15.5 C
Kocaeli
Perşembe, Nisan 30, 2026
Ana SayfaGüncelTürkiye'nin Enerjide Bağımlılığı

Türkiye’nin Enerjide Bağımlılığı

Önceki yazımda, küresel güçlerin enerji ganimeti peşinde yarattıkları çatışmaları ve Hürmüz Boğazı’ndaki kilidin dünyayı nasıl sarstığını ele almıştık. Bugün bu büyük resmin Türkiye ayağına bakacağız.

İlk bilmemiz gereken gerçek şu: Türkiye, toplam enerji ihtiyacının %67’sini dışarıdan satın alıyor. Doğal gazda ithalat oranı %95’in üzerinde, petrolde ise %85-90 gibi korkutucu seviyelerde.

Türkiye, askerî açıdan NATO’nun en güçlü üyelerinden biri. Ekonomik olarak BATI sistemine entegreyiz. Ancak enerji açısından RUSYA’ya bağımlı bir ülkeyiz.

2025 verilerine göre, Rusya’nın doğal gaz ithalatımızdaki payı yaklaşık %30-37, petrol ve petrol ürünleri ithalatımızdaki payı ise %43-60 aralığında seyretmektedir.

Bu yaman bir çelişki olduğu kadar risk yaratan bir durum.

Bu bağımlılığın kısa vadede “güvenilir tedarik” ve bazen “uygun fiyat” gibi sonuçları görünse de uzun vadede Türkiye’nin jeopolitik manevra alanını daraltıyor.

Bir NATO ülkesinin, savunma sanayii ve ordusu dahil tüm çarklarını döndürecek yakıt için stratejik rakibi olan Rusya’ya bu ölçüde mahkûm olması, milli güvenlik açısından en büyük kırılganlık noktamızdır.

Özellikle hiç bilgi ve teknoloji transferi yapma imkânı olmadan, Rusya’ya nükleer enerjide yüzde 100 bağımlı olmamızın yarattığı riskler dikkat çekicidir.

İlk ünitesi 2026’da devreye alınacak Akkuyu Nükleer Santralı, inşaatından işletmesine, yakıt tedarikinden atık yönetimine kadar Rusya’ya bağımlı bir modeldir.

****************************************

Çin Ne Gibi Tedbirler Alıyor?

Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı Çin, Hürmüz krizi patlak verdiğinde köşesine çekilip beklemedi. Petrol yerine yerli kömüründen plastik üreten teknolojilere ağırlık verdi. Rusya ve Orta Asya ile kara boru hatlarını devreye soktu

Petrolde dolar yerine kendi parası Yuan’ı dayattı.

Ama Çin’in asıl başarısı, petrole olan bağımlılığını kırmak için güneş ve rüzgâr enerjisini “süper iletim ağları” ile sanayi merkezlerine taşımasıdır.

“Süper İletim Ağları”, yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş ve rüzgâr) en büyük dezavantajı olan “üretim ve tüketim noktaları arasındaki mesafe” sorununu çözmek için geliştirildi. Bu ağlar, “depolama” sistemleriyle entegre çalışır. Üretimin fazla olduğu saatlerde enerji depolanır, ihtiyaç anında iletim hattı üzerinden sanayi bölgelerine basılır. Bu da petrole olan bağımlılığı azaltır.

İleri teknolojili bu altyapılar sayesinde, sanayi merkezlerinden uzak bölgelerde (bozkırlar, çöller veya denizler) en yüksek verimle üretilen enerji, binlerce kilometre öteye, yolda kaybetmeden taşınabiliyor.

Çin, bu alana yüz milyarlarca dolarlık devasa yatırımlar yaptı.

Türkiye’nin de benzer teknolojik yatırımları (süper iletim hatları + batarya depolama) gecikmeden başlatması gerekiyor.

****************************************

Tüm Elektrik İhtiyacımızı Güneşten ve Rüzgardan Karşılayabiliriz

Hürmüz’deki kilit, aslında bizim üretim ve teknoloji zincirlerimizi kırmamız için bir uyarıdır. Türkiye’nin en yetkin enerji uzmanlarından Necdet Pamir’in şu tespiti umut vericidir:

Türkiye’nin enerji karışımı fosil yakıt ağırlıklı ve yüksek oranda dışa bağımlı. Ancak bardağının dolu tarafında, büyük oranda âtıl bekletilen YENİLENEBİLİR ENERJİ kaynakları ve çok iyi yetişmiş, nitelikli insan gücü vardır.”

Mesela, “2025’te (yerli ve ithal tüm kaynaklardan) yaklaşık 360 milyar kilovat-saat elektrik tüketen Türkiye’nin, sadece güneşten elektrik elde etme potansiyeli, (çatı uygulamaları dahil) 360 ile 400 milyar kilovat-saat olarak hesaplanmaktadır.” Ancak bu potansiyelin önemli bir kısmı henüz devreye alınmamıştır.

****

2026 Ocak sonu itibarıyla güneş kurulu gücümüz 25.827 MW’a ulaşarak toplam kurulu güç içinde %20,9 pay almıştır.

Karasal rüzgâr potansiyelimiz yaklaşık 48.000 MW hesaplanıyor; kurulu gücümüz ise 16.000 MW’a yakın. (Gerçekleşme oranı yaklaşık %33)

Denizel rüzgâr potansiyelimiz ise 70-75 bin MW olarak açıklanırken, henüz “el değmemiş” konumdadır.

Rüzgâr + Güneşin toplam elektrik üretimindeki payı %22’ye yaklaşmıştır.

****

Âtıl bekleyen rüzgâr ve güneş potansiyeli kullanılarak enerjinin üretilmesi lazım. Ama bu enerjinin akıllı ve süper iletim ağlarıyla ulusal şebekeye entegre edilmesi ve sanayi şehirlerimize (İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi) verimli taşınabilmesi de gerekli.

Dünya artık sadece petrol için savaşmıyor. “Temiz Enerji Devrimi” dediğimiz bu yeni dönemde, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri ve elektrikli araç bataryaları için lityum, kobalt, bakır ve nadir toprak elementlerine sahip olanlar jeopolitiğin belirleyicileri olacak.

Çin bu konuda on yıllardır çalışıyor ve dünyada açık ara önde. ABD ve AB Çin’e yetişmeye çalışıyorlar. Biz ise bu alanda hayli geç kaldık. Türkiye, kritik minerallerine dair ilk raporunu ancak Ocak 2025’te hazırlayabildi.

****************************************

Enerjide Bağımlılık Zincirini Kırmak İçin

Eğer elektrik üretiminde tamamen güneş ve rüzgâr ağırlıklı bir modele geçersek, enerjide bağımlılık zincirini önemli ölçüde kırabiliriz.

2025 verilerine göre, elektriğimizin yaklaşık %20-23’ü ithal kömürden, %20-22’si doğal gazdan üretiliyor. Bu iki kalem ithalatı yerli ve yenilenebilir kaynaklarla azaltmak, her yıl dışarıya ödediğimiz milyarlarca dolarlık enerji faturasını ciddi biçimde düşürecektir.

Türkiye için kurtuluş, “enerjide yerli ve milli” söylemini sloganlardan çıkarıp stratejik bir devlet politikasına dönüştürmekten geçiyor:

Enerji, kâr hırsına bırakılamayacak kadar stratejik bir sektördür; yönetim kamu eliyle veya öncülüğü ile milli çıkarlar öncelenerek yapılmalıdır.

Dışarıdan alınan paneller, türbinler ve diğer ekipmanlarla güneş ve rüzgâr enerjisi üretmek ülkemizi bağımlılıktan kurtarmaz. Güneş hücresini, rüzgâr türbinini ve devasa batarya sistemlerini kendi fabrikalarımızda üretmek zorundayız.

Enerji ekipmanlarının yerli imalatı, en az savunma sanayiimiz kadar stratejik bir alandır. Eğer bu ekipmanları milli kaynaklarla üretmezsek, yarın petrol ambargosu yerine “yazılım veya yedek parça ambargosu” ile kuşatılabiliriz.

Kritik Mineraller Savaşı: Rüzgâr türbinlerinden elektrikli araç bataryalarına kadar her şey; lityum, kobalt, bakır, nikel ve nadir toprak elementlerine muhtaçtır. Bu mineraller bakımından umut verici rezervlerimiz var. Ama sadece rezerve sahip olmak yetmiyor; çünkü onları işleme, rafine etme ve ileri teknoloji ürününe dönüştürme becerisine sahip olanlar öne çıkacaktır.

Türkiye’nin öncelikli dersi, enerjinin bir emtiadan ziyade bir teknoloji savaşı olduğunu kavramaktır.

Vakit yitirmeden, enerjiyi bir milli güvenlik ve bağımsızlık konusu olarak, kamu eliyle yönetilen bir “stratejik teknoloji hamlesi” olarak yeniden planlamalıyız.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img