3.8 C
Kocaeli
Salı, Şubat 3, 2026
Ana SayfaAkademikUygulamalı Bilim, Uygulamasız Bilim

Uygulamalı Bilim, Uygulamasız Bilim

Uygulamalı bilimler… Bu ifadeyi sıkça duyarız. Bunun ima ettiği bir ayrım var. Demek ki bilimler ikiye ayrılıyor. Uygulamalı bilimler ve uygulamasız bilimler. Aynı ayrımı daha da çarpıcı tarzda yazabiliriz: Bilim için bilim ve insan için bilim! Tıpkı sanat için sanat ve tersi gibi. O “tersi” her ne ise—ideoloji mi siyaset mi…

Aslında bilim de sanat da insan içindir. Bilim adamı ve sanatçı, “Hadi oturup insan için bir şeyler yapayım.” diye düşünerek işe koyulmaz ama ne düşünürse düşünsün ne hissederse hissetsin sonunda ortaya koyduğu ürün, insanın kullanımı içindir. Hani ihtiyaç keşfin anasıdır derler. Anası yoksa doğum da yoktur.

Şuraya kendimden bir alıntı yapayım:

“Hadi teknoloji neyse ama bilimle fayda nasıl birlikte olur! Zannedilir ki bilim adamları merak ettiklerini, evrenin sırlarını araştırıp çözer. Sonra teknoloji, onların bulgularını kullanarak yararlı şeyler icat eder, üretir. Bilim tarihine baktığınızda bunun tam tersinin geçerli olduğunu görüyoruz. En çarpıcı misali, endüstri devrimini başlatan buhar makinesi. James Watt’ın buhar makinesini icadı ile onun bilimi, yani termodinamik arasında yetmiş yıl var. Önce makine, sonra teori gelmiş.” (6 Haziran 2025 tarihli “Çıkar ve Bilim” başlıklı yazım.)

Matematiğin sihri

Fizikle uğraşanlar sık sık şu şaşırtıcı gerçekle karşılaşır. Çözmeye, anlamaya çalıştıkları tabiat davranışını matematikçiler daha önce çözmüştür. Bu ne demek şimdi! Şu demek: Tabiatın o köşesine tıpa tıp uyan bir matematik dalı vardır; ve bu cidden hayret vericidir. Matematikçi o yapıyı kurarken fiziğin o gerçeği, doğanın o davranışı bilinmiyordu bile!
İki örnek: Kuantum Teorisi’nin tam anlaşılması lineer cebir denilen matematik dalı sayesinde oldu. Bu eşleşmeyi önce Heisenberg, sonra Dirac gördü. Fakat lineer cebir her ikisinden de eskiydi. Einstein’ın genel izafiyet teorisi için tensör cebri gerekiyordu. Fakat tensör cebri daha Einstein doğmadan kurgulanmıştı!

Matematik de insan içinmiş!

Bir üçüncü örnek de fiziğin şu andaki en uzak sınırlarından; tanecik fiziğinden. Temel taneciklerin varlığını, davranışlarını açıklamak için geliştirilen birden fazla teori, matematiğin grup teorisine dayanıyor. Elementer partiküllerin keşfi ve teorisi 20. asrın ikinci yarısının konusu. Grup teorisi, Galois ve Cauchy’nin işi ve 19. asrın ilk yarısına ait. Bu da garip değil mi?

Çok tuhaf, sanki sihirli tesadüfler bunlar! Aslında değil. Çünkü matematikle gerçek hayat arasında, matematikçinin belki hissetmediği fakat şuur altında kurulup oturmuş bir paralellik vardır. Matematikçi de matematikçi olmayan da çevresindeki doğanın gerçeğinden etkilenir, oradan aldığı izlenimlerle düşünür. Doğanın davranışlarının kendini tekrarlaması da çok tuhaf değildir.

Genel izafiyetin ve kuantum teorisinin aksine, bilim devriminin ilk ve en büyük keşiflerinden Newton kanunları için gereken matematiği Newton kendisi buldu. Diferansiyel ve entegral hesap. Biz lise sonda okumuştuk. İstanbul Teknik Üniversitesi giriş sınavında da sorulurdu. Lise müfredatında hâlâ var mı baktım. Mevcut bakan döneminde entegral kaldırılmış. Sayın bakan, “Ben kaldırmadım, komisyon kaldırdı.” diyor. Eh o hâlde mesele yok. Demek diferansiyel ve entegral hesap zaten yokmuş.

Bilim uygulanır

Öyle ya. Newton kanunları ve onun dayanağı türev, entegral ve diferansiyel denklemler daha çok yeni. Doğru mu yanlış mı hele belli olsun, ondan sonra bakarız. Daha şunun şurasında dört asır olmuş. Daha dün gibi. Biliyorsunuz evrimi de zor olduğu için kaldırmıştık.

Neyse yukarıdaki son paragraf kinayeydi. Dostlarım şikâyet ediyor. Bazen şaka yapıyorsun ama anlaşılmıyor diye. İşbu yazdığımda ciddi değilim diye belirteceğim bundan sonra.

Bilimi bilim adamları, bilim için yapsın bırakın. Ama bilim son tahlilde insan içindir, insanın yararına kullanılacaktır, kullanılmalıdır. İnsanın yararına kullanılabilmesinin şartı da bize ne yapmamız gerektiğini söylemesidir. Yani sebep-sonuç; yani determinizm, yani şu sebepler şu sonuçları doğurur diyebilmesidir. Öyle ki sonuçlar hoşumuza gitmiyorsa sebepleri değiştirelim; hoşumuza gidecek sonuçları alabilmek için gereken sebepleri sağlayalım, kuralım.
Bu yazı, beşerî bilimlerin uygulanabilirliği, toplum yararına kullanılabilirliği tartışmasının methaliydi. O bir sonraki yazıma kaldı.

(https://millidusunce.com/cikar-ve-bilim/ )

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img