6.6 C
Kocaeli
Çarşamba, Şubat 25, 2026
Ana SayfaGüncelBir Vefa Örneği, Ümran Hoca

Bir Vefa Örneği, Ümran Hoca

“Allah, kimseyi açlıkla imtihan etmesin.” dendiğinde aklımıza nedense öncelikle midemiz gelir. Başka açlık türleri de var: Sevme, sevilme, vefa, değer görme, güvende olma gibi…

Ramazan ayı içindeyiz. Mide açlığının öneminden, verdiği terbiyeden bahsediyor işin uzmanları. Buna itiraz yok. Peki, sevmeye, sevilmeye, beğenilmeye, güven içinde olmaya … açlık derecesinde ihtiyacı olanları ne yapacağız? Bu tür açlıkları çekenler için dernekler kurulup kampanyalar düzenlenecek mi?

Geçtiğimiz günlerde bir yazılı mesaj aldım. Aynı mesaj grubu içinde olduğumuzu öğreniyorum kendisinden. “Hocam, siz beni hatırlar mısınız bilmem.” diye başlamış, mesajına, özetle, şunları yazmış: “Türkçe derslerimize siz girdiniz, sizin sayenizde yaptığım Türkçe netlerimle Marmara Edebiyata girmek nasip oldu, Kadir Durgun ismi biz öğrenciler arasında bir marka idi, bir dershane hocasından daha öte bir şahsiyetti; bizimle şakalaşan, halimizi soran hem tebriki hem tenkidini sevgiyle yapan bir isimdi. Şimdi yazılarınızı okurken 35 yıl öncesine gidiyorum, aynı samimiyetinizi aynı heyecanınızı tekraren hissediyorum, Rabbime şükürler olsun ki sizin gibi, öğrencilerinin kalplerine sadece dokunan değil, istikballerine mühür vuran güzel öğretmenlerle biz gariplerin yollarını kesiştirdi. Hürmetlerimle, ellerinizden öperim.” (Talebeniz, Ümran Ay)

Ümran’dan sosyal profili hakkında da bilgi istedim: “Kıymetli hocam öncelikle vefasızlığım için nasıl özür dilerim, bilemiyorum. Aslında WhatsApp grubunda ilk yazınızı okuduğumda sizi aramak istedim ama; cesaret edemedim. Siz, Türkçeye olan sevgimi daha da artırdınız, Marmara Edebiyatı 92-96 arası okudum, yüksek lisans ve doktorayı da aynı bölümde tamamladım. Öğretmenlik yaptım. 2012’den beri Marmara’da aynı bölümde öğretim üyesiyim.”

Bu yazışmanın bitiminde Ümran’ın Marmara Üniversitesi Eski Türk Edebiyatı Profesörü unvanıyla görev yaptığını sosyal medyadan öğrendim ve onun birkaç dersini dinledim. Kulağı geçen boynuz misali, kendisini tebrik etme sorumluluğumu yerine getirdim.

Her borcun, kendi cinsinden bir değerle ödenmesi makbuldür. İnanıyorum ki Ümran Hoca da öğrencilerine rol model olarak borcunu ödüyordur.

İşte vefa tam da burada anlam kazanıyor: Borcunu bilmek, borcunu ödemek; emek sahiplerini unutmamak, unutturmamak. Mide merkezli açlığın zihinlere kazındığı bir dönemde bizi insan yapan değerlerdeki açlığımızı canlı tutmak ve bu açlığımızı giderecek yol ve yöntemler icat etmek. Vefa, insanın kendi geçmişine gösterdiği saygıdır. Değerbilirlik ise kendi başarısındaki payını küçültüp başkasının emeğini büyütebilmektir. Bu iki haslet kaybolduğunda toplum, çözülür; güçlenmek yerine kabalaşır.

Bugün hepimize düşen bir görev var: Hayatımızda iz bırakanları hatırlamak. Bir öğretmeni, bir büyüğü, bir dostu… Telefonu elimize alıp “Hakkınız var” diyebilmek. İnanın, o cümle sadece karşı tarafı değil, insanın kendi vicdanını da onarır. Çünkü vefa, geçmişe yazılmış bir teşekkür değil; insanın karakterine atılmış bir imzadır.

Yorulan bedenler, dinlenme; acıkan mideler, yeme; yalnız insanlar, dost; marifet sahipleri, iltifat açlığı çeker. Açlık, ihtiyacın giderilmesiyle yok edilir. Çocukların sevgiye, ilgiye; yaşlıların vefaya, değerbilirliğe; vatandaşların, sözüne güvenilir siyasetçiye ve emin beldelere ihtiyacı vardır.

Duygusal açlıkların, mide açlığı kadar önemsenmediğini görüyorum. Sofralar kuruluyor, ikramlar yapılıyor, fitre ve zekât dağıtılıyor, hükümet emeklilere ikramiye veriyor. Buna Ramazan bereketi veya sevinci deniyor. Bilinmiyor ki mana yönüyle tokluğa ulaşmayan hiçbir kişiyi madden doyurmak mümkün değildir. Kanaat yoksa fakirlik, bitmez; emniyet yoksa korku, bitmez; vefa yoksa yalnızlık, bitmez.

Ramazan iklimi, herkesi ihtiyacına göre kuşatmalı. Açlara ekmek, fakirlere destek gerek. Evsizlere ev, yurtsuzlara yurt gerek. Yaşlılara hürmet, çocuklara sevgi; ustalara kıymet, öğretmenlere vefa gerek.

Hayat, bir toprak; ne ekersen onu biçiyorsun, neyi gösterirsen aynada onu görüyorsun. Her ektiğin bir şekilde karşına sürpriz olarak çıkıyor. Bugün Ümran Hoca, yarın bir başkası. Görüntüsü yarın aynasında güzel çıkmasını isteyenler, güzel işler yapmalı. Kişi kendisiyle övünmeli, torunları onunla övünç duymalı. Herkesin, birbiriyle övündüğü bir toplum inşa etmek, varlık nedenimiz olmalı.

Somut ve soyut her türlü açlığın giderilmesi gereken Ramazan’da esen meltem, ülkemiz ve insanlık için on iki ayın iklimi olmalı.

Son durağımız kara toprağın bağrına yatmadan…

Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img