11.6 C
Kocaeli
Perşembe, Mayıs 14, 2026
Ana SayfaÖne ÇıkanlarTürk Milleti Yerine “TAK” Federasyonu

Türk Milleti Yerine “TAK” Federasyonu

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan sık sık bu devletin kurucu unsurlarıymış gibi “Türk- Arap- Kürt” birlikteliğini vurgulayan konuşmalar yapıyor. “Tarih Türk, Kürt ve Arap birliğinin tarihidir”, Malazgirt, İstanbul’un Fethi, Çanakkale, Millî Mücadelede bu birliktelik sayesinde başarıldı diyor.

Bazı yorumcular bu söylemlerin tarihi gerçeklere uymadığı, abartılı ve bağlamından koparılmış bir iddia olduğu, arka planında “Türkiye Cumhuriyeti’ni üç ortaklı bir devlete dönüştürme planına zihinleri hazırlamak” olduğu kanaatindeler. TAK, “Türk- Arap- Kürt” Federasyonu ibaresinin kısaltması olarak kullanılıyor.

Yeniçağ yazarı Arslan Bulut bu endişesini şu cümlelerle anlatıyor: “Fiilen kuruluş felsefesinden koparılan devletin, Anayasal olarak da bir federasyona çevrilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti yerine Türk-Arap-Kürt Federasyonu kurulması artık emperyalistlerin projesi olmaktan çıkmış, devleti yönetenlerin ‘sevda’sı haline dönüşmüştür. Türk Milleti’nin tarih sayfalarından bile çıkarılması hedeflenmektedir.”

Bu cümlede en fazla “TAK” Federasyonu kurulmasının devleti yönetenlerin sevdası haline dönüşmüş olduğu” kısmı içimi yaktı.

Devletin “üniter/ tekil” kimliğini bir “bileşenler” toplamına dönüştürülmek isteyenler hep vardı ama böylesine cesur bir şekilde ifade edemiyorlardı. İktidar ortağı partilerin (AKP+MHP) temsilcileri son dönemde Öcalan/PKK taleplerine uygun beyanlarıyla milletimizi çileden çıkarıyorlar.

İktidarın “süreç ortağı” oldukları DEM/PKK yöneticileri ve seçim işbirliği yaptıkları HÜDAPAR’ı yönetenlerin Türk, Türk Bayrağı, Türk Tarihi, Türkçe gibi vatandaşlarımızı bir arada tutan bütün değerleri ortadan kaldırmaya çalıştıkları görülüyor. Mesela DEM Parti milletvekilleri Türk Bayrağı var diye milletvekili rozeti bile takmıyorlar. HÜDA-PAR Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Türk Bayrağı’nın adı değişmeli” diyor.

1924 Anayasası ile perçinlenen “Türkiye Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” tanımı, “Türkiyeli” veya “etnik gruplar koalisyonu” kavramlarıyla esnetilmeye çalışılıyor.

Türk adının anayasadan ve kamusal alandan silinmesi, federasyonun ilk psikolojik eşiğidir.

**************************************

Projenin Asıl Mimarları Kim?

Arslan Bulut bunu defalarca yazdı: “Terörsüz Türkiye” projesi, Erdoğan ve Bahçeli tarafından gündeme getirilmiş olsa da Birinci ve ikinci açılım süreçlerindeki “Akil Adamlar Heyeti” gibi, “Meclis’te resmi olmayan Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu kurulması” gibi uygulamalar, öncelikle Graham Fuller ve Heny Barkey tarafından “Türkiye’nin Kürt Meselesi” adlı kitapta, 1998 yılında önerilmiştir!

Bir de Müyesser Yıldız’ın ortaya çıkardığı David Phillips’in 2007 tarihli “PKK’nın Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi” adlı raporuna bakalım: “TSK’nın etkisizleştirilmesi, PKK’lılara kademeli bir şekilde ‘eve dönüş veya dağdan iniş’ imkânı sağlanması, PKK üst yönetimin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi, reform paketleri açılması, Meclis’te komisyonlar kurulması, ‘Barzanistan’ın tanınması. Türkiye’nin Kerkük’ten vazgeçmesi, Fırat-Dicle sularını paylaşması” önerilmiş.

Muhtemelen bu raporların güncellenmiş halleri ileride açığa çıkacaktır. O raporları gördüğümüzde şimdi yapılan uygulamalarla birebir örtüşeceğinden emin olabiliriz.

Yani uygulanan planın içinde milliyetçi, muhafazakâr, sosyal demokrat, Kürtçü İslamcı hangi partiler/ gruplar olursa olsun planın orijinali “yerli ve milli” değil.

**************************************

Arap Unsuru Nereden Ortaya Çıktı?

Öcalan/ DEM/ PKK ile yapılan müzakerelerle “Türk-Kürt kardeşliği” adı altında PKK terör örgütünü devletimize ortak etme çalışması artık yadırganmıyor. Hatta Meclis’te sadece İYİ Parti bu sürece karşı net tavır koyarken diğer partilerin bu projeye karşı durmadıkları görülüyor. (Meclis’te olmayan Zafer Partisi ile diğer milliyetçi partiler ve bir kısım CHP’liler de sürece karşı.)

Peki, “Arap” sözcüğü neden telaffuz edilmeye başlandı?

Türkiye’deki geçici koruma altındaki yani “sığınmacı” statüsünde bulunan Suriyelilerin ve diğer Orta Doğulu grupların yoğunluğu olabilir mi? Bunların önemli bir kesimine vatandaşlık verilmesi tesadüf diyebilir miyiz?

Bu durumun sadece bir “insani yardım” değil, ülkenin etnik dokusunu “TAK” modeline hazırlayan bir nüfus mühendisliği olduğu iddiası bir evhamdan ibaret midir?

Sığınmacı akınını “silahsız istila” olarak tanımlayanlar haksız mı? Devletin bu nüfusu geri göndermek yerine “entegrasyon” adı altında kalıcılaştırması, federasyonun “Arap” ayağını oluşturma çabası olarak değerlendirilmesi yanlış mıdır?

Bu durumun ekonomik ve sosyal dokuyu bozacağı, etnik nüfusun yoğun olduğu illerde yerel yönetimlerin özerkleşmesi taleplerine zemin hazırlayacağı açık değil midir?

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekincelerin kaldırılması tartışmaları Anayasa’nın ilk dört maddesine yönelik eleştiriler bu değişimlere zemin hazırlama maksatlıdır.

****

Yeni Anayasa” taleplerinin arkasında iki sebep var: Birincisi Erdoğan’a ömür boyu başkan seçilmesinin yolunu açmak. Diğeri DEM/PKK talepleri kapsamında Öcalan’a af ve statü; dağdaki teröristlere af, kamu görevi ve siyaset yapma imkanlarının getirilmesi.

“Yeni anayasa” çalışmalarının iç cepheyi güçlendirecek bir “toplumsal sözleşme” değil, bir “çözülme belgesi” olacağı siyasi aktörlerin açıklamalarından belli.

Bütün vatandaşlara eşit haklar verilmesi yerine “etnik bazlı haklar” verilmesi eşitlik ilkesini bozar. “İmtiyazlı etnik kimlikler yaratılması” iç çatışmalara yol açar.

**************************************

Proje BOP’un Bir Parçası

TAK Federasyonu projesinin sadece yerli bir siyasi tercih olmadığı, bölgesel dizaynın bir parçası olduğu açık.

Sevr’den bu yana gelen “parçalanmış Anadolu” hayalinin, günümüzde “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi” (BOP) ile güncellendiğini unutmayalım. Projenin Irak ve Suriye ayağı tamamlanmak üzere. Sırada Türkiye ve İran var.

Buna direnmenin yolu devleti yönetenlerin ve milletin büyük çoğunluğunun milli-üniter devlet yapısından taviz vermemesi, bütün etnisiteleri kucaklayan Türk kimliği ve vatandaşlık tanımının, ortak eğitim dili Türkçe ilkelerinin asla değişmemesi gerekir.

Türk, Arap ve Kürt (TAK) unsurlarının bir federasyon çatısında toplanması Türkiye’yi Lübnanlaştırır, merkezi otoritesi zayıflatılmış ve dış müdahaleye açık bir tampon bölgeye dönüştürür.

Bir devleti yıkmak için her zaman ordularla girmeye gerek yoktur. Önce milletin adını anayasadan siler, sonra demografisini değiştirir ve en nihayetinde ‘kardeşlik’ adı altında idari yapısını parçalara ayırırsınız. Bugün ‘TAK’ dedikleri, Türk Milleti’ne biçilen kefenin adıdır.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img