TARAFLARDAN BİRİNİ DİNLEMEDEN KARAR VERMEK
Aralarında anlaşmazlık olan iki davacı, Dâvûd’un yanına gelirler. “Biz aralarında anlaşmazlık olan iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Doğrudan ayrılma ve bize doğru yolu göster.” dediler. (Onlardan biri:) “Bu benim kardeşimdir. Doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da benim koyunlarım arasına kat!’ dedi! Ve tartışmada beni yendi.” Dâvûd: “Doğrusu senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Zaten ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip iyi işler yapanlar hariç. Bunlar da ne kadar az!” dedi.
Dâvûd kendisini sınava tâbi tuttuğumuzu; (çünkü, TARAFLARDAN BİRİNİ DİNLEMEDEN KARAR VERDİĞİNİ) anladı. Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, O’na yöneldi. Biz de onu bağışladık. (Sâd Sûresi: 22 – 25)
500 BİN DEPREM
Dünyada her saat ölen 6 bin insan ve yine dünyada her yıl hissedilen irili ufaklı 5oo bin deprem üzerinden kıyametin provası yapılır. 500 bin depremin, 100 bini hissediliyor. Yaklaşık 100’ü hasara neden oluyor. -ABD Jeolojik Araştırmalar merkezi (USGS) – (3 Mart 2018 Habertürk gazetesi.)
(Veli Tahir Erdoğan’dan iktibas)
ÖNEMİ ANLATILMADAN
Bilimin ve öğrenmenin önemi anlatılmadan, sadece “Öğren!” demek; zamansız bir teşvik ve öneri olmaktan öteye geçmez.
Hedefi bilmeden, gayesiz çalışmak; yerinde saymaktan ibarettir.
Tüm trafik kaideleri öğretilmeden ehliyet vermek gibi bir şeydir bu.
NÜBÜVVET / PEYGAMBERLİK BEŞERDE ZARURÎDİR
“Asırlar önce, inanan insanlar, sırf inandıkları için, kazılan hendeklere atılmış, o hendeklerde yakılmış, yakanlar da sanki soğuk havada bir soba etrafında, ısınma rahatlığında, intikam arzularını tatmin etmenin mutluluğunu duyarak bu olayı seyretmişler…Haklı bir davayı zorla bastırmak isteyen, sırf inançlarını yaşadıkları için, insanlara zulmeden bütün insanlar, hangi zamanda, hangi zeminde yaşarsa yaşasın…İnanan insanlara çukur kazanlar, aslında kendi çukurlarını kazıyorlar!” (Veli Tahir Erdoğan)
Bunları insanlara reva görenlerin akılları, yok değildi. Ama aklı nerede nasıl kullanmalarını bilmiyorlardı. İşte bunun içindir ki, Peygamberler gönderilmiştir. Çünkü akıllar; insanların diledikleri şekilde akıllarını kullansınlar ve ona göre hareket etsinler diye verilmemiş; Yüce Rabbin âyetleri ve Peygamberlerin hadis ve sözleri mucibince, akıllarını kullanmaları gerektiğini bilip öğrenmeleri doğrultusunda ve bunların yol açmalarına göre hareket etmeleri için verilmiştir. İşte bundan ötürüdür ki, insanlar Peygamberlerin yol göstermelerine muhtaçtır. Çünkü akıl terazidir. Terazi üretmez ama tartar.
TERAZİ
İnsanlar ellerinde doğruyu yanlışı tespit eden mânevî terazi ve ölçek olmadan, her konuda ulu orta ahkâm kesiyorlar! Oysa, maddî-mânevî terazisi olmayan satış yapamaz, ticaretle uğraşamaz. Önce maddî-mânevî terazi edinmek, İlahî ölçüleri bilmek lâzım. Bu ölçekleri edinmeyenler; lâf olsun diye, olur olmaz lâfa girmemeli söze karışmamalıdırlar.


