10.9 C
Kocaeli
Perşembe, Mart 26, 2026
Ana SayfaGüncelÖcalan’a Verilen Cezanın Gerekçesi ve Umut Hakkı

Öcalan’a Verilen Cezanın Gerekçesi ve Umut Hakkı

29 Haziran 1999’da Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), İmralı Adası’nda görülen dava sonucunda, Abdullah Öcalan’a İDAM cezası verdi. Daha sonra yasal değişikliklerle idam kaldırıldığından, ceza “ağırlaştırılmış müebbet hapis” olarak güncellendi.

Mahkeme, Öcalan’ı eski Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı TCK) 125. maddesi uyarınca suçlu bulmuştu. Bu madde “vatana ihanet” ve “devletin birliğini bozma” suçlarını kapsıyordu:

“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymaya veya devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmaya veya devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezası ile cezalandırılır.”

Mahkemenin gerekçesinde şu temel noktalar öne çıkarılmıştır:

Örgüt Liderliği: Sanığın PKK’nın kurucusu ve tek karar vericisi olduğu, örgütün tüm silahlı eylemlerinin sanığın emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

Bağımsız Devlet Amacı: PKK’nın amacının, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmını ayırarak ayrı bir devlet kurmak olduğu ve bu amacın TCK 125 kapsamında “devletin birliğini bozmaya yönelik” olduğu vurgulanmıştır.

Eylemlerin Vahameti: Kararda, 1984’ten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleştirilen binlerce silahlı saldırı, baskın ve katliam (sivil, asker, polis ölümleri) tek tek listelenmiş; bu eylemlerin vahametinin anayasal düzeni tehdit eder boyutta olduğu ifade edilmiştir.

*********************************

Avrupa’da Umut Hakkından Tahliye Olan Mahkûm Yok

AİHM, 18 Mart 2014 tarihli, “Öcalan-2 Kararı” ile “Umut Hakkı” olmalı dedi.

Mahkeme, bir hükümlünün ömrünün sonuna kadar hiçbir şekilde tahliye edilme ihtimali olmaksızın (şartlı salıverilme imkânı tanınmadan) hapiste tutulmasını AİHS’nin 3. maddesine (işkence ve kötü muamele yasağı) aykırı buluyor. Hukuken buna “umut hakkı” deniyor.

Peki, bu konuda AİHM’nin Öcalan ile mukayese edilebilecek başka mahkûmlar hakkında benzer kararları var mıydı?

İngiltere’de 2013’te “asla çıkamaz” kaydıyla mahkûm edilmiş 3 seri katil hakkında AİHM hak ihlali kararı verdi. 2017’de evlerine girerek bir ailenin üç ferdini vahşice öldürmüş ve tecavüz suçunu işlemiş bir mahkûm için benzer bir karar verdi.

“Suç ne kadar vahşi olursa olsun, cezanın ömür boyu ‘gözden geçirilmez’ olması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır” dedi. Ancak Birleşik Krallık, İçişleri Bakanlığı’nın “istisnai durumlarda tahliye yetkisi” olduğunu belirterek yasasını savundu ve AİHM sonunda bu mekanizmayı (kâğıt üzerinde de olsa) yeterli buldu.

Bunun gibi birkaç örnek daha var. Ama bu örneklerin hepsi vahşice bireysel cinayetler işlemiş mahkumlara ait.

Öcalan gibi “devletin birliğine karşı, on binlerce kişinin ölümüne yol açan organize bir terör faaliyeti” kapsamında olan bir örnek yok.

AİHM bu kararlarında, devletlere “bu kişiyi serbest bırakın” demiyor. “Bu kişinin durumunu, örneğin 25 yıl sonra, hâlâ tehlikeli olup olmadığını değerlendirecek bir mekanizma/kurul kurun” diyor.

Sonuçta İngiltere, Norveç, Almanya, İtalya, Macaristan, Litvanya gibi ülkelerdeki AİHM’nin “umut hakkı verilmeli” dediği mahkumların hiçbiri hakkında tahliye kararı verilmedi. Gözden geçirmelerde, “toplum için tehlike devam ediyor” denildi ve mahkumlar tahliye edilmediler. Hepsi de ömür boyu hapis cezasını çekti/ çekmekteler.

Yani AİHM’nin istediği ölçütlere göre umut hakkının verilmesi uygulamada mahkûmun tahliyesini sağlamıyor.

*********************************

Öcalan Tahliye Edilir mi?

Madem uygulamada “umut hakkı verilmesi tahliyeyi sağlamıyor”, neden Öcalan/DEM ve Devlet Bahçeli/MHP “umut hakkı” konusunda ısrarcı? Ve bizler neden bu yasal değişiklikten endişeliyiz?

Diyelim ki Türkiye’de yasal değişiklik yapıldı ve psikologlar, toplum güvenliği uzmanları ve hukukçulardan oluşan bir “gözden geçirme kurulu” oluşturuldu.

Bu kurul ne yapacak? Mahkûmun pişmanlık duyup duymadığı, örgütle bağının devam edip etmediği ve serbest kalması halinde toplum için bir tehdit oluşturup oluşturmayacağını raporlar.

Öcalan’ın pişmanlık duymadığı, örgütle bağının devam ettiği açık değil mi? Hatta bu ilişki devam ettiği için, O’nun talimatıyla “keleş kebabı” denilen silah yakma tiyatrosu oynanmadı mı? Öcalan serbest kalır tekrar örgütün başına geçerse daha büyük tehlike oluşturacağı bir vehim mi?

“Normal şartlar altında” Öcalan’a umut hakkı kapsamında tahliye kararı verilemez. O halde boşuna mı endişeleniyoruz?

Endişemizin kaynağı bir vehim değil. Çünkü siyasi iradenin “Terörsüz Türkiye” veya “2. çözüm süreci” diyerek yapmaya çalıştığı şey, Öcalan’ın liderliğinde ayrılıkçı Kürtlerin taleplerine uygun şekilde, Türkiye’nin milli üniter yapısını değiştirecek adımlar atmak olduğu anlaşılıyor. Umut hakkı konusunda da Öcalan’la bir mutabakat söz konusu olmalı.

Bu durumda iktidarın ayağına TBMM komisyon üyelerini gönderdiği, “örgütün kurucu önderi” diye övdüğü bu cani mahkûm için oluşturulacak kurul objektif tespit yapabilir mi?

Erdoğan/ Bahçeli ikilisinin iktidarında, “tehlike devam ediyor” gerekçesiyle Öcalan’ın mahkumiyetinin ömür boyu sürdürülmesi mümkün olabilir mi?

Yani AİHM’in umut hakkı kapsamında değerlendirdiği mahkumlardan tahliye edilen tek örneğin Öcalan’ın olması ihtimali büyüktür.

*********************************

Seçimden Önce Cesaret Edemezler

Türk halkının en hassas olduğu konu Öcalan’ın serbest bırakılması ve siyaset yapmasına imkân verilmesidir. Bu yüzden diğer ülkelerde “gözden geçirme” mekanizmaları göstermelik kaldığı halde Türkiye’de bu sosyal gerilim ve hatta çatışmalara sebep olabilir.

Ben şimdilik, bu radikal kararı alabilecek cesaret ve ihanet seviyesinde siyasi güç göremiyorum. (DEM gücü yetse yapar ama diğerleri yapamaz.)

Bana göre, Öcalan’ı serbest bıraktıracak “hukuki kılıf” (umut hakkı yasası), toplumsal öfkeyi dindirmez, tam tersine fitili ateşleyen asıl unsur olur.

Önümüzdeki sene seçim atmosferine girileceği anlaşılıyor. “Görevli olan” siyasiler seçilme kaygısı taşımayabilir. Ama kanaatimce AKP böyle bir değişimi yaparak, asla seçime girmek istemez, çünkü Türk seçmeni bu konuyu affetmez.

Muhtemelen R.T. Erdoğan -DEM oylarıyla- tekrar aday olup seçilmek için seçimden sonrasına söz verebilir.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img