Aralık 2023’te Müzikli Maarif Takvimi

223

Japonya Başbakan(1941-1944) Hideki Tojo İkinci Dünya Savaşında ülkesi mağlup kabul edilince yüksek mahkemece suçlu bulunarak 66 yaşında, altı diğer yöneticiyle birlikte idam edilmişlerdi(23 Aralık 1948).Külü de Pasifik Okyanusuna serpilmişti.

“Uzak komşu, yakın dost” esprisi içinde TC Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçıları Taha Aras ve Aybike Demir Okan böylesi bir dayanışmasının yansıması olarak TURİNG’teki Müzikli Maarif Takvimi konserinde birlikte meşhur bir Japon şarkısını Japonca okudular. Çok da alkış aldılar. Japonlar bilindiği gibi özellikle Mehter Müziğine özel bir sevgileri ve alakaları bulunuyor. Mehter Takımının Japonya’daki konserleri çok büyük bir alaka görüyor. Japonlar mehter takımını izlemek ve onlarla resim çektirmek için kılı kırk yarıyorlar. Bu sevginin bir yansıması olarak da son Müzikli Maarif Takvimi programında yapımcı sanatkâr Mehmet Güntekin Aralık Ay’ı konserine böyle bir sürpriz eklemişti. Gerçekten keyif ile izledik.

Bilindiği gibi Müzikli Maarif Takvimi Türkiye ve Dünyadaki yaşanan ay içindeki gelişmeleri, bir sanatçı veyahut bir şarkı ile ötüştürerek açıklamalı bir etkinlik olarak kültür hayatımıza girdi. Çok da iyi oldu. Benim yüreğimde TURİNG Başkanı Dr. Bülent Katkak binlerce gence kucak açarak onları kucaklayan, kuşatan, uzmanlıklarını geliştiren, atölyelerle hobilerini yeşerten, iddialı hale getiren, yurtiçi ve dışı tecrübe kazandıran, ufuk açan, hafta sonları çeşitli etkinlik ve gösterilerle dinlendiren ve bilgilendiren, kitap ve muhit kazandıran bir rektör gibidir, bir üniversite hocası gibidir. Eğer Sevgili Bülent Katkak olmaza müziğimizdeki bu yenilikleri bilmeyecek ve öğrenemeyecektik.

Gençlerle Çok Yakınız Geleceğe

Dahası da şöyle;

Müzikli Maarif Takvimi Aralık(2023) Konserinde Tabay-ı Sadıka, İlk Ses Kaydı, Şairler Bestekârlar, Kadınlarımız, Leyla Saz, İzmir, Yeni Harfler, Harfler Marşı, Esafil-i Şark ve Uzak Komşu Yakın Dost başlıkları ile sınıflandırılmıştı.

Her zaman olduğu gibi programı Mehmet Güntekin sundu, biri kemençe, diğeri kanun ve sonuncusu ud sanatçılarından oluşan heyet çaldı, iki solist sanatçı eserleri seslendirdi. Salon alkıştan kırdı geçirdi programı ve sanatçıları.

Aralık ayında neler olurmuş; İstiklal Marşı Yazarı Mehmet Akif Ersoy ve Klasik Türk Müziğinin Hafızası Prof. Dr. Nevzat Atlığ vefat etmiş, bir gelenek olarak devam eden şeb-i aruz törenleri yapılıyor. Başta Ermenilerle anlaşma sağlanmış. 

Kimseye etmem şikâyet/ Karardı söndü ikbalim/ Bahar oldu açtı sümbüller/ Darıldın mı Gülüm Bana ve Dünyaya geldim gülmek için adlı eserlerin bestekârı Tabay-ı Sadıkadan Ermeni Kemani Serkis Efendi 12 Aralık’ta  (1885-1944) ölmüş. Ali Rıdvar Umar’ın güftesinden, Serkis Efendi’nin bestesi “Zannetme seni şimdi görüp gönlümü verdim/ Ey hüsn-ü ezel ben seni evvel de severdim” adlı şarkıyı Aybike Demir Okan seslendirdi.

İlk Ses Kaydını Edison bulmuş ama, Refik Ahmet Altınay’ın (1881-1937) dizelerini, Nasibin Mehmet Yürü (1882-1953) “Kederden mi neden bilmem sararmış reng-i ruhsarın/ Senin için bak ağlar yanar bu aşık-ı zarın” diye hicaz olarak bestelemiş ve kaydedilmiş.

Şairler Bestekârlar bölümü sanatçı dolu; Mehmet Akif Ersoy (1873-1936),  Tiyatro sanatçısı Aziz Basmacının amcası, Selanik’ten Udu ile birlikte Hareket Ordusuna katılarak gelen Terzi kalfası Udi Ahmet (1868-1927) ve şair, filozof, maarif bakanı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın (1869-1949) hüzünlü dizeleri “Ağla sevdiceğim, gül ruhlelerinden” şiirinden hüseyni besteyi dinledik.

Prens Kızı; Gevheri Sultan, Sonra Leyla Saz

Kadınlarımız bölümüne geldik.

Batıdan çok önce, Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi(1935). Tanburi Refika Karabay, Raife Kemal Duyguer, Özdal Orhan (1941-1986), Meral Uğurlu(1939), Sultan Abdülaziziz’in oğlu Seyfettin Efendi’nin kızı Gevheri Osmanoğlu(1904-1980) hemen akla gelen müzikle alakalı sanatçılarımız. Padişah Sultan Abdülazizin çocukları Türk müziği ile alakadar olmuşlar. Gevheri Hanım gibi. Ancak Padişah İkinci Mahmut için aynı şey söylenemiyor. Bugün Cumhurbaşkanlığına bağlı Osmanlılardan kalan İstanbul Beyoğlu Hasköy Aynalıkavak Kasrı Müzik Enstrümanları Müzesi bulunuyor. Çok şık bir gelişme musiki tarihimiz için.

Yazar, şair, bestekar sanatçı Leyla Saz (1850-1936) babası Dr. İsmail Paşa’nın başhekim olması dolayısıyla saraya rahatlıkla girebilen, şehzadelerle birlikte eğitim gören, oynayan, şakalaşan, Osmanlıların son, Cumhuriyetin ilk dönemini yaşaya, eserler veren Leyla Saz’ın bir bestesini izledik sanatçılarımızdan: Nerdesin nerdesin acep gamla bıraktın da beni/ Aradım çok aradım ah a gözümün nuru seni”. Bu meşhur eseri mırıldanacağız ama mümkünü yok, salonda aynı zamanda kayıt yapılıyor. Çıt çıkmayacak.

DİN ADAMI BESTEKARLAR, YENİ HARFLER

Sıra geldi İzmir’e.

İmam Rakım Erkutlu (1869-1948) da Saadettin Kaynak gibi bir bestekar. Nerede günümüzde böyle din adamları. Arasan da bulunmaz. “Fecrin bütün eserarı parıldırken açıkta” adlı eserin bestekârı Ahmet Aksoy, Sanat Güneşi, Paşa lakaplı sanatçı Zeki Müren (1931-1996) ile Brigitte Bordot şarkısıyla Fransa’da meşhur olan Aydın Germencikli sanatçı Dario Moreno (1921-1968) ve Kendi Gök kubbemizin yazarı Yahya Kemal(1884-1958) Aralık ay’ı ile irtibatlı sanatçılar.

Yeni Harfler bölümüne gelince konserde ilk Latince yazıya geçişin tarihi 1928. Keşke çok hızlı değil de uhuletle geçilseydi yeni alfabeye. Eskimezi de muhafaza edebilseydik. Belki cehaleti yenmek daha erken olabilirdi. İttihat ve Terakki ile İstiklal Savaşı karşıtı gazeteci, siyasetçi, bakan Ali Kemal’in (1867-1922), yazar ve ilk Osmanlı aktivisti Fatma Aliye Hanım’ın (1862-1936) mezar taşına ilk defa latince alfabe kullanılıyor. Karı dırdırından öldüğünü bugün kullandığımız Türkçe ile mezar taşına yazdıran Es Seyyit Halil Ağa’nın (Hicri 1260) mezar taşı resmini Mehmet Güntekin ekrana yansıtınca gülmemek bir hayli zordu, herkes zorlandı doğrusu.

100 Yıl Sonra Bulunan Operet ve Darül Elhan

Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinden bestelenmiş bir repertuvar bir ayrı fasıl. Aynı zaman diliminde gerçekleşiyordu böylesi bir program da. Akif ile bağlantılı 100 yıllık bir operetin öyküsünü Beşir Ayvazoğlu, Nilgün Doğrusöz ve projenin sahibi sanatçı Hüseyin Kıyak’tan dinlemek ayrı ve çok yeni bir bilgilendirme. Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’nın programında Şef İhsan Özer yönetimindeki, sanatçılar Yahya Geylan ve Canan Sezgin Geylan bu çalışma ile musiki tarihimizin sayfalarında yer aldılar. Bunu bir dip not kabul edelim ve Müzikli Maarif Takvimi’ni sürdürürsek;

Harfler Marşı’nı geldi sıra; İstiklal Marşı Bestekârlarından Zeki Öngür, Aşk ve kadın şairi, politikacı Yazar Celal Sahir Erozan (1883-1935), Bestekâr Cevdet Çağla (1900-1988),Türk Klasik Musiki Sanatçısı Musa Süreyya (1884-1932) ve Osmanlıda ilk müzik mektebi Nağmeler Evi manasındaki Dar-ül Elhan Aralık ayı örtüşen bazı isimler. Sanatçılarımızda Musa Süreyya’nın Nihavent eseri “Bir Gün O güzel şad edecek ruhumu sandım” ile, sözleri Celal Sahir Erozan’a ait, Cevdet Çağla’nın “Karanlık ruhumu aydınlatacaksın sandım/ İnleyen kırık kalbimi saracaksın sandım/ Ebedi aşkımı sen, anlayacaksın sandım” isimli eserleri icra edildi.

Bethoven ve Necip Fazıl

Esafil-i Şark-Doğunun sefilleri kimlermiş meğer? Şair Nazım Hikmet (1902-1963), Ressam Abidin Dino (1913-1993), Şair Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983), Yazar Fikret Adil (1901-1973), Bestekar Mesut Cemil (1902-1963), Yazar Peyami Safa (1899-1961) vs. Sağdan ve soldan onca isim. Aralık ay’ında Yazar Çetin Altan (1927-2015) Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ten (1903-1987) gazetede yazdıklarından dolayı çarptırılan hapis cezasının affını istedi ve kabul edildi. Dergisi Büyük Doğu kapatılan Necip Fazıl da aynı durumda idi ama müracaat etmedi, akabinde çıkan af ile kurtuldu. Necip Fazıl Çile şiirini Alman bestecisi Bethoven’den (1770-1827) meğer etkilenerek yazdığını anlattı Mehmet Güntekin. İstanbul hikâyecisi ve tarihçi Reşat Ekrem Koçu((1905-1975) tamamlayamayarak hayata veda ettiği İstanbul Ansiklopedisi ile tarihçi Mükrimin Halil Yinanç (1900-1961) yine Aralık içinde not düşüyorlar.

Tamburi Mesut Cemil vefat ederken, yanında Nazım Hikmet mi vardı? “Cemil Ölümde” şiiri öyle midir acaba? Nazım şöyle diyor o şiirde “ölüm döşeğindedir Cemil/ gökler geri alıyor” Cezaevi, aşk, duygu, tutku, özgürlük, siyaset, mücadele, acı, hasret ve memleket ve ideoloji şairi Nazım Hikmet’in çok şiiri bestelendi. Nazım’dan “İstanbul’u hasret” de öyle.  Sanatçılarımız öyle bir seslendirdiler ki etkilenmemek, duygulanmamak elde değildi. Ben ilk defa dinledim İstanbul’a Hasret’i. Bir kere daha, bir kere daha dinlemez isterim.

Sakura Çiçeği ve Davul Konseri

Programın son bölümü “uzak komşu, yakın dost” idi. Bilgisayarının başında olan Mehmet Güntekin Japonya’nın simgesi olarak kullanılan, kültürünü anlatan, mükemmel güzeli ifade eden, hızlı ve acısız ölümü, yeniden doğuşu anlattığı kabul edilen Sakura ağacını ve çiçeğini ekrana getirdi. Mehmet Güntekin sonra buna hala aktif ama en son 1707-1708’de lav püskürten volkanik Fuji Dağını ekledi. Mehteri ve müziğini seven Japonların İstanbul Türk Dünyası Kültür Başkenti iken akın akın Türkiye’ye geldiklerini anlattı. En fazla da alakanın davul konseri olduğuna dikkat çekti. Onca dev davulların aynı anda ses vermesi demek bir başka etkileşim; gümbür gümbür. Ben hiç izlemediğim için bilmiyorum. Bunu Japonlara sormak gerek.

Bu konsere dostum mimar Mehmet Tuna Sonay ve Hukukçu Abdulkadir Özkesici ile birlikte izledik. Sayın Sonay ilk defa gelmişti. Öyle etkilenmiş ki bu konserden, defalarca dönüp dönüp teşekkür etti. Bu açıklamalı konser Müzikli Maarif Takvimi gerçekten muhteşemdi. Müziğimiz emin ellerde. Hele o genç solistlerimiz yok mu? Hepsi bir ateş paresi müziğin.