışıklığı
kuvvetlendirici beslenme
, spor, temizlik ve benzeri
durumlara
daha çok dikkat edilmeli, bağışıklığı düşüren (yorgunluk,
uykusuzluk gibi) durumlardan kaçınılmalıdır.

Salgın ne zaman
sonlanır derseniz;
şu anda korunma tedbirleri ve
aşılanmanın sağlayacağı duruma bakar. Çünkü burada virüsün yeni mutasyonlarının
ne yapacağını bilememekteyiz.
Sevindirici bir husus, tedavi edici Molnupiravir isimli bir ilacın
kullanılmaya başlanmasıdır.
Bu ilaç hastalığın başlangıcında kullanılarak iyileşmeyi
sağlamaktadır. Bakanlığın kontrolünde gerekli ve uygun vakalarda ülkemizde de
kullanılmaya başlanmıştır. Gerek aşının sağladığı bağışıklığın yaygınlaşması,
gerekse bu yeni tedavi imkânı sebebiyle bazı ülkelerde salgın tedbirleri
kaldırılmıştır. Ülkemizde de hastalığı geçiren ve aşılananların sağladığı
bağışıklığa, bu tedavi imkanı da eklendiği için 1 – 2 ay içerisinde
salgın hüviyetinden kurtulacağımız düşüncesindeyim.

Bu salgın günlük
hayatımızdaki birçok zenginliğin farkına varmamızı, görmemizi sağlamıştır.
Ayrıca iki önemli kazanımı daha olmuştur. Birisi başta hekimlerimiz olmak üzere
sağlıkçılarımızın ve sağlık kurumlarımızın önemini kavramamızdır. Diğeri ise
aşının gerekliliğinin farkına varılıp, yerli aşımız Turkovac’ı
üretmemizdir.

Salgının sebep olduğu
başta sağlıkçılarımız olmak üzere, tüm ölenlerimize rahmet dilerken, salgınsız
ve hastalıksız nice sağlıklı günlere…