5.8 C
Kocaeli
Çarşamba, Nisan 1, 2026
Ana SayfaDin ve Ahlâk"Ölüm" Derlemesi

“Ölüm” Derlemesi

– Kalkış saati belli olmayacak bir yolculuğa çıkış.

– Gerçeğin başladığı an.

– Önemli olan hayatı bir ölü gibi yaşamamak.

– Yeniden doğuş, gerçek hayat.

– Sınırsız hayatın, sonsuza uzanan çizgisi.

– Her şeyin başlangıcı.

– Hem orada hem burada olabilmek.

– Hayatın bir parçası.

– Yokluk değil, hiçlik değil, ayrılış değil;

– Sevdiklerimize, yakınlarımıza kavuşmaktır.

– Ruhun beden kafesinden kurtulup özgürleşmesi.

– O anda, her taraftan ölüm değil sonsuzluk akıyor.

– Yaşamın anlamının içinde saklı bulunduğu en büyük gizem!

– Birçok şeyin yok olması değil, bir dönüşüme uğraması.

– Sonsuzluklar âlemine açılan ilk perde.

– “Öte”ye geçiş gerçekliği.

– Ruhun Tanrısal kaynağa dönüşü.

– Ruh ile beden arasındaki ayrılık.

– İnsan belki doğacaktır,

Ancak mutlaka ölecek.

– Önemli olan “İnsan” olarak doğmak değil,

“İnsan” olarak ölmesini bilmektir.

– Eğer, “Ölüm” gerçekten “Son” olarak kabul edilecek olunursa,

bu dünyada sürdürdüğümüz yaşamın içinde eylemlerimizle,

düşüncelerimizle oluşturduğumuz tüm kötülüklerin,

yalan yanlış uygulamalarımız, adına günah da desek sevap da desek;

tüm olumlu ve olumsuz sonuçların da noktalanması

ve artık hesabının verilmemesi anlamına gelirdi.

– Doğaldır ki, bu düşünce şekli;

biz insanları; bu dünya üzerinde yaptıklarının yapmadıklarının hesabını vermeyen ve hatta

yorumlamayan bir vahşi topluluk haline sokardı!

– Ölüm, tüm kötülüklerden, olumsuzluklardan kurtulmak ve her türlü iyi, kötü alışkanlıklardan

özgür olmak değil, onları değerlendirme ve yorumlama haline geçiş ânıdır.

– Bu noktada insana huzur sağlayacak, korkusundan, tedirginliğinden kurtaracak şey;

kendisinin yalnız bir bedenden ibaret olmadığı ve bir ruh taşıdığını,

beden ÖLSE de, ruhun sürekliliğinin kaçınılmaz olduğunun

bilincine varması ile kabullenilebilen bir hale gelir.

– Ruh “Ölümsüz” olunca, “Ölümün” her şeyin sonu olmadığı gerçeği;

insanı, yaşamında ister istemez her türlü kötülükten, olumsuzluklardan kaçan,

günah işlemekten çekinen, çevresi ile uyum arayan

bir manevi haz arayışı içine sokar.

– Ölümden ders almak zordur. Çünkü bir defa gelir.

– Ölüm, yaşam için ödünç alınan zamanın tükenmesidir.

– İnsan aslında yaşamak için “ölme”lidir.

Çünkü “ölmek”; yeniden “doğuş” için tek ve değiştirilemez geçiştir.

– Ölüm zenginini de fakirini de güçlüsünü de güçsüzünü de akıllısını da aptalını da

aynı sonuç kaderinin sonsuzluğa doğru yol alan trenine bindirir.

(Hanri Benasuz’un YÛNUS EMRE’sinden derlenmiştir.)

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img