Böyle Canlar Teneşire Konulmaz!

48

Mamak zindanlarında, devlete uzanan bir kader çizgisinde Müslüman Milletimizin vicdanı olmuş dava adamı Muhsin YAZICIOĞLU diyor ki:
“İlay-ı Kelimetullah Davasına gönül vermiş bir insan olarak; Allah’ın bize seçtiği dine yeminle söylüyorum…
Bizi zindanlara attılar, Yusufiye dedik;
Bizi sürgünlere yolladılar, adına Hicret dedik;
Bizi ölümlere uğurladılar, adına Şehâdet dedik;
Küfrün, İslam’ı engellemek için yapabileceği bu üç önemli müeyyide, İmanımızın bizlere vermiş olduğu bir imtiyazla bizleri Allah’ın rızasına götüren yollar olmuştur.
Ateşi gül bahçesine çeviren “İbrahimi teslimiyete” esir olmuş insanlara kim ne yapabilir?
Zindanlarda durdurulamayan, sürgünlerle dizginlenemeyen, ölümlerle öldürülemeyen bir hareketin durak noktası Millet Meclis’i değildir;
Varlık sebebimiz olan, iki cihan serveri Peygamberimizin yanı başı olacaktır inşallah…”
Müslüman Türk’e kalmış son kara parçası olan Anadolu’da inançlarımıza, bin yıllık Nizam-ı Alem misyonumuza uygun, Devlet, Millet bütünlüğünü, inanç ekseninde sağlamış, yeni bir nizam fikrinin taşıyıcısı olacak aziz Anadolu gençliği…

Seni, kendi memleketinde öksüz bırakan, namus anlayışının biricik remzi olan başörtüsüne tahammül edemeyecek kadar senin değerlerine düşman olan, bu dünya ile beraber ahiretine de ipotek koymaya yeltenen, haklıyı değil, zengini haklı sayan, tarih boyunca istiklalinden zerre pay vermemiş bir milleti, emperyalizme peşkeş çeken, mazlumun yanında yer almak davasının yüzyıllarca bayraktarlığını yapmış bir milleti zulme seyirci pozisyonuna sokan ve bunlara eklenebilecek sayısız şeneatin sahibi bu sistem, heyhat ki, bunca şerefsizliğine rağmen bizleri yine kendisine muhtaç duruma sokmaya çalışmaktadır…

İcra mercii olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Müslüman Türk kimliğini ve onun ulvi misyonunu taşıyabilmek kanunlarla engellenmeye çalışılmaktadır.
Kurtuluş savaşında Maraş’ı, Antep’i İzmir’i kurtaran ecdadımız istiklalimizden sonra memleketlerine dönmüşler, başlangıç dönemi geçildiğinde Ankara’yı liyakatsiz ellere bırakmışlardır. 70 yıllık tecrübelerimiz göstermiştir ki, müslümanlar yönetimde söz sahibi olmadıkça huzursuzluk devam edecektir.
Ankara’yı fethetme vazifesi ve şerefi boynunda olan aziz gençlik…
Tarihindeki Alperenlik ruhunu Meclise sokmadıkça bu vurguncu düzen devam edecektir.
Mücadelemiz kıyamete kadar devam edecektir.
“Allah nurunu tamamlayacaktır.”
Türk-İslam ülküsünü kendine şiar edinmiş bir liderin kaleminden dökülen, mana yüklü böyle bir metni okuyunca, Elazığımızın “Hüseynikten çıktım şeher yoluna” türküsü aklıma geldi;

Telgrafın Direkleri Sayılmaz 
Ati Hanım Baygın Düşmüş Ayılmaz 
Böyle Canlar Teneşire Konulmaz

 Yazık Oldu Yazık Şu Genç Ömrüme 
 Bilmem Şu Feleğin Bana Kastı Ne?

İsyandan Allah’a sığınırım.

Ancak böyle canların beklenmedik bir safhada ve karanlık bir ölüm sonunda teneşire konması çok koyuyor insana…

Bir çokları gibi helikopter kazasını ben de masum bir kaza olarak göremiyorum.

Ve diyorum ki, eğer olay suikast ise;

Alçakça bir gaye uğruna Böyle Canlar Teneşire Konulmaz!