Alparslan Türkeş’in Gündemde Olan Kürt Sorunu İle İlgili Görüşleri

44

Alparslan Türkeş’in Ortadoğu da önem verdiği konu Kürt meselesidir. Yani PKK olmuştur. Türkiye de gün geçtikçe şiddetlenen PKK’nın saldırıları, Suriye ve İran gibi Ortadoğu ülkelerinin PKK’yı desteklemesinin yanında bölgede bir Kürt Devletinin kurulması ihtimali Türkeş tarafından Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük tehdit olarak nitelendirilmiştir.

Bu nedenle Türkeş’in Kuzey Irak’ta ve Türkiye ‘de ki PKK faaliyetlerine karşı yürüttüğü politika PKK Kürt sorunu sadece Türkiye’nin bir iç meselesi olarak algılanmamış konu ülkelerin Türkiye üzerine ve ABD’nin Ortadoğu üzerine oluşturduğu politikalarla ilgilendirilmiştir.

Bu açıdan Türkeş üç farklı politika oluşturmuştur. Bunlardan ilki PKK’ya karşı Türkiye içerisinde yürütülen mücadele ikincisi İran ve Suriye gibi ülkelere karşı oluşturulan bir Kürt devletinin kurulmasına şiddetle karşı çıkması olmuştur.

Türkeş’in Türkiye’de ki Kürtlere ve PKK faaliyetlerine bakışında iki önemli söylem göze çarpar. Bunlardan ilki Kürt milliyetçiliği söz konusu olduğunda yani PKK eylemleri ve Kürtçü bölücüler desteklendiğinde sert bir tavır sergilemekten çekinmemiştir.

Bu durum Kürtleri Türk olarak gören bu yüzden de onlara azınlık hakları verilmesini reddeden Türk olarak her türlü hakları aldıklarını kanun önünde eşit olduklarını bütün makam ve mevkilerini kendilerine açık olduğunu özellikle açıklamıştır.

22 Şubat 1975’de Aydınlar Ocağında verdiği bir konferansta ” dışarıdan körüklenen” Kürt hareketlerinden bahsederken Kürtlerinde Türk Milletinin evlatları olduklarını soy, tarih ve kültür açısından Türk olduklarını tek farklarının kullandıkları dil olduğunu belirtmiştir. Bu görüşe bir misal olarak Türkeş’in ” onlar ne kadar Kürtse bende o kadar Kürdüm ben ne kadar Türksem onlarda o kadar Türk’tür ” sözüdür. Güneydoğu sorununun bir kalkınma ve eğitim sorunu olduğunu savunarak sorunun etnik boyutunun olduğunu reddetmiştir.

Türkeş Kürtlerle PKK’yı birbirinden ayıran bir strateji oluşturmaya çalışmıştır.

Türkeş kendisine yetki verilmesi durumunda PKK problemini 1 yılda çözüme kavuşturacağını bildirmesi önemli bir iddiadır.

PKK’nın başka devletlerden aldığı desteğin önünün kesilmesi Türkeş için mücadelenin ikinci ayağını teşkil etmiştir. Özellikle Ortadoğu bölgesi söz konusu olduğunda PKK’ya destek veren ülkeler İran ve Suriye olarak öne çıkmıştır. İran’ın PKK’ya verdiği destek özellikle 1970’lı yılların ortalarında vurgulanırken Suriye’nin verdiği destek 1990’lar da öne çıkmıştır. Suriye’nin PKK’ya verdiği destek ve PKK örgütünün lideri teröristbaşı Abdullah Öcalan’ı barındırması Türkeş tarafından tepkiyle karşılanmış ve gerekirse Suriye ye savaş açıp Öcalan’ı alabileceklerini belirtmiştir

Türkeş PKK’ya destek veren ülkeler arasında Yunanistan, İran ve Suriye’yi saydıktan sonra ayrıca bütün Avrupa Ülkelerinden destek aldığını belirtmiş ve özellikle Suriye’nin Türkiye aleyhtarı hareketlerini hatırlatmıştır.

Türkeş ırkçılığın en tehlikeli akım olduğunu emperyalist ülkelerin Türkiye’de etnik Kürt milliyetçiliğini kışkırttığını vurgulamıştır.

Türkiye’de Kürt sorunuyla ilişkilendirilen diğer konu Irak toprakları içerisinde bir Kürt devletinin kurulması tehlikeli olmuştur.

Irakta ki gurupların desteklenmesi bundan öncede Türkeş’in üzerinde durduğu bur konu olmuştur. Bu nedenle Turgut Özal’ın Kürtlere haklar verilmesi, federasyon konularını açıklayan beyanları ve Talabani, Barzani ile gerçekleştirdiği görüşmeler Türkeş tarafından tehlikeli bulunmuştur. Bu kişilerin hiçbir zaman dost olmadıkları ve hesaplarının Türkiye’nin çıkarlarıyla farklı olduğu Irak’ta Amerika’nın ileri karakolu görevi yaptıkları vurgulanmıştır.

Türkiye topraklarının bir kısmını içerisine alacak olan bir Kürt devletinin kurulması Türkeş tarafından Ortadoğu da ki su sorunuyla ilişkilendirilmiştir. Bölgede büyük bir öneme sahip olan su kaynaklarının bu devletin sınırlarının içerisinde bulundurulmak istemesinin dış güçler tarafından suya muhtaç olan Ortadoğu devletlerini bu devlet aracılığıyla istedikleri gibi sömürmek için kullanılmaya çalışıldığı vurgulanmıştır. Türkeş’e göre Türkiye de PKK’nın faaliyetleri bu boyutta ele alınmalıdır.

Türkeş’in PKK’nın üstlendiği Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin görev yaptığı bir tampon bölge kurulması gerektiği ve çekiç gücün yerine bölgenin denetimini Türk ordusuna verilmesinin daha doğru olacağını belirtmesi bölgede PKK faaliyetlerini kesmenin yanında bu tür bir yapılanmanın olması kaygısından kaynaklanmaktadır.