14.4 C
Kocaeli
Salı, Ocak 27, 2026
Ana SayfaGüncelZor Zamanların Karıncası Olmak

Zor Zamanların Karıncası Olmak

Zordur, kritik zamanlarda elindeki gücü yerli yerinde kullanabilmek. Silah, askerin; strateji, siyasetçinin; gazete, medyanın; kalem, kanaat önderlerinin enstrümanıdır. Sabır ve güven de halkın ihtiyacı olan en değerli araçtır. Bu araçları akıllıca kullanan ülkeler mamur, kullanamayan ülkeler de başkalarına payanda veya paryası olmaya mahkûmdurlar.

Zor zamanlardan geçiyoruz, hiç huzurlu zamanımız olmadı ki, diyebilirsiniz. İçeride ve ülkemizin yeni jeopolitiği için dışarıda siyaset yapanların samimi gayretlerine şahidim, hayranım. Yönetilenler olarak bize düşen, bu samimiyete inanmak, destek vermek olmalı.

Sosyal medya, çağımızın önemli mecrası. Savaşlar bu mecrada başlatılıyor, bitiriliyor. İsterseniz bir barış zeminine isterseniz bir arenaya çevirebilirsiniz bu mecrayı.

Türk siyasetinin bir cephesinin değişik mevzilerinde agresif siyaseti kılcallarına kadar yudumlayan bir arkadaşımız Suriye Devlet Başkanı El Şara’nın babası Hüseyin El Şara’ya ait olduğunu iddia ettiği bir paylaşımda bulunmuş: “Ben Arap milliyetçisiyim. Adana, Mardin, Urfa Arap toprağıdır.” demiş Ahmet El Şara’nın babası. Aynı zamanda emekli öğretmen olan bu arkadaşımız: “Ne kadar it kopuk varsa bizim coğrafyamıza göz dikmiş. Türkleri tanıyacak kadar tarih bilgisinden yoksun ot kafalılar. Alırsınız ü… irini.” cümleleriyle de yorum ilave etmiş.

Bir tepki oluştu içimde. Baktım, yorum yapanlar da tepki göstermişler paylaşım dolayısıyla. Bu söz, ne kadar doğru, nerede ve ne zaman söylenmiş? Şayet söylendiyse söyleyenin özgül ağırlığı ne? Bilgi kirliliğinin oldukça yüksek olduğu bir zaman ve zeminde böyle bir sözü paylaşmak ve bunun doğruluğuna inanmak fayda-zarar açısından baktığımızda ne kadar faydalı? Kim, kimin oyununa geliyor veya maşası oluyor da bunun farkına varmıyor? Vatanseverlik hassasiyeti böyle mi olmalıdır? Kaş yapayım derken göz çıkarmak, olacak şeyi olmaz hale getirmek, usul bilmezliğin neticesi değil midir?

Rabb’imizin, Hucurat suresi 6. ayetindeki “Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” buyruğunu, yine Bakara, suresi 191. ayetteki “Fitne, öldürmekten beterdir.” uyarısını hatırladım.

Tarihi sorumluluğumuz bulunan topraklarda, her zamankinden daha fazla huzura, sükuna, birlik ve dirliğe ihtiyaç var. Birliğimizi bozacak, her türlü fitneden kaçınmak, yapanlara engel olmak, inanmış her insanın, geçmişine ve geleceğine karşı borcudur.

Siyonist güçler, atalarının sapkın direktiflerini hayata geçirmek uğruna, kendilerine destek olmayan veya engel olan her ülke ve düşünceye karşı amansız savaş içindeler. Silah, dezenformasyon, iftira, kirli ittifak, provokatörlük, şantaj, tehdit, haydutluk, ajanlık gibi akla gelen veya gelmeyen bütün kirli yol ve yöntemleri, en aşağılık biçimiyle kullanıyor. Ne Adalet Divanı ne Birleşmiş Milletler, bu yanlış gidişata söz geçirebiliyor. Dünya, eşkıyanın hükümferma olduğu gezegenin adı.

 Sapla samanın karıştığı, karanlıkların aydınlanma sancısı çektiği bulanık zamanlarda ağızdan çıkan her sözün, kalemimizin yazdığı her kelimenin, karar haline getirdiğimiz her hükmün domino etkisiyle bumerang gibi bir gün bize döneceğini bilmek durumundayız. Hiçbir siyasi anlayış, dogmatik kaygı, ideolojik öğreti yapacağımız hataları temize çıkaramaz. Tarih, bize zamanı, mekânı, olayları, olguları doğru okuma, yorumlama, buna göre karar verip hareket etme görevi vermiştir. Bilinçten azade bir tarih bilgisi, bizi sadece malumatfuruş yapar. Gerisi angarya!   De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer suresi 9. ayet)

Dünya bir yangın yeri. Yangında yanan belli, yakan belli. Firavun rolündeki Siyonist ahlak ve işbirlikçileri, İbrahim rolündeki mazlumları, Müslümanları yakıyor. Rivayete göre bir de karınca ve kertenkele var. Kertenkele ateşi harlıyor, alevi büyütüyor; karınca ateşi söndürmek için ağzında su taşıyor. Kertenkele ne ateşi büyütebilir, karınca ne ateşi söndürebilir. Her ikisinin de durduğu yer önemli, tuttuğu taraf önemli. Zalimden yana mısın, mazlumdan yana mısın?

İbrahim misali atılacağımız ateşe tahammül edip sınavı geçeceğimizden emin değilim. Firavunlaşmak, iki dünyayı da kaybetmektir. Duygusal nedenlerle kertenkele durumuna düşme tehlikesi göz ardı edilmemeli. Kertenkele rolünü bilerek, bilmeyerek veya duyarsızlık nedeniyle oynayanları görmüyor değiliz.

İbrahim’in ateşine su damlası taşıyan karıncaya selam olsun!

Seçtiklerimiz

spot_img