Arminius Vambery

47

  • Tam olarak adı Hermann Arminius Vambery’dir. İlk adı fazla bilinmemekle birlikte ikinci adının bazı kaynaklarda Armin şeklinde yazıldığı da görür. Bunun nedeni adının iki versiyonu olmasıdır. “Arminius” Latin versiyonu, Armin ise Macar dilindeki şeklidir.

  • Doğum tarihi tam olarak bilinmez. Anılarında annesinin söylediği şey o doğduğunda kolera salgını olduğu hatta babasının bu salgının mağdurlarından biri olduğudur. Vambery bu bilgiye dayanarak doğum tarihinin 1831 veya 1832 olduğunu düşünür.

  • “Vambery” ailenin orijinal adı değildir. Asıl şekli Vambery’nin atalarının yaşadığı kasabanın adı olan “Bamberger” (Bamberg bugün Almanya da bulunan bir kasabanın adıdır) dır. Aile Macaristan’a göç ettiğinin hemen kabininde Musevilerin soyadı edinmesiyle ilgili yasal düzenleme getirilmiştir. Onlarda büyük babalarının yaşadığı kasabanın adını soyadı olarak kullanmaya karar verirler ve Bamberger zamanla Wamberger ve en sonunda Vambery halini alır.

  • Vambery bugün Çekoslovakya Cumhuriyeti sınırlarında olan St. Georghen kasabasında Macar Musevisi olarak dünyaya gelir.

  • Babası Talmudisttir. Her ne kadar seyyar satıcılık da dâhil olmak üzere pek çok işte çalışsa da kitap okumak ve entelektüel seviyesini geliştirmek ağır basar ve ailenin ihtiyaçlarını göz ardı eder. Annesi babasının bu haline kızsada onun büyük bir coşkuyla kendini adadığı kitaplarından ayrılmasına gönlü razı olmaz ve bir süre kendisi çalışmaya karar verir.

  • Babası Macaristan’ın kuzey batısında çıkan kolera salgınında ölür.

  • Annesi mali sorunlardan dolayı tekrar evlenmek zorunda kalır. Vambery’nin yeni babası Fleischmann adında orta halli bir beyefendidir. Vambery’e göre iyi kalpli biridir. Tek kusuru babası gibi sorumluluk duygusundan yoksun olmasıdır. Yani para kazanmak yerine harcamayı tercih etmesidir. Mali sorunlardan dolayı üvey babasının kararıyla St. Georghen’i terk ederler. Artık yeni yurtları üvey babasının memleketi olan Duna Szerdahely dir. Vambery’e göre bu yer onun hayatında bir dönüm noktasını olur. İlk olarak burada sağlık sorunuyla karşılaşır. Coxalgia adlı bir hastalığa yakalanır. Sol bacağı kalça kemiğinden kayar ve topallamaya başlar. Pek çok tedavi görmesine rağmen hastalıktan kurtulamaz. Hatta bir ara annesi lokman hekimlere gösterir ve karıkoca ilaçları kullanır. Ama sonuç yine başarısızlıktır. İkinci olarak, burada entelektüel kapasitesinin farkına varır. Sekiz yaşına kadar Almanca, Macarca, dini hikâyeler ve Pentetauch (Eski Ahit’in geleneksel olarak Musa’ya atfedilen ilk beş kitabı Tekvin, Göç, Levi kabilesi, Kutsal Sayılar ve Deuteronomion) öğrenir. Aynı zamanda İsaiah (MÖ 8. yy da yahudada hizmet eden ve ulusal yaşamdaki bozulmaya karşı çıkan en önemli İbrani peygamberidir, İsaiahın kehanetlerini içeren kitap), Yeremya (İsrailin dört büyük peygamberlerinden biri, zamanında Asur düştü ve Kudüs yıkıldı, MÖ 650–585)) ve Treassar gibi kutsal kitapları çevirir.

  • ilk önce Musevi okuluna kayıt ettirilir ardından Protestan ilkokuluna yerleştirilir. Fakat daha sonra annesine yardım etmek ve okul masraflarını karşılamak için bayan terzisine çırak olur. Aynı zamanda terzinin oğluna hocalık yapar. Başka bir köyden gelen teklif üzerine hancının oğluna öğretmenlik yapmaya başlar. Burada da öğretmenlik dışında misafirlere hizmet etmek ve onların ayakkabılarını temizlemekle görevlendirilir. Farklı ülkeler üzerine yazılan kitapları okumaya başlaması onun dini hayatında değişikliğe sebep olur. Bu değişikliği hayatı boyunca yaşar. Toplam beş kere din değiştirir. Hatta bu dinlerden ikisinde din adamı olarak görev yapar. En sonunda ateist olur.

  • Öğretmenlikten kazandığı parayla St. Georghen deki bir koleje gitmeye karar verir. Bu kolejde Latin dilinde gramer, tarih coğrafya ve aritmetik öğrenir. Eğitim hayatının bu kısmında Musevi olmasından dolayı bazı öğretmenlerin ve öğrencilerin aşağılamalarına maruz kalır. Daha sonra, Hıristiyan bir okulda öğrenim hayatına devam eder. Presburg ta, Benetiktin papaz okuluna kayıt olur. Presburgtaki yaşamında da para ciddi bir sorun olarak karşısına dikilir. Bazen okul masraflarını ödemekte ve kalacak bir yer bulmakta zorlanır. Ara dönemlerde Viyana, Prag gibi yerler seyahat etmeye başlar. Bu sayede hem değişik kültürlerle karşılaşır hem de öğrendiği yabancı dillerin pratiğini yapar. Mali sorunları artınca okulu bırakmak zorunda kalır. Artık özel öğretmenlikte kariyer yapmaya karar verir. İş bulabilmek için değişik yerleri dolaşır. Hatta ilanlar yapıştırır ve kafelerde sırf öğrenci gelir belki umuduyla saatlerce bekler. Gerçekten de özel öğretmenlikte önemli başarılar elde eder ama kendi çalışmalarına hiçbir zaman ara vermez. Bu amaçla zamanını ikiye böler. Günün bir kısmını öğretmenliğe diğer kısmını ise kendi kişisel çalışmalarına ayırır.

  • Bir taraftan gezi kitapları okumaya devam ederken diğer taraftan yabancı dil sayısını arttırır. Macarca Almanca İbranicenin yanında Fransızca, Latince, Slavca, İtalyanca, İngilizce, İspanyolca güney Slav dili olan illyric, Danimarkaca ve İsveççe öğrenir. Dil öğrenmenin yanında Voltaire’nin Henriadedini, Petrarch’ın Sonnetini Thomson’un Season’unu ve Tegner Anderson’un şiirlerini ezbere okumaya başlar. Ona göre, bu çalışmalar onun disiplin edemediği hayal gücünün ürünüdür. Onun sıra dışı hayal gücü farklı bir tür eğitim almasını sağlamıştır. Yani eğitim hayatını bundan sonra kendi yönlendirecektir. Neden sorusunu kendisine de sorar. Neden klasik bir eğitim almak yerine farklı bir tarz eğitim seçmiştir. Bunun cevabını kendiside bilmez. Bildiği tek şey bir gününü bile boş geçirmek istemediğidir. Gerek batı edebiyatı gerekse batı dilleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olduğunu düşünen Vambery bundan sonra kendini doğuyla ilgili bilgi sahibi olmaya adar. Özellikle viyana ya yaptığı gezi sırasında tanıştığı ünlü Orientalist Baron Hammer Purgstall’ın onun üzerindeki etkisi büyük olur. Bu Orientalist onu doğuyla ilgili yaptığı çalışmalar konusunda cesaretlendirir. Bundan sonra yapması gereken tek şeyin doğu dillerini ve kültürünü öğrenmek olduğunu düşünerek kendini bu tür çalışmalara adar. Bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olduğunu düşünerek, doğuya gitmeye ve kitaplardan öğrenemediğini gezerek oraları kendi gözüyle görerek öğrenmeye kara verir.

  • Yazar, bilim adamı ve dönemin eğitim ve kültür bakanı olan Baron Eötvös Joseph’in yardımıyla yaşadığı yerden ayrılarak İstanbul gider. İstanbul’a gidiş tarihi 1857 dir. Bir süre Perada yaşamaya başlar. Gece Perada karşılaştığı bazı arkadaşlarının evinde kalırken gündüzde kafe-evlerinde zaman geçirir. Kafelerde şiirler ve bazı önemli eserlerden parçalar okur. Karşılığında Türklerden yiyecek yardımı alır. Doğal olarak geçimini yine öğretmenlik yaparak sağlamayı düşünür. Başta ilanlar vererek kendine öğrenci arar. Bu sayede zengin Türk paşaların ve efendilerin yaşadığı konaklardan teklif gelir. Ama Türklerin arasındaki asıl yaşantısı Hüseyin Daim Paşanın oğluna Fransızca dersi vermesiyle başlar. Bu sayede Türk dilini ve kültürünü yakından tanıma fırsatını yakalar. Türklerin arasındaki yaşantısı ona yeni bir isim kazandırır. Önce cesur, yiğit ve dürüst anlamına gelen Reşit adını alır sonra diller üzerindeki hâkimiyetinden dolayı Efendi unvanına sahip olur. Aslında ne kendisi ne de paşalar bu isim değişikliğinin herhangi bir İslamiyet belirtisi olduğunu düşünmez. Değişiklik sadece dış görünüştedir. Bu yeni isim pek çok kapının ona açılmasını sağlar lakin Vambery için bu böyle değildir. Ona göre Türkiyede doğuştan gelen bir aristokrasi yoktur. Başka bir değişle kişisel yetenek ve beceriler doğuştan gelen soyluluktan daha önemlidir. Bunun dışında, 1876 da ortaya çıkan Kanuni Esasinin mimarlarında Mithat paşa ile yakınlaşır. Mithat paşaya Fransızca dersleri verirken karşılığında bazı Türkçe makalelerinin okunması ve anlaşılmasında paşanın yardımını görür. Medresedeki derslere girer ve islamiyetle ilgili daha çok bilgi sahibi olur. 1859 da Osmanlının dış işleri bakanı Rıfat paşanın evine, oğluna ders vermek maksadıyla girer. Bu konakta hem üst düzey yöneticilerle yakın temaslar kurar hem de Osmanlı devletinin politik durumuyla ilgili geniş bilgi sahibi olur. Dahası bu konaklarda her ne kadar konuştukları dil daha zor olsa da katıldığı kültürel tartışmalar ona büyük zevk verir. Bu çevrede Ali, Fuat ve Reşit Paşalarla tanışır. Reşit efendi ismini almasına rağmen Ali Paşa politikaya yoğun ilgisinden dolayı ondan şüphelenir. Aile bağlarının gevşek olduğunu düşünür. Bunun en önemli sebebi olarak yaşam alanlarının haremlik ve selamlık olarak ikiye ayrılmasını gösterir. Bu durum onun özel öğretmenliğini de etkiler. Çünkü bir kız çocuğuna ders verirken gözlerini kızın gözlerine dikmemesi gerekiyordu ama bu kurala uymakta bazen zorlanıyordu. O zaman da edepli ol uyarısını alıyordu. Daha sonra bir dolap arkasından ders anlatmaya başladı. Başta kadınlarla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Çünkü kadınların Hıristiyanlara karşı bir önyargısı vardı. Buna rağmen Hıristiyanlardan ders almaya devam ediyorlardı. İstanbul da dört yıl kalır. Doğuya yaptığı ilk gezi ona yabancı dil uzmanlığı ve önemli bir miktar para kazandırır. Yeni kazandığı deneyim ve bilgiler, ona 1858 de Almanca-Türkçe bir sözlük yayınlamasına yardım eder. Dahası Çağatayca-Osmanlıca sözlüğünü Macar diline çevirir. Diğer taraftan, İstanbul da kaldığı süre içerisinde Macar bilimler akademisinin üyesi olur ve nüfuzlu Avrupa gazetelerinde muhabirlik yapar. Artık amacı daha doğuya gitmektir.

  • Özellikle Macar dil ve tarihinin Orta Asya ile ilgili araştırmalar sonucunda aydınlanacağını düşünür. O dönemde Orta Asyayı gezmek kolay değildi. Daha önce İngilizler iki kişiyi yollamışlar ancak bu kişiler Buharada ölü bulunmuştu. Asyada yaşayanlar bile kendi başlarına dolaşmayı göze alamıyorlardı. Tabiî ki bu yeni hedef için para bulmak zorundadır. 1861 de İstanbul’u terk eder ve Macaristan’a gider. Macar bilimler akademisinden edindiği 1000 florinle tekrar İstanbul’a döner. Akademiden tavsiye mektupları alır Orta Asyada maruz kalacağı tehlikelere karşı Babalinin tanınmış görevlilerinden referans mektupları alır. Pek çok kişinin onu kararından döndürme çabası sonuçsuz kalır ve Orta Asyaya gitmek üzere yola çıkar. Orta Asya ile ilgili bilgileri Murat, Ahmet gibi mollalardan alır ve gitmeden önce Özbek dilini, Arapça ve Farsça dillerini öğrenmeye çalışır.

  • 28 Mart 1862 yılında İstanbul’dan Trabzon’a hareket eder. Uzun yolculuk sonunda İrana varır. Tahranda Osmanlı büyük elçisi Haydar Efendi ona yardım etme konusunda gönüllü olur. Sonra haydar efendiyi ziyarete gelen Sünni tatar hacılarla birlikte orta Asyaya gitmeye karar verir. Orta Asyada yaşayan toplulukları şüphelendirmemek için kılık kıyafetini değiştirir. Artık Hacı Reşit olmuştur. Hive, Buhara, Semerkant, Herat Hokand Kaşgar ve Gümüştepeye yolculuk eder. Türkmenlerle özellikle Yomut, Tekke ve Göklen boylarıyla ilişki kurar. Orta Asya sırasında pek çok kere tehlikelere maruz kalır. Her ne kadar kılık değiştirmiş olsa da beyaz teni onu çoğunlukla ele veriyordu. Fakat bazen enteresan olaylar da olmuyor değildi. Mesela Gümüştepe’de sayılan ve sevilen biri ona eskiden kendilerinin de açık renk bir tene sahip olduklarını fakat bugün açık rengin sadece gerçek Müslümanlara verildiğini söylüyordu.

  • Vamberynin doğu seferindeki son durağı Heratttır. Bundan sonra Tebrize sonra Trabzona gider. İstanbul’da iki üç saat kaldıktan sonra 1864 Haziranında Peşteye gider. Royal Geographical Society tarafından ders vermesi için davet edilir. Bu sayede Londraya gider. Orta Asya ile ilgili çalışmaları ne Macaristanın ne de Macar akademisinin ilgisini çeker ki o sırada Macaristanın Avusturya absolutism ile sorunları vardır. İnsanların istediği tek şey, anayasal haklarını geri kazanmak, Avusturya ile barış yapmak ve hükümetin restorasyonudur. Aynı durum Macar akademisi için de geçerlidir. Vambery akademinin bilimsel misyonundan çok politik ve ulusal bir misyonu olduğunu düşünür. Sadece Rusya ve İngiltere ilgi gösterir. Aslında onların bu konuyla ilgilenmesiyle ilgili genel kanı onların Vambery’nin çalışmasıyla bilimsel olarak değil kendi politik ve ticari ilgilerine bir katkı olarak düşündükleri için ilgileniyor olmasıdır. Ne olursa olsun bu sayede Vambery İngiltere ile çok yakın ilişkiler kurmuştur ve çalışmalarını da Royal Geographical Society’e ve İngiltere Foreign Office’e vermiştir. Almanyaya gidip ünlü Orientalistlerle bağlantı kurdu. Daha sonra Fransaya gitti. 3. Napolyon ile tanıştı. Fakat bu ülkeler içinde kendini en yakın hissettiği yer olarak ingiltereyi gösterdi hatta kraliçe Victoria tarafından saray davet edildi. İngiltere sosyetesine girme şansını yakaladı. Sıkılınca da vatanına geri döndü.

  • İmparator Franchis Josephin yardımıyla doğu dilleri bölümünde öğretim görevlisi oldu. 1865–85 arasında pek çok kitap yazdı. Orta Asya, İran ve Türkiye ile ilgili pek çok makale ve kitap yazdı. Times, Nineteenth Century ve National Review gibi gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı. Almanyada, Münchener Allgemeine Zeitung, Unsere Zeit Avusturya Macaristan da, Pester Loyd, Neue Freie Presse de Fransa’da Reuve des deux Mondes de ve Amerika’da The forum, The North American Reviewde yazılar yazdı. Ayrıca Avrupanın değişik yörelerinde yapılan pek çok konferansta bulundu.

  • Türkler ve Doğu dünyası ile ilgili bilgileri ve ilgisi Osmanlının o dönemdeki sultanı 2. Abdülhamit’in ilgisini çekti. Sultan onu 1880 de Yıldız Sarayına davet etti ve Osmanlı Sultanıyla Vambery arasındaki ilişkinin temelleri atıldı. Aslında bu onların ilk karşılaşması değildi. Daha önce Vambery Abdülhamit’i kız kardeşine ders verirken tanımıştı. Daha sonrada onu Rıfat paşanın konağındayken görmüştü. Ama bu üçüncü görüşme diğerlerinden daha farklıydı. 1880 deki bu ziyaret Vambery’nin hayatında önemli değişikliklere yol açacak yeni bir görüşme meydana çıktı. 1888 de İngiltere’nin dış işleri bakanı Lord Salisbury nin davetlisi olarak İngiltere’ye gitti. Vambery İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında aracılık yapması hususunda görevlendirildi. Vambery’nin Türkler hakkındaki olumlu düşünceleri ve Rus karşıtı düşünceleri bu görevi kolaylıkla kabul etmesini sağladı. Bundan sonra biz Vamberynin sık sık Osmanlı Sultanı ile görüşmeye gittiğini görürüz. Abdülhamit dışında Genç Türkler ve Siyonizm’in lideri Theodor Herzl ile görüşmeleri vardır.

  • Özel hayatına bakıldığında 1869 da Peşte Üniversitesinin patoloji profesörünün kızı Cornelia Aranyi ile evli olduğu ve bu evliliğinden Rüstem adında bir oğlu olduğu görülür. Rüstem Olga isimli biriyle evlenir ve George ve Robert adlı iki oğulları olur. Vambery 14 Eylül 1913 te hayata veda eder.

Eserleri:

  • Central Asia and the Anglo-Russian Frontier Question (1873) İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerine çevrilmiştir.

  • The Coming Struggle for India (1885), yedi dilde basılmıştır.

  • Western Culture in Eastern Lands (1906)

Türkoloji alanındaki çalışmaları: 1913 senesinde öldüğünde Türkoloji dalında ün yapmıştı. Ama onun en büyük başarısı 1870 yılında Budapeşte Üniversitesinde Doğu dilleri kürsüsünün kurmasıdır. Onun la diğer Türkologlar arasındaki en büyük fark onun ethnogenesis alanındaki düşünceleridir. Vamber’ye göre Macarların kökeni Türklere dayanmaktadır. Aksi düşünce dil ailesinin Fin-Ugor koluyla ilgili çalışmaları bulunan Budenz Joseph ten gelir. Ona görede Macarların Fin-Ugor ile ilgisi bulunmaktadır.

Vambery’nin bu konuyla ilgili eserleri:

  • A Magyar és Török- Tatar Nyelvbeni Szoegyezeség

    (Common Words in Magyar and Turko-Tatar languages)

  • A Magyar Eredete (Origins of Magyars)(1882),

  • Story of Hurgary (1889),

  • A Growth and Spread of Magyars.

1895 te Macarların Fin-Ugorlara dayandığını kabul etmesine rağmen, yinede Türk dillerinden etkilendiğini savunmaya devam eder.

Türkolojiye yaptığı katkıları:

  • Tschagataische Sprachstudien (Chagataic Linguistic Studies)

  • Uigurische Sprchmonumente (UiguricLinguistic Monuments) 1870

Doğu Seferiyle ilgili Eserleri:

  • Travels in Central Asia(1864 ),

  • Sketches from Central Asia (1868 ),

  • History of Bokhara (1873 ),

  • Wanderings and Experiences in Persia

  • Scenes from the East through the eyes of a European Traveller

  • Travels and Adventures of the Turkish Admiral Sidi Ali Reis İn India, Afghanistan, Central Asia, and Persia during the years 1553–1556 (1899)

  • Noten zu den Alttürkischen Inschriften der Mongolei und Siberians (1899) (Notes to the old Turkish Inscription of Mongolia and Siberia)

  • Alt-Osmanische Sprachstudien (1901) (Old Ottoman Linguistic Studies).

Otobiyografisi:

  • The Story of My Struggles(1904)

  • The Life And Adventures of Arminius Vambery (1914).

Sonuç olarak,

  • Kendini hem batılı hem de doğulu olarak düşünen,

  • İstanbul’da Avrupalıların yoğun olduğu bölgelerden çok Türklerin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan,

  • Doğulu adetlere ve dillere adapte olmaya çalışan

  • Kimsenin cesaret edemediği mekânlara, çöllere gidip tehlikeleri göze alan,

  • Her yaştan her milletten ve her ulustan insanla rahatlıkla iletişim kuran,