Fuarların tarihi, insanlığın ticaret ve toplumsal hayatının gelişimiyle paralel ilerlemiştir. Türkçeye Fransızca “foire” sözcüğünden geçen ve kökeni Latince bayram ve tatil günlerini ifade eden “feriae” sözcüğüne dayanan fuarlar, antik çağların pazarlarından Orta Çağ’ın büyük panayırlarına kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Başlangıçta insanların ürünlerini alıp sattıkları bu buluşmalar, zamanla farklı toplumların birbirini tanıdığı, haberlerin, bilgilerin ve kültürel değerlerin paylaşıldığı önemli merkezlere dönüşmüştür.
Anadolu’da yüzyıllar boyunca panayırlarla sürdürülen bu gelenek, Osmanlı Devleti’nde 1863 yılında Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda açılan Sergi-i Umumi-i Osmani ile modern bir nitelik kazanmıştır.
Cumhuriyet döneminde ise fuarcılık, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal modernleşmenin önemli araçlarından biri olmuştur. 1923 İzmir İktisat Kongresi kapsamında açılan Yerli Malları Sergisi’ni, 1936 yılında düzenlenmeye başlayan İzmir Enternasyonal Fuarı izlemiştir. Sonraki yıllarda fuarcılık Anadolu’ya yayılmış; 1963 yılında açılan Samsun Fuarı, 1964’te milli fuar statüsü kazanarak Karadeniz Bölgesi’nin önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Kocaeli’de ise 1966 yılında İzmit Sanayi Sergisi olarak başlayan fuarcılık geleneği, dönemin Belediye Başkanı Leyla Atakan’ın öncülüğünde 1969 yılında bugünkü “Millet Bahçesi” alanına taşınarak yeni bir kimlik kazanmıştır. Yıllarca kentimizin sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yer tutan Kocaeli Fuarı, şehir hafızasında derin izler bırakmıştır. 2009 yılında başlayan Kocaeli Kitap Fuarı da bu köklü geleneğin günümüzdeki kültürel temsilcilerinden biri olarak gelişimini sürdürmektedir. Üstelik bir zamanlar Türkiye’de kâğıt sanayisinin gelişimine öncülük eden SEKA’nın mirasını taşıyan bir şehirde böylesine büyük bir kitap fuarının düzenlenmesi, geçmişle bugün arasında anlamlı bir kültürel bağ kurmaktadır.
Kitap fuarlarını diğer fuarlardan ayıran önemli iki özellik bulunmaktadır. Bunlardan ilki kültürel ve düşünsel işlevdir. Sergilenen ürün, aynı zamanda bir düşüncenin ve kültürel birikimin taşıyıcısıdır. Dolayısıyla bir kitap fuarında okuyucu yalnızca kitap satın almaz; yazarlarla tanışır, farklı dünya görüşleriyle karşılaşır, yeni bilgiler edinir ve tartışmalara katılır. İkincisi ise eğitsel ve toplumsal işlevdir. Yani, özellikle çocukları ve gençleri kitaplarla tanıştırmak, okuma alışkanlığına katkı sağlamak ve farklı toplumsal kesimler arasında kültürel ilişkiler geliştirmektir. Kocaeli Kitap Fuarı 2009 yılından günümüze bu anlamda önemli bir başarıya ulaşmıştır.
Ancak artık şu soruyu da sormanın zamanı gelmiştir: Kocaeli Kitap Fuarı, ülkemizin ve dünyanın kültürel birikimini kentimize taşırken, Kocaeli’nin kendi kültürel birikimini ülkemize ve dünyaya ne ölçüde tanıtabiliyor?
Bu noktada Kocaeli’nin dünyaya anlatabileceği son derece zengin bir tarihi ve kültürel birikimi bulunmaktadır. Antik Nikomedya’dan Osmanlı’ya uzanan tarihi, Cumhuriyet’in sanayileşme hamlesinde önemli bir yer tutan SEKA’nın endüstriyel mirası, Hereke halıcılığı, Kandıra’nın kültürel değerleri ve farklı coğrafyalardan gelen insanların oluşturduğu toplumsal çeşitlilik bu zenginliğin yalnızca birkaç örneğidir. Bunun için Kocaeli’nin kültürel mirasını tanıtan çok dilli yayınlar hazırlanması, yerel yazarlarımızın eserlerinin yabancı dillere çevrilmesi ve uluslararası yayıncılarla kalıcı iş birlikleri kurulması önemli bir başlangıç olabilir. Böylece Kocaeli Kitap Fuarı, yalnızca kültürü kentimize taşıyan değil, kentimizin kültürünü de dünyaya taşıyan bir organizasyona dönüşebilir.
Böyle bir hedefe ulaşabilmek için Kocaeli Kitap Fuarı’nın bugüne kadar oluşturduğu kurumsal birikim önemli bir avantajdır. Bu ölçekte bir organizasyonun gerçekleştirilmesi, ciddi bir planlama ve ortak emeğin ürünüdür. Fuarın bugün ulaştığı seviyeye katkıları dolayısıyla Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a, koordinasyondaki titizliğiyle Daire Başkanı Murat Yavuz’a ve fuar boyunca sahada karşılaşılan sorunları sessiz sedasız, yapıcı bir gayretle çözen Ali Gölcü ile Yusuf Ünel’in şahsında emeği geçen tüm belediye çalışanlarına teşekkür etmek gerekir.
Bu emeği taçlandıracak en anlamlı adım ise Kocaeli’nin kendi sesini, tarihini ve yerel yazarlarını dünya vitrinine taşımak olacaktır.


