18.8 C
Kocaeli
Pazar, Ağustos 30, 2026
Ana SayfaGüncel30 Ağustos

30 Ağustos

Dünya tarihinde bazı zaferler bir savaşın seyrini değiştirirken, bazıları ise bir milletin kendisi hakkındaki hükmünü değiştirir. 30 Ağustos Zaferi ise ikinci türden bir zaferdir.

Çünkü bir milletin yenilgisi yalnızca ordularının yenilmesiyle açıklanamaz. Bir millet ne zaman gerçekten yenilmiş sayılır? Orduları dağıtıldığında mı, toprakları işgal edildiğinde ve paylaşılmak istendiğinde mi? Yoksa artık kendi kaderini değiştirebileceğine inanmadığında mı?

Askeri yenilgi ile tarihsel yenilgi birbiri ile eşdeğer tutmamak gerekir. Bir ordu kaybedebilir, bir devlet çözülebilir, hatta bir ülke işgal edilebilir. Fakat bunların hiçbiri tek başına bir milletin tarih sahnesinden çekildiği anlamına gelmemektedir. Asıl yenilgi, başkalarının sizin hakkınızda verdiği hükmü, sizin de kabul etmeye başladığınız anda ortaya çıkar.

İşte bu düşünceyle hareket eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Milli Mücadeleyi yalnızca işgal kuvvetlerine karşı yürütülen bir savaş olarak değil, Türk milletinin kendisi hakkında verilmiş olan bir hükme itirazı olarak görüyorlardı.

Mondros, “yenildiniz” diyordu.

İşgalciler; İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, “artık kendi ülkenize hâkim değilsiniz” diyordu.

Sevr ise daha ileri giderek, “geleceğinizin sınırlarını artık siz belirlemeyeceksiniz” anlamına geliyordu.

Buna karşılık Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Anadolu’da başlattığı hareketin temel iddiası son derece yalındı: Bir milletin geleceği, o milletin iradesi dışında belirlenemez.

Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonunda yenilen yalnızca karşıdaki ordu değildi. Dört yıl boyunca Türk milletinin geleceğini başkalarının belirleyebileceği düşüncesi de savaş meydanında geçerliliğini kaybediyordu. Bu nedenle 30 Ağustos’un anlamı yalnızca askeri bir zaferin büyüklüğü değildir. Zaferin asıl büyüklüğü, bir milletin kendisi hakkındaki hükmü değiştirmiş olmasındadır. 1918’de hakkında karar verilen bir millet vardı. 1922’de ise kendi geleceği hakkında karar veren bir millet.

30 Ağustos’u yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zafer olarak hatırlarsak onu anmış oluruz. Fakat onun arkasındaki düşünceyi bugünün meselelerine taşıyabilirsek, o zaman anlamış oluruz. Çünkü bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar sahip olunan bir ayrıcalık değil, her kuşağın kendi şartları içinde yeniden koruması gereken bir sorumluluktur.

30 Ağustos bir son değil, başlangıçtır.

Bir önceki kuşağın kazandığı zaferin mirasçısı olmak, o zaferin gereğini yerine getirdiğimiz anlamına gelmez. Hatta geçmişin büyük başarılarıyla övünmek, bugünün sorumluluklarını yerine getirmekten çok daha kolay ve maliyetsizdir.

Bir milletin büyüklüğü yalnızca atalarının ne yaptığıyla değil, kendisinin ne yapabildiğiyle ölçülür.

Çünkü bağımsızlık yalnızca toprak üzerinde kurulan hâkimiyet değildir.

Bağımlılığın biçimi de zamanla değişir.

Bir asır önce bağımsızlığı tehdit eden şey işgal orduları, savaş gemileri ve önümüze konulan paylaşım haritalarıydı. Bugünün dünyasında ise ülkelerin hareket alanlarını daraltmak için her zaman sınırlardan içeri asker sokmak gerekmiyor. Teknolojik bağımlılık, sermaye hareketleri, enerji ve üretim zincirleri, beyin göçü, dış finansman ihtiyacı ve giderek niteliksizleşen kurumlar da bir ülkenin kendi kararlarını verebilme kapasitesini sınırlandırabilir.

Bu nedenle “Kendi kaderimizi kendimiz belirleriz.” sözü yalnızca siyasi bir irade beyanı değildir.

Aynı zamanda bir kapasite meselesidir.

Kendi bilginizi üretemiyorsanız başkalarının bilgisine, kendi teknolojinizi geliştiremiyorsanız başkalarının teknolojisine, güçlü kurumlar oluşturamıyorsanız başkalarının kurduğu düzene bağımlı hâle gelirsiniz. Hukukunuz güven vermiyor, ekonominiz sürekli dış kaynak arıyor ve yetişmiş insan gücünüz geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, siyasi bağımsızlığınız devam etse bile karar alanınız giderek daralır.

Belki de günümüzde bağımsızlığı anlamanın en gerçekçi yolu budur:

Bağımsızlık yalnızca karar verme hakkına sahip olmak değil, verdiğiniz kararı uygulayabilecek güce sahip olmaktır.

Seçtiklerimiz

spot_img