14.4 C
Kocaeli
Salı, Ekim 27, 2026
Ana SayfaÖne ÇıkanlarFon Dolandırıcılığı Bireysel Mi Organize Suç Örgütü İşi Mi?

Fon Dolandırıcılığı Bireysel Mi Organize Suç Örgütü İşi Mi?

Fon skandalına dair gerçekler ortaya döküldükçe, olayın münferit bir dolandırıcılık veya basit bir borsa manipülasyonu olmadığı netleşmektedir. Türkiye, tarihinin en ağır ve en organize finansal sabotajlarından birinin ortasında bulunuyor.

Ülkemizde bir avuç gerçek gazeteciden ikisi Bahadır Özgür ve Timur Soykan’dır. Özgür’ün Soykan’a YouTube videosunda anlattıkları ve skandala dair teşhisi çok çarpıcı:

Karşımızdaki tablo; bürokratların, mülki amirlerin, siyasilerin, borsa manipülatörlerinin, mafya yapıları ve kayıt dışı sermaye ağlarının iç içe geçtiği organize bir suç örgütü faaliyetidir ve ülkenin iktisadi varlığını hedef alan açık bir vatana ihanet sürecidir.

****

Fon soygununun sıradan dolandırıcıların işi olmadığı, üç aşamalı karmaşık bir kurguyla ilerlediği görülmektedir:

Halka Arz Tuzağı: Bir masa bir sandalye niteliğindeki içi boş şirketlerin halka arz edilmesi; kapalı fonlar üzerinden fiktif alım-satımlarla hisselerin 100 katını aşan oranlarda şişirilerek halkın ve kurumların soyulması.

Borsa ve Yabancı Yatırımcı Soygunu: Çarpılan bu devasa paralarla borsaya girilerek piyasanın kilitlenmesi, yabancı yatırımcıların ve yerli sanayicinin dolandırılması.

Takasbank ve Kamu Kaynaklarının Yağmalanması: Son aşamada Takasbank, repo ve kredi mekanizmaları üzerinden kamusal varlıkların emilerek mekanizmanın tamamlanması. Türkiye Sigorta’daki halkın primleri de Diyanet’in Gazzelilere yardım paraları da Polis Sandığı’nın parası da şaibeli fonlara gitmiş.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 131 fonda ve hisse senetlerinde yaşanan kayıplarla birlikte finansal piyasalardaki toplam değer kaybının 150 milyar doları aştığını vurguladı. Somutlaştırmak için şu çarpıcı kıyaslamayı yaptı:

“Bir yılda 1 milyar dolarlık çay üretiyoruz. 2 milyar dolar fındık üretiyoruz. Şu anda finansal piyasalardaki hasar 150 milyar dolar.”

Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin 50 yılda üretebileceği çay ve fındığın toplam değeri kadar bir zarar söz konusu.

**************************************

KAÇIRILAN PARALAR, YABANCI MAFYALAR VE ŞANTAJ TEHDİDİ

Soygunun yurt dışı ayağı, meseleye milli güvenlik boyutu katmaktadır.

Kazanılan haram paralar, aklanan kara paralar Türkiye’de kalmamaktadır. Dubai, Londra ve offshore merkezlere büyük boyutlu kirli servet trafiğinin incelenmesi gerekmektedir.

E. Müsteşar Necdet Topçuoğlu bu vurgunu “ihanet şebekelerinin koordineli çalışması” olarak niteliyor ve ekliyor: “En kötüsü, devletin kurumlarını ele geçirenler bu ihanetin içinde.” Topçuoğlu hayati bir uyarıda bulunuyor: Yurt dışına kaçırılan bu paralara oradaki yabancı mafyalar ve karanlık odaklar çökecektir. Bu paraların ne kaçıranlara ne de Türkiye’ye bir faydası olmayacaktır. Daha önce yaşanan finansal soygunlarda bu durum yaşanmıştır.

Türkiye’den kaçırılan milyarlarca dolar, bir yandan Türk bürokrat ve siyasilerini küresel sermayenin, yabancı istihbarat servislerinin ve uluslararası mafya ağlarının açık şantaj hedefi haline getirmektedir. Kirli para ile zenginleşenlere dair bilgilere sahip olanların bu kişileri birer maşa olarak kullanmasının yolu açılmaktadır.

Bu durum ülkenin egemenliğini zedeleyebilecek ağır bir risk oluşturmaktadır.

**************************************

TERCİH ZORUNLULUĞU VE KARARTMA REFLEKSİ

E. Müsteşar Necdet Topçuoğlu’nun altını çizdiği üzere, bütünüyle yetkilerin tek elde toplandığı bu sistemde neşteri vurabilecek tek kişi Cumhurbaşkanıdır. Ve Erdoğan bir tercih kavşağındadır: “Ya kurduğu rejimde örgütlenerek devleti soyanların yanında yer alacak ya da devletten yana tavır koyarak bu ihanet şebekesinin ipini çekecektir. Erdoğan devletten yana tavır koymayı seçerse, desteklenmelidir. Bu ihanete bulaşan kim varsa ipi çekilmelidir. ‘Kol kesilir yen içinde kalır’ diyerek konuyu kapatmaya çalışmak, sorunu çözmeyecek; aksine güveni tamamen yok edecektir.”

Ancak mevcut tablo, gerçek bir adli soruşturmanın yürütülmediğini göstermektedir.

Elektronik kayıt sisteminde iki saatte çözülebilecek bir dosya sürüncemede bırakılmakta; HTS kayıtları, fiziki takipler ve itirafçı beyanları soruşturma sürecine dâhil edilmemektedir. Fahiş kazanç sağlayanların listesi açıklanmıyor. Sadece 1-16 Eylül tarihleri arasında toplam 401 milyarlık şüpheli fon satışı yapan 440 kişinin adı bile açıklanmadı.

Şimdilik bazı fon sahipleri ve yöneticileri tutuklu. SPK’nın suç duyurusu Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesi. Yani “organize suç örgütü yöneticiliği veya üyeliği” ile değil “bireysel manipülasyon” kapsamında. Böyle olursa hepsinin çok kısa zamanda çıkacağını söyleyebiliriz.

Gazeteci Bahadır Özgür’e göre, Fon yöneticilerine soygunu kimin tezgâhladığı, hangi siyasetçinin ve bürokratın hangi aşamada yer aldığı sorulmuyor. Fatma Betül Sayan Kaya ve diğer “içeriden bilgi alarak” fahiş kârlar elde edenler serbestçe gezebiliyor. Soygun sisteminin siyasi ve bürokratik halkasına dokunulmayacağı anlaşılıyor.

Bahadır Özgür, bu soygunun faillerinin “ülkenin iktisadi varlığını çökertmeyi” hedef alındığını dikkate alarak, “ihanet” soruşturması gereğini vurgulamaktadır.

Oysa şu anda bu ihtimal gözükmüyor. “Erdoğan’ın öfkesi” kurumsal adaletin yerine ikame ediliyor. Failler partiden kenara çekilerek veya tecrit edilerek korunuyor.

**************************************

EKONOMİK ÇÖKÜŞ VE SEÇİME ETKİSİ

Gerekli radikal önlemler alınmazsa bu finansal yangın bankacılık sistemine ve reel ekonomiye yayılacaktır. 150 milyar dolarlık zarar daha da büyüyecektir.

Zamanla döviz baskılanamayacak, hayat pahalılığı ve enflasyon kontrolden çıkacaktır.

455 bin yatırımcının içinde nakit birikimlerini yatırdıkları borsadaki fon getirileriyle işçi maaşlarını ve sabit giderlerini ödeyen esnaf ve KOBİ’ler de bulunmaktadır. Bu şirketlerin nakitsiz kalmasıyla işsizlik artacaktır.

Bu büyük soygunun sandıkta da yansıması olacaktır. Bu defaki yolsuzluk, geçmiştekilerden çok farklı bir niteliktedir. AKP’nin omurgasını oluşturan Anadolu KOBİ’leri, esnaf ve orta ölçekli tüccar sınıfı bu krizde nakit birikimlerini kaybetmiştir. Oy verdikleri kadroların ve bürokratların bu yağmayla zenginleştiğini gören muhafazakâr-sağ tabanda devasa bir öfke birikmiştir.

“Çalıyor ama çalışıyor” söylemi iflas etmiştir. Rızkı ve birikimi doğrudan yutulan seçmen için “bizimkiler kazansın” toleransı artık yok olmaktadır.

Kangren olan organ neşterle kesilip atılmadığı, bu ihanete karışanlar cezalandırılmadığı takdirde; bu enkaz, ilk seçimde mevcut iktidarı sandığa gömecek siyasi bir tsunamiye dönüşebilir.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img