14.6 C
Kocaeli
Cuma, Mayıs 15, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkDüşün Damlaları (40)

Düşün Damlaları (40)

Şu âlem, şu dünya ve şu cihan; görünen ve görünmeyen bütün tabaka, çeşit ve türleriyle “O’ndan başka ilâh yoktur.” diye tevhîdi / Allah’ın bir olduğunu ilân ediyor.

Çünkü, aralarındaki dayanışma, böyle olmayı gerektiriyor. O tabakalarla tüm nev’, tür ve çeşitler; bütün esaslarıyla “O’ndan başka Rab yoktur.” diye şahitlikleriyle ilân ediyorlar.

Çünkü, aralarındaki benzeyiş böyle istiyor.

O esaslar; bütün organ, uzuv ve azalarıyla “O’ndan başka mülk sahibi yoktur.” diye buna şahit olduklarını gösteriyor.

Çünkü, aralarındaki benzeyiş bunu icap ettirir. O aza, organ ve uzuvlar bütün parça ve kısımlarıyla “O’ndan başka idare edici yoktur.” diyerek açıkça bu gerçeği nazara veriyorlar.

Çünkü, aralarında yardımlaşma olup birbirleriyle iç içedirler.

Çünkü, o parça ve kısımlar, bütün parçacıklarıyla “O’ndan başka terbiye edici yoktur.” diyerek bu gerçeğe olan şahitliklerini ilân ederler.

Çünkü, aralarındaki uygunluk, yaratıcı kalemin bir olduğuna işaret ediyor. O parçaya ait olan şeyler, bütün hücrecikleriyle “Hakikatte O’ndan başka tasarruf edici yoktur.” diye şahadet ederler.

O hücrecikler, bütün zerre ve atomlarıyla “O’ndan başka düzenleyici yoktur.” diye şahadetlerini ilân ederler.

Çünkü, zerre ve atomlar arasındaki bağın bir olduğu bunu gerektirir. O zerreler, kâinattaki boşlukları dolduran ısı ve ışığı nakleden bütün esîriyle / tüm cevherleriyle “O’ndan başka ilâh yoktur.” cevheresiyle tevhîdi ilân ederler.

Çünkü, esîr denen cevherin basit ve sade oluşu, sükûnu, intizamla Yaratan’ın emrine hızla uyması bunu gerektirir.

x

Söz ve kelimelerin değişmesiyle mânâ değişmez. Bâkî ve dâimî kalır.

Kabuk parçalanır, iç ve öz bâkî ve sağlam kalır. Elbisesi yırtılır, cesedi sağlam, bâkî kalır.

Ceset ölüp dağılırsa da, rûh bâkî kalır. Cisim ihtiyarlanırsa, bencillik genç kalır.

Çokluk, cemaat ve topluluk dağılır, amma fert / birey bâkî ve daimî kalır.

Çokluk bozulur, birlik ve teklik bakidir.

Madde kırılır, nur bâkîdir.

Bundan dolayı ömrün başlangıcından sonuna kadar devam eden mânâ;

Çok cesetlerle, başkalaşma ve değişme ve tavırdan tavıra geçerek;

Devirden devire yuvarlanarak; vahdetini, bekasını muhafaza ettiği gibi,

Ölüm hendeğini de atlayarak, sâlimen ebed yoluna devam edecektir.

Bununla beraber her vakit “Ölüme hazır ol!” emrini bekleyen;

Zâil / yok olucu / sona erici olan ve bekasız / devamsız maddiyatta;

Şu hıfz ve muhafaza düstur ve prensibi, beka ile çok ilgili olan

Ruh ve mânâda da câri ve geçerlidir.

x

Bir incir tohumunu tavırdan tavıra sokarak koruyan,

Devirden devire himaye ederek muhafaza eden,

Dağılma, çözülme

Ve parçalanıp bozulmaktan vikaye edip / koruyan

Ve o tohumda incir ağacının;

Yapılış ve kuruluşlarına lâzım olan esasları,

Son derece dikkatle muhafaza eden,

Elbette ve elbette,

Arz’ın halifesi ünvanını alan insanoğlunun;

Amel ve işlerini ihmal etmez,

Korur ve hıfzeder.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img