Kendilerini her şeyi biz biliriz diye tanımlayan ve kökü dışarıya bağlı odakların emrine girmiş art niyetli kişilerin, bazı değişik whatsApp gruplarında, diğer sosyal medya, gazete ve dergi sayfalarında akıl ve bilgiden yoksun yazılarının yayımlandığını ve paylaşıldığını üzülerek görüyoruz. Bunların bütün derdi, bulanık suda balık avlamak siyaseti üzerinden yaptıkları propaganda; Türk Milleti’nin kahramanlıklarını inkar etmek, görmezlikten gelmek, olayların gerçek yüzünü örtbas etmek üzerine kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyetini zayıflatarak zor durumda bırakmak, ülkenin bölünmesini sağlayarak ve üniter yapısını bozarak sinsi emellerine ulaşmaktır. Daha da ileriye giderek bazı siyasi parti genel başkanlarına yön verme cüretine kapılmışlardır. Bu zihniyet nasıl oluyor da birden bire milliyetçi olup milliyetçilik dersi vermeye cüret ediyor. Kanaatimize göre; bağlı oldukları yerlerden talimatı bu yönde alıyorlar. Bunun başka değişik sebepleri de olabilir. Bu tavırlarıyla kimi kandıracaklarını sanıyorlar?
Bunların eşinden, dostundan, akrabasından ve yakın çevresinden vatan ve bayrak uğruna kaç kişi kurşunlanarak toprağın kara bağrında yatıyor bilen var mı? Ama Türk Vatanını, Türk Bayrağını ve İslam Dinini hiçbir karşılık beklemeden seven canlarını bu değerler için çekinmeden veren kahramanlar vatan toprağının kara bağrında yatıyor ve onları Şehitler Tepesinde isimsiz kahramanlar bekliyor.
Bu yazarların kaçı 1944 Türkçülük olaylarında zindanlarda yattı, kaçının tırnakları söküldü, kaçı tabutluklara konuldu bilen var mı? Türklük ve Türkçülük dersi vermeye kalkmak bu tiplerin haddi değildir. Onlar ancak bölücülere ödül veren ve onları korumaya çalışan kurum ve kuruluşlara destek verirler.
15 Temmuz olaylarına senaryo diyorlar. Bunlar, bu vatan, bu bayrak ve bu din için canlarını veremezler ama yaygara yapmaktan ve yalan haber üretmekten de geri durmazlar. 15 Temmuz 2016’da bir grup askerin yönetimi ele geçirmek amacıyla başlattığı askeri darbe girişimi, halkın meydanlara inmesi ve emniyet güçlerinin direnişiyle bastırıldı. Köprülerin kapatıldığı, Gazi Unvanına sahip TBMM’nin bombalandığı girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik faaliyetler, anayasal düzeni bozmayı amaçlayan gizli yapılanmalar, sonunda mutlaka yok edilir.
Bu odakların en büyük hedeflerinden biri de Türk gençliğidir. Hayatın gerçeklerini bilmeyen, duygusu olmayan, vurdum duymaz, bencil, büyüğünü saymayan, küçüğünü sevmeyen, vatanını, bayrağını, şehitlerini tanımayan, geçmiş ve gelecek kaygısını düşünmeyen, milli ve manevi değerleri angarya olarak gören, sorumsuz bir gençlik yetiştirmek ve ülkemizin temellerine dinamit koymak en büyük özlemleridir.
Kökü dışarıya bağlı olan bu teşkilatların bir başka hedefi de Türk aile yapısını dejenere etmektir. Türkiye’de “ LGBT “ adlı derneği kurarak kadın haklarını savunma amacı altında sapıklığı yayma gayreti içine girmişler ve utanmadan kendilerinin içine düştükleri bu yapı bozukluklarını Türkiye‘ye de tavsiye etmişlerdir. Son yıllarda; Avrupa Birliği ve Soros Vakfı (Açık Toplum Vakfı) fonlarından destekli bir takım yeni dernek ve vakıf kurularak Türkiye’nin sosyal, siyasal ve ahlaki yapısına şekil verdirilmeye çalışılmaktadır. Gezi olaylarını bir örnek olarak gösterebiliriz. Vatandaşların, milli ve manevi değerlere saygılı, kökü dışarıda olmayan sivil toplum kuruluşlarının gösterdikleri büyük tepkiler üzerine; Açık Toplum Vakfı Türkiye’deki faaliyetlerine son vermiştir. Sözde Türkiye’nin dostlarına kurdurulan bu yıkıcı ve bölücü kuruluşlar hiç gecikmeden kapatılmalı ve bunlara her türlü desteği sağlayan yabancı bazı firma ve kuruluşlar içinde gerekli yasal önlemler mutlaka alınmalıdır.
Türk aile yapısını tehdit eden bir diğer hususta kırsal bölgelerden büyük kentlere yapılan göçlerdir. Göçler, geleneksel aile yapısını bozarak çekirdek aileye (ana, baba ve çocuklar) geçişi hızlandırmıştır. Toplumsal değerlerin yerini bireysel çıkarların almasına sebep olmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu teknolojinin ve sosyal medya kanallarının kullanımı aile üyeleri arasında yüz yüze iletişimi azaltarak duygusal bozukluklara yol açmıştır. Eşler arasında şiddetli geçimsizlik, eşlerin beklentilerinin değişmesi boşanmalara sebep olmaktadır. Bütün bu unsurlar, Türk aile yapısının geleneksel yapısından bireysel bir yapıya doğru dönüşmesine sebep olmaktadır.
Türkiye üzerinde oynanan oyunları ve kurulan tuzakları boşa çıkarmak için birlik ve beraberlik içinde, yıkılmadan, yılmadan, usanmadan çalışmak ve güzel ülkemizi huzura kavuşturmak Türk Aydınlarının en büyük görevi olmalıdır.


