Biz Avrasyalıyız

33

Uzun zamandır, bir Avrupalılaşma teranesi tutturmuş gidiyoruz. Her
akla gelen konu Avrupalılığa monte edilmek isteniyor. Sanki Avrupalı
mükemmel. Sanki Avrupalı bütün problemlerini çözmüş. Bizde onlarla
entegre olursak, sanki bütün sorunlarımız halledilecek.

Halbuki Avrupalı Avrupa da bulamadığı bazı değerler için Asya
yollarında arayış içinde. Aynı arayış Asyalıda da var. Demek ki her iki
kıtaya mensup olanların bir birinden farklılıkları var ve bu
farklılıklar bazen diğerine cazip geliyor.

Biz coğrafi olarak hem Avrupa da hem de Asya da varız. Giderek yaşam
tarzımızda  böyle şekilleniyor. Her iki kıtanın yaşam felsefesinde ve
kültüründe farklı güzellikler var. Yüz yıllardan beri Türk milletinin
de yerleşmiş kültür yapısı ve yaşam felsefesi var. Zaman ilerledikçe ve
dünyadaki gerek iletişim, gerekse teknolojik gelişim arttıkça yaşam
biçimi ve düşünce yapısı değişmektedir. Milletleri ayakta tutan dili ve
kültürü ile dini ve örfüdür.

Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak Avrupa’dan müspet manada
öğrenecek çok şeyimiz vardır. Aynı şekilde Asya’dan da alacağımız
değerler vardır. Bütün bunların sentezini yaparak ileri refah
seviyesine ulaşacak metotları üretmemiz ve ürettiklerimizi de
geliştirmemiz gerekir.

Gerek ekonomik açıdan, gerekse özgürlükler açısından her iki kıtadan
da öğreneceğimiz çok şeyler vardır. Bazı siyasi holiganların gerici
tavır ve düşünceleri yüzünden ülkemizi geri bırakmaya kimsenin hakkı
yoktur. Bir birine benzer konularda çifte standart oluşturarak sanki
ülke de büyük bir felaket yaşanacakmış gibi vaveyla koparmak tamamen
geri kafalılığın eseridir..

Bu millet sessizdir. Dolduruşa gelmeyecek kadar aydındır. Ne
istediğini de zamanı geldiğinde gayet net bir şekilde ifade etmektedir.
Bunun açık delili seçimler ve referandumdur. Milletle adeta cenk
edercesine, milletin örfi değerlerine ve dini tercihlerine kota koymak
sadece milletin intikamına hedef olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

Bir zamanlar Sayın rahmetli Turgut Özal’ın kafa yapısına karşı
çıkarak Başbakanlığına ve ardından Cumhurbaşkanlığına muhalefet
edenler, aynı nedenlerle Sayın Tayip Erdoğan’ın Başbakanlığına ve Sayın
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına itiraz etmişlerdir. Bu karşı çıkış
sadece ve sadece Muhafazakar bir düşünce yapısının Ülke siyasetine
hakim oluyor endişesinden kaynaklanmıştır. Bu temele dayalı bir karşı
çıkışta gelenek ve göreneklerine bağlı millet yapımızın tepkisine sebep
olmuş, temelinde muhafazakar insanlarında var olduğu bir CHP
kitlesinden çok ciddi manada oy kayması ile sonuçlanmıştır.

Bir yıla yakındır söylenen sözler ve yazılan yazılar, tarih
sayfalarında bir milletin kendini inkar eden fertlerinin de olduğunu
ortaya koyacak ibret vesikaları olacaktır.
Bu milletin tavrı
öteden beri bellidir. Bu millet yerine göre başını örtene de sahip
çıkmakta, mini etekle mabede girene de sesini çıkarmamaktadır.

Bu millet yerine göre Avrupalıdır. Yerine göre de Asyalıdır. Biz
gerek coğrafi konumumuz itibari ile, gerekse idari yapılanmamız itibari
ile her iki kültürün iyi taraflarını sahiplenerek kendi kültür
potamızda eritmek sureti ile yeni bir Avrasya kültürünü ortaya
koyabiliriz.

Gelişimimiz için buna ihtiyacımız var. İlahi değerlerimiz kıyamete
kadar değişikliğe uğramadan benliğimizde ve beynimizde bize yol
göstereceğine göre, gelişen ve globalleşen dünyada revize olabilecek
şeyler bizim düzenlediğimiz değişebilir kurallarımızdır.

Gerek ilim ve fende, gerekse sosyal ve içtimai hayatta denenmiş,
neticelerinden memnun kalınmış değerleri elde etmemiz bizim için
başlıca hedef olmalıdır. Biz millet olarak bu hedefe ulaşmak için suni
kavgalarda uzak tamamen akla ve mantığa dayanan samimi düşüncelerle
yola çıkanlara destek vermekle bir adım daha öne çıkabiliriz.

Biz ne tamamen Avrupalı olabilir, nede tamamen Asyalı kalabiliriz. Biz iki akımın senteziyiz.

Biz her iki kıtaya da yakışan Avrasyalı’yız.