11.8 C
Kocaeli
Pazartesi, Şubat 16, 2026
Ana SayfaGüncelKahire Trafiğine Bir Yerbilimcinin Gözünden Bakmak; Faylardan Yollara Uzanan Bir Kompleks Sistem...

Kahire Trafiğine Bir Yerbilimcinin Gözünden Bakmak; Faylardan Yollara Uzanan Bir Kompleks Sistem Hikâyesi

Kahire’ye indiğimde zihnimde klasik büyük şehir sorusu vardı: “Trafik ne kadar kötü olacak?”

Türkiye’de yaşayan biri için bu sorunun karşılığı nettir. Zaman zaman bir kavşakta tek bir sinyal döngüsünü geçebilmek için dakikalarca bekler, toplamda saatleri bulan dur-kalk yolculukları yaşarız. Bu nedenle Kahire gibi 20 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık metropollerinden birinde karşılaşacağım tabloyu tahmin ettiğimi sanıyordum.

Yanılmışım.

İlk dikkatimi çeken şey şuydu: Trafik yoğundu ama durmuyordu. Araçlar milimetrik boşluklarla ilerliyor, şerit kavramı akışkan bir geometriye dönüşüyor, korna sesleri bir gürültü olmaktan çok bir iletişim biçimi gibi işliyordu. Dışarıdan bakıldığında düzensiz görünen bu sistemin içinde, şaşırtıcı biçimde sürekliliği olan bir hareket vardı.

Bu aslında bir yerbilimci için tanıdık bir manzaraydı; bu bir trafik değil, bir kompleks sistemdi. Fizikte granüler akış; kum, çakıl ya da yoğun insan kalabalıkları gibi çok sayıda parçacıktan oluşan sistemlerin birlikte akış göstermesini tanımlar.

Kahire trafiğinde: her araç bir parçacık, araçlar arası boşluk porozite, korna ise parçacıklar arası etkileşim sinyali gibi davranır. Sistem merkezi bir kontrolle değil, tamamen yerel etkileşimlerle çalışır. Her sürücü yalnızca çevresindeki birkaç aracın hızını ve konumunu okuyarak karar verir. Buna rağmen makro ölçekte kesintisiz bir akış ortaya çıkar. Bu, kompleks sistemlerin en temel özelliğidir: yerel kurallar → küresel düzen.

Deprem fiziğinde iki temel hareket biçimi vardır. Birincisi stick–slip davranışıdır. Fay kilitlenir, enerji birikir ve ani bir kırılmayla boşalır. Türkiye’de alışık olduğumuz trafik tam olarak böyledir: uzun beklemeler ve kısa süreli hızlanmalar.

İkincisi ise asismik sürünmedir. Enerji birikmeden sistem sürekli küçük adımlarla hareket eder. Kahire trafiği bu ikinci tipe şaşırtıcı derecede benzer: hız düşüktür, yoğunluk yüksektir, fakat hareket süreklidir. Bu nedenle ortalama hız düşük olsa bile toplam yolculuk süresi kısalır.

Deprem sürülerinde (fırtınalarında) merkezi bir ana şok yoktur. Olaylar birbirleriyle etkileşerek uzay ve zaman içinde göç eder. Sistem, dışarıdan bakıldığında karmaşık görünür; ancak aslında yerel etkileşimlerin oluşturduğu bir organizasyona sahiptir. Kahire trafiği de aynı prensiple çalışır: merkezi kontrol yok, sürekli karşılıklı uyum var, kendiliğinden organize olan bir akış var. Bu nedenle şerit çizgilerinin yokluğu düzensizlik değil, esneklik sağlar.

Peki bu durum neden kaos gibi algılanır? Çünkü düzeni genellikle şu şekilde tanımlarız: sabit sınırlar, kesin kurallar, sessizlik. Oysa burada düzen: akışkan sınırlar, adaptif öncelik, sürekli iletişim üzerine kuruludur. Bu, mühendislikten çok doğaya yakın bir organizasyon biçimidir.

İnsan beyni için hareket etmek ilerleme anlamına gelir. Saatlerce beklenen bir trafik, kısa süreli ama sürekli hareket eden bir akıştan çok daha yorucudur. Kahire’de sistemin psikolojik olarak “rahat” hissedilmesinin nedeni budur. Yoğun Kahire trafiği: granüler akış, doğrusal olmayan dinamikler, kendiliğinden organize olan kritik sistemler, sürü davranışı gibi fizik kavramlarının gerçek ölçekli bir laboratuvarıdır.

Bir yerbilimci için bu manzara şaşırtıcı değildir. Çünkü fay zonlarında, deprem sürülerinde ve kabuk içi deformasyonda gördüğümüz kolektif davranışın aynısı burada, bir metropolün yollarında ortaya çıkar.

Kahire trafiği bize önemli bir şey öğretir: Bir sistemin düzenli olması için katı kurallara ihtiyacı yoktur. Bazen esneklik, kilitlenmeyi önler. Sürekli küçük hareketler, büyük duruşlardan daha verimlidir.

Faylardan şehirlere kadar doğanın birçok yerinde aynı fizik çalışır. Ve bazen bir yerbilimci için en ilginç laboratuvar, bir metropolün akşam trafiği olur.

Seçtiklerimiz

spot_img