“Yahya Kemal Beyatlı şiirlerinin bestelenmesinden pek hoşnut olmazdı” diye anlatılır. Çünkü
O şiirlerinin güzelliği ve ahengindeki yüksek seviyeyi iyi biliyordu.
Muhtemelen hissettiği duyguyu yansıtmayan bir melodi giydirilmesiyle şiirinin
bir artı değer kazanmayacağını düşünüyordu.
Mesela “dâhî” bir bestekâr ve önemli bir
hanende olan Münir Nurettin
Selçuk, Yahya
Kemal’in bazı şiirlerini bestelemiştir. Yahya Kemal, Münir Nurettin sevdiği bir
dostu olmasına rağmen, bu bestelere karşı “şiirlerimi ne hale soktu?”
diye tepki verirmiş. Musiki meclislerinde hangi eseri dinlemek istediği
sorulduğunda “yeter ki benim şiirlerimden bestelenmiş olmasın”
dermiş.
*********************************************
Deniz Faciasının İlhamıyla Muhteşem Beste
1953 tarihinde Çanakkale Nara burnunda İsveç
bandıralı bir gemiyle çarpışan Dumlupınar denizaltımız 81 denizcimize
mezar olur. Yaşanan faciayı ve şehitlerin “vatan sağ olsun” diye
biten son sözlerini anlatan haberi radyodan dinleyen (dede) Süleyman Erguner çok etkilenir.
O gece Yahya Kemal’in “Ömrün Şu
biten neşvesi tam olsun erenler” mısraıyla başlayıp, “Evvel giden ahbaba selam olsun erenler” diye biten şiirini Uşşak makamında besteler.
Yahya Kemal’e “sizin şiirinizi Süleyman Erguner
besteledi” haberini verenlere ünlü şairin tepkisi şu
olmuş: “Eyvah, bunu bana Süleyman da mı yaptı?“
Fakat daha sonra bu besteyi dinleyen Yahya Kemal eseri çok beğenmiş “işte böyle olur”
diyerek Süleyman
Erguner’i kucaklayarak tebrik etmiş.
Yahya Kemal şiirlerinden yapılmış bestelerden sadece
ikisini takdir edermiş. Diğer eser de Selahattin
Pınar‘ın bestesi olan Bayâtî makamındaki “Kalbim yine
üzgün seni andım da derinden” şarkısı imiş.
*********************************************
Neyzen Süleyman Erguner ve Bestekâr Amir Ateş
Şarkıların ve sözlerinin hikâyesini bilerek dinlemek veya
söylemek onlardan çok farklı lezzetler algılanmasına sebep oluyor. Hele de bu
hikâyeleri birinci elden dinleme imkânı bulmuş iseniz. Yukarıda anlattıklarımı
ney virtüözü (torun) Süleyman
Erguner ve Udî Dr. Fatih Borlu eşliğinde, büyük bestekâr, hanende Amir Ateş ile ikili olarak şarkı ve ilahi
söylemek bahtiyarlığına kavuştuğumuz bir dost meclisinde öğrendim. Bizi misafir
eden Şair Aynur Saydam Hanımefendinin Boğaz’daki konağında bu iki
değerli sanatçımızdan dinlediklerimden naklediyorum.
O Amir Ateş ki Türkiye’nin yaşayan en büyük
bestekârlarından. “Seni ben unutmak istemedim ki”, “Bir
kızıl goncaya benzer dudağın”, “Ben seni unutmak için sevmedim” ve daha birçok (800’e yakın) bestelediği
güzel şarkıları ve
ilahileriyle musikimizde
önemli yeri olan bir sanatçı. Aynı zamanda hanende, mevlithan ve Üsküdar Musiki
Cemiyeti’nde Hoca ve Yönetim Kurulu Başkanı.
Dost meclisine bir de ney virtüözü (aynı zamanda TRT Müzik
Dairesi Başkanı, koro şefi, araştırmacı yazar) torun Süleyman Erguner de dâhil olunca sözün sanata ve sanatçıya
devri kaçınılmazdı.
*********************************************
Girift
(Torun) Süleyman Erguner, Giriftzen Asım Bey adlı büyük bestekârdan sonra kimsenin
ilgilenmediği bir Türk enstrümanı olan “girift“i
tekrar kültürümüze kazandırmış.
“Görünüş olarak ney’e benzemekle beraber neyden oldukça
farklı bir yapısı ve boğuk tatlı bir sesi olan” bu saz üzerine çok ciddi
çalışmalar yapmış.
Bugüne kadar hiçbir ses kaydı bulunmayan bu sazın yapımı
ve icrasını öğrenmiş. “Girift” icrasıyla, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından yayınlanan “Girift”
adlı albümünü çıkarmış.
Bu albümü ve açıklayıcı bilgileri “en tepedeki iki
devlet yöneticimize” göndermiş. Ama bir kuru teşekkür
yazısı dahi gelmemiş.
“Maalesef bu dönemde gerçek sanatçılara iltifat ve
alaka yok.” Mesela Azerbaycan’da
olsa, bu hizmetleri yapan virtüöz bir sanatçının heykeli dikilir, müthiş
ödüller verilirdi.
*********************************************
Amir Ateş’ten “YUNUS” İlahisi
Bir dernek Yunus Emre üzerine yazılmış şiirlerden yeni
bestelenmiş ilahi yarışması hazırlamış. Hoca kendisine gelen mektubu masasında
unutmuş. Kendisine son gün hatırlatılınca, Hoca elinin altında bulunan Bekir Sıtkı Erdoğan‘ın şiir
kitabına göz atmış.
Hikâyenin devamını Amir Hoca’dan dinleyelim: “İçimde
bir dertli bülbül, Öter Yunus Yunus diye başlayan şiiri seçtim. O gece hicaz makamında besteyi yaptım. Yarışma
kuralı gereğince isim yazmadan bir rumuzla notaya aldım. Sabah dernek binasının
önünde arabayla durduk. Doç. Dr. Emin
Işık notayı
alarak dernek binasına çıktı. ‘Kimse olmadığı için kapı altından kâğıdı içeri
attığını’ söyledi.”
Bu olayı neredeyse unuttukları bir zamanda, bazı
arkadaşları Amir Hoca’ya “Ahmet Özhan ‘Yunus’ diye bir ilahi albümü çıkardı,
sizin eserinize benziyor” demişler.
Amir Hoca hemen telefona sarılarak “Ahmet çiğim çok güzel bir
ilahi okumuşsun, tebrik ederim” demiş.
Ahmet Özhan, “70-80 senelik olduğunu tahmin ettiğin çok
güzel bir eser elime geçti. Ağabey darılma sen de bestekârsın ama her kimse
adam çok harika bir beste yapmış” cevabını vermiş.
Bunun üzerine Amir Hoca’nın “Bekir Sıtkı Erdoğan’ın
yaşı 60 civarında. Şaire haksızlık yapma” şeklindeki cevabı ve takiben
bestenin de Hoca’ya ait olduğunu öğrenen Ahmet Özhan çok çok özür dilemiş.
****
NOT: Akıl ve gönül zenginliğinden uzak
tartışmalarla gerginiz. Sanat ve estetikten mahrum ruhlarımızın nefes alabileceği
bir pencere açabilmek için 2012’de yazdığım bir yazımı kısaltarak yeniden
paylaştım.