12 Eylül Mağdurları kimler?

55

Meclis’te AKP’nin Anayasa değişiklikleri ile ilgili Genel Kurula sunduğu maddelerin görüşülmesini izliyorum.

Milletvekilleri çok yorgun.

Uykusuzluk, hem sinirlerini yıpratmış, hem de yüz ifadeleri farklılaşmış.

Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleriyle bu dönemde kurulan Hükümetler ve Danışma Meclisinde görev alanların yargılanmasını önleyen Geçici 15. maddesinin yürürlükten kaldırılmasını öngören 25. maddesi görüşülüyor.

AK Parti Gurup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı ne güzel sözler sarf ediyor.

Geçici 15. maddenin, aynı zamanda darbe heveslilerine cesaret ve güven verdiğini anlatıyor Bahçekapılı.

Darbe yapanın da darbeye teşebbüs edenin de yargıya hesap vermesi gerektiğini anlatıyor..

Geçici 15. maddenin, 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasını önleyen bir madde olduğunu söylüyor.

Ardından da, ”Ancak bugün, milletvekili olan bizler, kabul oylarımızla geçici 15. maddeyi Anayasa metninden çıkarak, bu maddeyle korunanlara, ‘Sizler sorumlusunuz. Bu darbeyi siz yaptınız. Ayrıcalığınız yoktur. Suç işlediniz’ demek zorundayız” diye devam ediyor.

1960 doğumluların gençliklerini yaşayamadığını, korkusuzca direndiklerini, ancak bu darbeyi gerçekleştirenlerin, Geçici 15. maddeye sığındıklarını, Geçici 15. Maddenin kaldırılması için kullanılacak oyların, halkın, milletin, milletvekillerine yüklediği sorumluluğun yerine getirilmesi olarak kabul etiğini ve bundan onur duyduğunu söyledi Bahçekapılı Milletvekilimiz.

12 Eylül darbesinde idam edilen sağcı ve solcuların isimlerini sıralayarak, ”Onları, kabul oylarımızla selamlayalım. Ben bugün, Anayasa değişikliği teklifinde imzası olan milletvekili olarak rahat uyuyacağım. Çünkü Geçici 15. maddenin Anayasa metninden çıkarılmasına yönelik verdiğim kabul oyu ile bir nebze olsun vicdanımı özgürleştireceğim” diye konuştu.

Buraya kadar ne güzel değil mi?

Bence de…

Ama anlatılanlara bakıp da karar verirseniz yanılırsınız.

Zira gerçekte kazın ayağı hiç de öyle değil.

Darbe yapanın da, darbeye teşebbüs edenin de yargıya hesap vermesi gerektiğini söylüyor ama “28 Şubat Paşası” Çevik Bir‘i danışman yapıyorlar kendilerine yargılamak yerine.

27 Nisan’ın “Post Modern Darbe Paşası” Yaşar Büyükanıt‘ın altına da trilyonluk araba vererek ödüllendiriyorlar yargılamak yerine.

Elde kala kala yaşı neredeyse 100 ü bulan “Armutalan Paşası” Kenan Evren kalıyor.

Bu satırların yazarı 12 Eylül denilen “Hain Darbe”nin mağdurudur.

O tarihte çile çekeni de, işkence göreni de, soğuk taş duvarlarda mahpus yatanı da en iyi biz biliriz.

Kuran’i Kerim okuyarak, Tekbirle, yirmi üç yaşın baharında idam sehpasına gönderdiğimiz İsmet Şahin’in bizi teselli etme çabalarını, bizden başka kim hatırlayabilir?

Dolayısı ile 12 Eylül Darbecilerinin yargılanmasını en çok biz isteriz.

Ama onu isterken, “demokrasi havarisi” kesilen Bahçekapılı’dan farklı olarak, demokrasiye kast etmiş, yukarıda bahsi geçen, AKP’ye iktidar yolunu açan “AKP Paşaları”nın da yargılanmasını isteriz.

Siz eğer bunu istemek yerine, gözünüzü yalnızca yüzlük Kenan Evren’e dikmiş iseniz, samimi olduğunuza bizi inandıramazsınız.

Anayasa’nın Geçici 15. Maddesi’ne saklananların yargılanmalarının önündeki engeli kaldırırken, başta Başbakan olmak üzere fezlekeleri mahkemelerde bekletilen aynı Anayasa’nın “Milletvekili Dokunulmazlık” maddesine saklanan milletvekillerinin yargılanmasının önündeki engelleri neden kaldırmazsınız?

“Demokrasi”, “Özgürlük”, “İnsan Hakkı” gibi kavramlar, gerektiği zaman çıkınınızdan çıkarıp kullandığınız silahlar oldu hep.

Merhamet duygusunun bile sizin elinizde silaha dönüştüğüne bir kez daha tanık olduk, Meclisteki bu konuşmanızda.

Bırakın bizim yiğitlerimize biz ağlayalım.

O gün de mağdur bizdik, bugün de..

O gün de yalandan ağlıyordunuz, bugün de..

O gün de samimi değildiniz, bugün de…