Beş Devir

37

     İnsan ve maddî
tarihin nazarı / bakışıyla, insanların sosyal hayatına bakılsa, görülür ki
siyasî sosyal hayat itibariyle, insanlık beş devir geçirmiştir.

     1. Vahşet ve
bedevîlik devri.

     2. Memlûkiyet /
kölelik devri.

     3. Esir devri.

     4. Ecir / ücretlilik
devri.

     5. Malikiyet /
sahiplik ve serbestiyet devridir.

X

     1. Devir: Vahşet
devri olup dinlerle, hükümetlerle tebdil edilmiş / değiştirilmiş, nim / yarı
medeniyet devri açılmış.

     2. Devir:
İnsanlığın zekileri, kavi  / kuvvetli ve
güçlüleri, insanların bir kısmını abd / kul ve memlûk / köle kabul edip hayvan
derecesine indirmişler.

     3. Devir: Sonra bu
memluk / köleler intibaha gelip / uyanıp gayrete gelerek; o devri esir devrine
çevirmişler. Yani, memlukiyet / kölelikten kurtulmuşlar. Fakat “El hükmü li’l –
gâlip.” / “Gâlip olan hükmeder.” zâlim düsturu / prensibiyle yine  insanların kavî / kuvvetli ve güçlü olanları;
zayıflarına esir muamelesi yapmışlar.

     4. Devir: Sonra,
İhtilâl-i Kebîr / Büyük İhtilâl / Fransız İhtilâli  gibi çok inkılâplar / değişimlerle, o devir
de, ecir / ücretlilik devrine inkılâp etmiş / dönüşmüş. Yani havas / üst ve
zenginler tabakası, avâmı / halk ve fukarayı / fakir ve yoksulları; ücret
karşılığında hizmetçi olarak kabul etmeleri, yani sermaye sahipleri, ehl-i
sa’yi ve ameleyi / emekçi ve işçileri; küçük bir ücretle istihdam etmeleri /
hizmet ettirmeleridir.

     Bu devirde sû-i
istimâlât / kötüye kullanmalar o dereceye vardı ki, bir sermayedar / kapitalist
ve yatırımcı; kendi yerinde oturup, bankalar vasıtasıyla bir günde bir milyon
kazandığı halde, bir biçare / çaresiz ve zavallı bir amele / işçi ve ırgat,
sabahtan akşama kadar, yeraltındaki madenlerde çalışıp, ölmeyecek kadar yiyecek
alabileceği, on kuruşluk bir ücret kazanıyor! Şu hal, halka öyle müthiş /
dehşetli bir kin, bir iğbirar / güceniklik verdi ki; havâssa / üst ve zengin
sınıfa karşı isyan  etti.

     Şu asrın
tabiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik / Rus komünizmi suretinde, önce Rusya’yı
zir ü zeber / altüst etti. Birinci Dünya Savaşından istifade ederek /
yararlanarak, her yerde kök saldılar.

     Şu bolşevizm /
kömünist uygulama perdesi altındaki halkın kıyam ve isyanı; havâssa /
zenginlere karşı bir kin ve bir tezyif / hakaret fikrini verdiğinden; büyüklere
ve havâssa / zenginlere ait şeref sebebi her şeyi kırmak için bir cesaret
verdi.

     5. Devir: İnsanın
müteşebbis / girişimci olarak iktisadî hayata teşebbüs etmesi / girmesidir.

İnsanın çalıştığı yerde, aynı zamanda işe ortak olması. Ya
bizzat iş sahibi veya o işin ortağı olmasıdır. Böylece kişinin işine sımsıkı
sarılması, canı gönülden çalışması, başarı için büyük gayret göstermesi
gerçekleşmiştir.

     Bu suretle çalışma
barışı sağlanmış, sosyal huzur ve adalet tam manasıyla kendini göstermiş
oluyor. Zaten insanın fıtrat ve yaratılışında olan özel mülkiyet edinme arzusu;
hayata geçmiş bulunuyor. Nitekim, anonim şirket hisse senetlerinin halka
satılması suretiyle; halka açılma hareketleri ortaya çıkmaya başlamıştır.

     İnsanı sosyal
varlık haline getiren şey, onun “medenî-i bi’t-tab” / “medenî hayat yaşamaya
uygun  fıtratta yaratılmasıdır”. Çünkü
aile, kabile ve millet olarak dost ve kardeşçe bir araya gelmek; sosyal hayatın
/ sosyal yaşamın zaruri / zorunlu bir etkisi, insanca bir gereğidir. Zira,
faziletli bir insanın en önemli hareket tarzı, tevazu ve mahviyetle / alçak
gönüllülükle sosyal hayat içinde yer almasıdır.

     En iptidaî / ilkel
şekilden en gelişmiş duruma kadar, maddî hayatın her safhasıyla sosyal
münasebet ve ilişki kurmak, her insan için bir mecburiyettir. Çünkü, kimin
himmeti / istek ve gayreti yalnız nefsi / kendisi için ise, o insan değildir.
Çünkü, insanın fıtratı medenidir. Yani hemcinsini / diğer insanları düşünmeye
mecburdur.  Kaldı ki, ancak sosyal hayat
ile, şahsî / özel hayatı devam edebilir.

     Meselâ, bir ekmeği
yese, kaç ellere muhtaç. Ona karşılık o elleri manen öptüğünü ve giydiği
elbiseyle kaç fabrikayla alâkadar olduğunu kıyas ediniz. Hayvan gibi bir postla
yaşayamadığından, diğer insanlarla yaratılışı icabı ilgilenmesinden ve onlara
manevî bir fiyat vermeye mecbur olduğundan; fıtratça / yaratılışı bakımından
medenîdir.

     Kaldı ki, bir
Müslüman için sosyal hayat yaşamasının sebebi, yaratılışının gayesine uygun
olarak sorumluluğunu yerine getirebilmesidir.

     Müslümanın en
büyük görevlerinden biri olan “İlâ-yı Kelimetullah” / “Allah’ın adını
yüceltmek”   sadece sosyal hayat içinde
mümkün ve olasıdır. Sosyal hayat / birlikte yaşama mecburiyeti / zorunluluğu
ise, bu gayenin olmazsa olmazı, zarurî bir unsuru ve lâzımıdır.

Önceki İçerikUzaya mı Gidiyoruz Hamdolsun
Sonraki İçerikŞehit Sadık Ahmet’i Anarken Batı Trakya Türklerini Hiç Unutmuyoruz!
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.