Aşurenin Düşündürmedikleri

30

Aşure için birçok hikayeler, adetler, olaylar, makaleler yazılmış ve anlatıla gelmiştir. Muharrem ayının onuncu günü hasabiyle on sayısı ile ilişkilendirilmiş. “aşr” veya “aşır” veya develerin güdülmesi ile ilgili “ışr” kökünden türemiş arapca bir kelime olarak kabul edilmektedir. Bazı bilim adamları da İbraniceden gecen bir kelime de demektedirler.

Bu konuda iki görüş hakimdir.

  • 1. Hz. Musa(as) ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtulduğu ve Yahudilerin oruç tutmakla mükellef oldukları bir gündür.
  • 2. Hz. Nuh (a.s)’dan itibaren bütün sami dinlerde mevcut olan ve cahiliye devri Arapları arasında da Hz. İbrahim (a.s)’den beri önemli görülüp oruç tutulan bir gündür. (Prof.Dr. Yusuf Şevki Yavuz www.sonpeygamber.info)

Hz. Hüseyin’in 10 Muharrem 61’de (1 Ekim 680) tarihinde Kerbela’da şehid edilmesinin sonucunda Şia geleneğinde bu gün matem günü olarak idrak edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin kabûlü, Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması ve Firavun’un boğulması, Nûh Aleyhisselâm’ın tufandan kurtulup karaya çıkması, Yunus Aleyhisselamın tevbesinin kabul edilerek balığın karnından çıkarılması gibi hayırlı hâdiseler, hep 10 Muharrem’de vuku bulmuştur.(Abdullah KESKİN www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr)

Nuh Aleyhisselam Ve Tufan :

Hz. Nuh Aleyhisselam Hz. Adem’den yaklaşık 1000 yıl sonra ve Allah’a şirk koşan, taşlardan ve bakırlardan yapılan putlara tapan ve bu taptıkları şeylerin, kendisine tapanlara gelebilecek herhangi bir zararı uzaklaştıracağına, kendilerine fayda sağlayacağına ve zenginleştireceğine inanan bir kavme Peygamber olarak gönderilmişti. 950 yıl yaşamıştır.

Hz. Nûh Aleyhisselam, yıllarca hatta asırlarca kavmini Allaha davet etti. Onlara apaçık deliller getirdi, her türlü yolu denedi. Yine de kendisine inanmadılar, alaya aldılar. Zulme, ahlaksızlığa, sapıklığa devam ettiler.

Hz. Nûh Aleyhisselam, kavminin iman etmesinden ümit kesince, kavminden Allah’a sığındı. Cenab-ı Hak da, Hz. Nûh Aleyhisselama kavminin tufan ile helak edileceğini ve bir gemi yapmasını emretti. Cenabı Hak Hz. Nûh Aleyhisselama, gemiyi nasıl yapması gerektiğini de öğretti. Kavmi ise ona her uğradıklarında, onunla yaptığı iş hususunda eğleniyorlar ve alay ediyorlardı.

O da ayeti kerimedeki ifadesiyle “Bizimle alay ediyorsunuz. Ama (siz bizimle) alay ettiğiniz gibi (Allah’ın azabı üzerinize geldiğinde o zaman) biz de sizinle alay edeceğiz. Rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini pek yakında göreceksiniz, derdi.” (Hud,38-39)

Hz. Nûh (a.s), geminin yapımını bitirince Cenab-ı Allah ona, kendisiyle birlikte ailesini ve iman etmiş müminler topluluğunu, dişi ve erkek olmak üzere her gruptan hayvanları gemiye yüklemesini emretti.

Sonra, “Biz de göğün kapılarını, dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!” (Kamer, 11-16)

150 gün süren yolculuktan sonra Muharrem ayının 10. günü “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.” (Hud, 42-44)

Bunun üzerine Hz. Nûh Aleyhisselam ve beraberindekiler tufandan kendilerini kurtardığı için Allah’a bir şükür ifadesi olarak oruç tuttu. Âşûrâ gününde tutulan bu oruç, İsrail oğullarına geçti. İslam dini de Aşûrâ gününde tutulan bu orucu kabul edip onayladı. (Abdullah KESKİN www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr)

Aş: Yenecek yemek

Üre: Bereketli

Aşure: Bereketli yemek

Aşure ayının 10.günü Nuh (a.s)’in toprağı gördüğü günü, gemisinde son kalan yiyecekleri karıştırarak elde ettiği bir yemek olarak rivayet edilir.

Muharrem ayında aşure pişirilir ve aşure bu ayla özdeşmişdir. Aşure ayı diye anılır. Hatta bizde kurban eti verildiğinde söylenen ” Allah kabul etsin” sözü Aşure ikramı yapılan kişiler tarafından  da ifade edilerek kutsallaştırılmıştır.

Hz. Nuh (a.s) Aşure adında yiyeceği pişirdikten sonra sizce bu yemeği kimlerle paylaşmıştır?.

Tabiiki gemide bulunan tüm canlılarla paylaşmıştır. Gemide insandan kat kat fazla hayvanlar olduğuna göre, hayvanlarla paylaşmış diye düşünmüştüm. Kutübi sitte’nin Medine baskısında Aşure günün faziletleri bahsinde gemideki tüm canlılara ikram edildiğinden bahsedilmektedir.

Acaba Aşure pişiren hanımlarımız, beylerimiz, Ahçılarımız pişirme işlemini yaparken hayvanların da hakkı olduğunu sizce düşünmüş müdür? Aklına geminin içinde 150 gün süren yolculuktan sonra karaya oturmasının karayı görmenin sevincini hissetmiş midir? Kurtuluş sevincini yaşamış mıdır ? Paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu hissetmiş midir? Pişirilen aşurenin ayırt etmeden tüm canlılara dağıtılacağını onlara ikram edileceğini hissetmiş midir?

Günümüzde dernekler, vakıflar, siyasi partiler, farklı farklı guruplar Aşure pişirirken Nuh (a.s) zamanında gemide olduğu gibi dünyayı beraber paylaştığımız hayvanlarında bu pişirilen yemekte hakları olduğunu düşünmüşler midir?

Yaptığım saha araştırmalarında Anadolu’da, Aşure yapıldıktan sonra, kuşların, kediler, köpeklerin ve eğer varsa diğer hayvanların hakları gözetilerek aynı gemide olan anlayışa uygun bir düşüncenin yaklaşımın hakim olduğunu gördüm. Şehirleşme ile birlikte bu güzel adetlerin, anlayışın devam etmediğini hep beraber görüyoruz.

Esas olan bence bu dünyayı da, çevreyi de, gıdaları da paylaşacağımız bizden başka canlıların da olduğunu bilip, ahenk içinde yaşamak değil midir?….