8.8 C
Kocaeli
Salı, Mart 31, 2026
Ana SayfaGüncelÇözüm Sürecinin Aktörleri ve Hedefleri

Çözüm Sürecinin Aktörleri ve Hedefleri

Önceki yazımda Öcalan’ın “umut hakkı” gerekçesiyle tahliye edilmesi ihtimalini değerlendirdim. Yazının sonunda yaptığım şu tespitten devam edelim:

Türk halkının en hassas olduğu konu Öcalan’ın serbest bırakılması ve siyaset yapmasına imkân verilmesidir.”

DEM ve MHP için seçim kazanmak öncelikli değildir. Ancak AKP için ana motivasyon iktidarını korumaktır. Yani Erdoğan’ın yeniden CB adayı olabilmesini sağlamak ve seçim kazanmaktır.

AK Parti, kamu vicdanının bu kadar hassas olduğu bir konuda, seçim atmosferine girmeye aylar kala, somut bir tahliye adımı atarak büyük bir risk almaz. Çünkü Türk seçmeni bu konuyu affetmez.

Muhtemelen 2027’de yapılacak seçimde, Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve CB seçilmesi ile AK Parti’nin meclis aritmetiğini koruması için AKP, DEM Parti’nin desteğini hayati önemde görüyor.

DEM/PKK kanadı Erdoğan’ın bu durumunu hedeflerine varmak için bir fırsat olarak görüyor. Hedefleri Öcalan’ı serbest bıraktırmak, Türkiye’nin anayasal sistemini dış müdahaleye açık hale getirmek ve/veya üniter-milli yapıyı bozmak. “Kürt bölgesini biz, kalan Türkiye’yi hepimiz yönetiriz” hayalini gerçekleştirmek.

Bu ayrılıkçı gruplara ABD’nin cesaret verdiği açık: “ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Terörsüz Türkiye süreci, “Dört büyük ülkedeki Kürtleri bir araya getirmek için bir fırsattır” açıklaması tesadüf değildir. ABD yetkililerinin bu gibi söylemleri, PKK ve türevlerinin “uluslararası konjonktür lehimize” diye düşünmesine yol açıyor.

İlk etapta Irak ve Suriye’de kurulan ve İran’da kurulacak yapılar ile Türkiye içindeki tasarladıkları yapıyı “konfedere” hale getirmek isteyebilirler. Bu, Türkiye’nin bölünmesi veya dış müdahale ile belirlenen bir “çözüm”e zorlanması demektir. İsrail açısından ise güvenliğini tahkim eden bir garnizon devletin kurulması anlamına gelir.

İçerideki anayasa tartışmalarını dış beyanlardan bağımsız düşünmek saflık olur.

Türkiye’deki bazı “görevli” siyasilerin, bu dış projeyi “Türkiye’nin bekası için en iyi yol bu” diyerek pazarlaması, istihbarat terminolojisinde tipik bir yönlendirme (manipülasyon) faaliyetidir.

Eğer süreç “dört parçalı Kürdistan” haritasını gerçekleştirmek için yürütülüyorsa bu Türkiye’nin, Sevr şartlarını dayatan bir kuşatma altına girdiğini gösterir. Süreçte görevli siyasi aktörlerin bu tehlikeli kuşatmaya rehberlik etmesi üzücüdür.

*********************************

Öcalan’ın Tahliyesi Kritik Eşiktir

Türklerin tarihi, “vatanın tehlikede olduğu” algısı kitleselleştiği anda tüm “gaflet, dalalet veya ihanet” boyutlu yönlendirmelerin işe yaramadığını defalarca göstermiştir.

Ancak bu kez operasyon “yerli, milli, milliyetçi” formalılar ve “hukuki kılıflarla” yürütülerek, halkın bu tehlikeyi teşhis etme süresi bilinçli olarak uzatılmaya çalışılıyor.

Medya gücüyle “alıştırma” süreçleri (Öcalan’ın mektuplarının okunması, Milletvekillerinin İmralı ziyaretleri, TRT’ye çıkarılan figürler, Meclis Öcalan komisyonunun raporu, PKK/DEM’lilerin “Newroz” kutlamaları vb.) bir yere kadar başarılı. Sosyal mühendislik anestezisi sayesinde şimdilik kitlesel bir tepki oluşmuyor.

Ancak halkın hafızasındaki “şehitler” ve “terör” acısı manipülasyonla tam olarak silinemiyor.

Refleksin eyleme dönüşmesi için genellikle “sembolik bir olay” veya “ekonomik bir çöküşle birleşen milli gurur kırılması” gerekir. Böyle bir “kritik eşik” varsa ve o aşılırsa ne olur?

Barrack’ın işaret ettiği o harita değişikliği kâğıttan çıkıp somut bir anayasa maddesine veya Öcalan’ın fiili tahliyesine dönüştüğü an, o “sinir uçları” müthiş bir toplumsal tepkiyi tetikleyebilir.

Bu yüzden ben seçim öncesi “Umut Hakkı”nın bir yasal düzenleme olarak Meclis’ten geçirileceğini ancak tahliye kararının seçim sonrasına bırakılabileceğini düşünüyorum.

Bu durumda iktidar hem DEM oylarını alma imkânı kazanır hem de milliyetçi tabanı “Öcalan’ı tahliye etmedik, etmeyeceğiz, sadece Avrupa standartlarına uyduk” diyerek ikna etmeyi deneyebilir.

Geçici bir formül olarak, Öcalan’a tahliye kararı verilmeden İmralı’da yapılan eve nakledilip burayı bir çalışma ofisi olarak kullanılmasına imkân sağlanacağı yani fiili tahliye ve siyaset yapma imkânı verilebileceği de söyleniyor.

*********************************

Süreci Yürütenler İleride Yargılanabilir Mi?

Bir kısım hukukçuların vurguladığı üzere; bir terör örgütü liderinin “barış elçisi”, “önder” veya “siyasi muhatap” olarak nitelenmesi suçtur. “Kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla suç işlediği belirlenen bir kişinin veya işlenmiş bir suçun alenen övülmesi” TCK 215 (Suçu ve Suçluyu Övme) ve TMK 7/2 (Örgüt Propagandası) kapsamına girer.

Mevcut iktidar bu riski, yapılan açıklamaları “devletin bekası için bir güvenlik politikası” kılıfıyla yönetiyor.

İktidar değişirse bugünkü “devlet stratejisi” açıklamaları, “terör örgütünün meşrulaştırılması” ve “yargı kararlarının (Öcalan’ın mahkûmiyet kararının) etkisizleştirilmesi” olarak iddianamelere girebilir.

“Terör örgütü ile irtibatını kesmemiş ve pişman olmadığını” beyan eden örgüt liderine “umut hakkı” verilmesi “terör örgütü üyeliği” ile suçlanmaya sebep olabilir.

İlk çözüm sürecinde de (2013-2015) bu konu tartışılmıştı. Öcalan, görüşme heyetlerine bizzat: “Yarın bu süreç biterse hepiniz vatana ihanetten yargılanırsınız, yasal güvence isteyin” demişti.

Bunun üzerine 2014’te çıkarılan bir kanunla sürece katılan kamu görevlilerine ve siyasilere “hukuki zırh” sağlandı.

Buna rağmen süreç bittikten sonra, Sırrı Süreyya Önder ve diğerleri, o dönemdeki konuşmaları nedeniyle yargılandılar, hapis yattılar. Yani özel kanun bile Türkiye’de mutlak bir koruma sağlamıyor, çünkü yeni gelen irade “bu kanun anayasaya aykırıydı” veya “kanun kapsamı aşıldı” diyebilir.

“Umut Hakkı” adı altında Öcalan’ı tahliye etmek ve O’nun istediği anayasal ve yasal değişiklikleri yapmak süreci yönetenler için tarihi bir kumardır.

Anayasanın 3. Maddesindeki, “Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağının değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği” hükmüne rağmen “Üniter yapıyı bozma” söz konusu olursa bu “hukuki bir darbe” olarak nitelendirilebilir.

Eğer bir siyasi heyet veya hükümet, Öcalan ile anayasal bir statü (özerklik, yerel yönetimlere egemenlik devri vb.) pazarlığı yaparsa ileride “terör örgütü ile iştirak halinde anayasal düzeni değiştirmek” suçunun faili haline gelirler.

Tabii bu şekilde bir yargı yolunun açılması iktidar değişimine ve milliyetçi/ulusalcı bir iktidarın gelmesine bağlıdır.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img