11.6 C
Kocaeli
Perşembe, Mayıs 14, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkDüşün Damlaları (38)

Düşün Damlaları (38)

TARAFLARDAN BİRİNİ DİNLEMEDEN KARAR VERMEK

Aralarında anlaşmazlık olan iki davacı, Dâvûd’un yanına gelirler. “Biz aralarında anlaşmazlık olan iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Doğrudan ayrılma ve bize doğru yolu göster.” dediler. (Onlardan biri:) “Bu benim kardeşimdir. Doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da benim koyunlarım arasına kat!’ dedi! Ve tartışmada beni yendi.” Dâvûd: “Doğrusu senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Zaten ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip iyi işler yapanlar hariç. Bunlar da ne kadar az!” dedi.

Dâvûd kendisini sınava tâbi tuttuğumuzu; (çünkü, TARAFLARDAN BİRİNİ DİNLEMEDEN KARAR VERDİĞİNİ) anladı. Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, O’na yöneldi. Biz de onu bağışladık. (Sâd Sûresi: 22 – 25)

500 BİN DEPREM

Dünyada her saat ölen 6 bin insan ve yine dünyada her yıl hissedilen irili ufaklı 5oo bin deprem üzerinden kıyametin provası yapılır. 500 bin depremin, 100 bini hissediliyor. Yaklaşık 100’ü hasara neden oluyor. -ABD Jeolojik Araştırmalar merkezi (USGS) – (3 Mart 2018 Habertürk gazetesi.)

(Veli Tahir Erdoğan’dan iktibas)

ÖNEMİ ANLATILMADAN

Bilimin ve öğrenmenin önemi anlatılmadan, sadece “Öğren!” demek; zamansız bir teşvik ve öneri olmaktan öteye geçmez.

Hedefi bilmeden, gayesiz çalışmak; yerinde saymaktan ibarettir.

Tüm trafik kaideleri öğretilmeden ehliyet vermek gibi bir şeydir bu.

NÜBÜVVET / PEYGAMBERLİK BEŞERDE ZARURÎDİR

“Asırlar önce, inanan insanlar, sırf inandıkları için, kazılan hendeklere atılmış, o hendeklerde yakılmış, yakanlar da sanki soğuk havada bir soba etrafında, ısınma rahatlığında, intikam arzularını tatmin etmenin mutluluğunu duyarak bu olayı seyretmişler…Haklı bir davayı zorla bastırmak isteyen, sırf inançlarını yaşadıkları için, insanlara zulmeden bütün insanlar, hangi zamanda, hangi zeminde yaşarsa yaşasın…İnanan insanlara çukur kazanlar, aslında kendi çukurlarını kazıyorlar!” (Veli Tahir Erdoğan)

Bunları insanlara reva görenlerin akılları, yok değildi. Ama aklı nerede nasıl kullanmalarını bilmiyorlardı. İşte bunun içindir ki, Peygamberler gönderilmiştir. Çünkü akıllar; insanların diledikleri şekilde akıllarını kullansınlar ve ona göre hareket etsinler diye verilmemiş; Yüce Rabbin âyetleri ve Peygamberlerin hadis ve sözleri mucibince, akıllarını kullanmaları gerektiğini bilip öğrenmeleri doğrultusunda ve bunların yol açmalarına göre hareket etmeleri için verilmiştir. İşte bundan ötürüdür ki, insanlar Peygamberlerin yol göstermelerine muhtaçtır. Çünkü akıl terazidir. Terazi üretmez ama tartar.

TERAZİ

İnsanlar ellerinde doğruyu yanlışı tespit eden mânevî terazi ve ölçek olmadan, her konuda ulu orta ahkâm kesiyorlar! Oysa, maddî-mânevî terazisi olmayan satış yapamaz, ticaretle uğraşamaz. Önce maddî-mânevî terazi edinmek, İlahî ölçüleri bilmek lâzım. Bu ölçekleri edinmeyenler; lâf olsun diye, olur olmaz lâfa girmemeli söze karışmamalıdırlar.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img