Anacığım Yavrucuğum

47

Toplumumuz da malum huzursuzluklar had safhada.
Allah ve resulünün kılavuzluğuna itibar edilmezse elbette ki bu sonuç kaçınılmaz olur. Sıkıntı sadece sokakta sınırlı kalmaz, evlerimizin içine kadar girer. Bundan; Anne ile baba, Çocuklarla anne baba, Gelinle kaynana nasiplerini alırlar.

Anlatacağım mevzu bu sıkıntılardan gelin ve kaynana arasında geçen ciddi bir sıkıntının mutlu bir şekilde son bulmasıdır.

Maalesef bütün sıkıntılar bu olayda ki gibi mutlu sonla neticelenmiyor.

Gelelim biz mevzuumuza; İstisnaları tenzih etmekle beraber gelinler kayınvalidelerinden, kayınvalideler de gelinlerden şikâyet ederler.

Gelinle kaynana arasına şeytan girmiş onları birbirine düşürmüştür.
Kayınvalide ne derse gelin aksini yapmakta, kaynana da bu durumu olur olmaz yerlerde pasta börek ziyaretlerinde anlatmaktadır.
Araya iki ayaklı şeytanlar da girince bire beş katarak bu sözler geline geri bildirimde bulunmaktadır.

Günler, aylar, yıllar böyle huzursuz geçmekte iken şeytan bir gün geline şöyle bir akıl verir.

“Yeter bunun derdini çektiğin zehirle de kurtul şundan hayatının sonuna kadar böylemi çekeceksin.” Bu fikir gelinin aklına yatar gider tanıdık bir eczacıya durumu anlatır.

Eczacı sana bir zehir vereceğim her gün onun çayına bir damla damlatacaksın yalnız hemen öldürme başın derde girer otopsi falan kendini de beni de yakarsın.

Bunun için komşuları da her akşam çaya çağır onun yanında kaynanana karşı çok iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin.

Gelin eczacının dediği gibi yapar komşular çağırılır, çaylar pastalar gelir. Gelin kaynanasına karşı anacığım şundan da alır mısın, bir bardak daha çay içer misin? Şeklinde hitap etmeye başlar. Bir gün, üç gün, beş gün derken kayınvalide bu gelinde bir iş var ama dur bakalım bu işin kokusu yakında çıkar.

Her akşam çaylar demlenir kayınvalidenin çayına birer damla damlatılır. Aradan bir müddet geçince kayınvalide bizim gelin ne kadar iyiymiş de ben farkında değilmişim demeye başlar. Kaynana gelinin ilgisinden memnun kalınca kızım sen çok yoruldun bardakları da ben yıkayayım bu akşam çayı da ben demleyeyim demeye başlar. Anacığım, kuzucuğum muhabbeti aralarında ki sıkıntıyı sevgiye dönüştürür.

Gelinde benim kaynanam ne kadar iyiymiş de ben bilmiyormuşum, annemden daha iyi davranıyor bana demeye başlar. Sevgi derinleşince gelin eczaneden aldığı ilacı geri götürür ve eczacıya bu düşüncesinden vazgeçtiğini söyler. Eczacı akıllı insan geline der ki bak sen iyi insan olunca kaynanan da iyi oldu. Her zaman ilk adımı atan kazanır.
Sana verdiğimde zehir değil iştah şurubuydu.
Huzuru arayanlara duyurulur.
Darısı tüm insanlığın başına…