0.8 C
Kocaeli
Perşembe, Ocak 1, 2026
Ana SayfaGüncelRuhlarımızı AKORD Edelim

Ruhlarımızı AKORD Edelim

Zaman, avuçlarımızdan kayıp giden hırçın bir nehir gibi… Bir yılı daha geride bıraktık. Takvim yaprakları tükenirken, bizler de sanki biraz daha tükendik bu sene.

Ekonomik sıkıntılar, adalet arayışları, beka endişesi yaratan süreçler, bitmeyen tartışmalar, sertleşen dil, toplumu geren gündemler… Günlük hayatımızın arka planında sürekli bir gürültü hâli var.

Kabul edelim, 2025 bizi hayli hırpaladı. Sadece bedenimizi değil, en çok da ruhumuzu yordu.

Gündelik hayat, bir koşuşturma ve kaygılar zinciri hâline gelince; insan, ruhunu beslemeyi unutabiliyor.” Oysa bizi biz yapan, ayakta tutan şey biyolojik varlığımızdan öte, manevi direncimizdir.

Âdettendir, yeni yıl için hedefler konur. Genellikle daha çok kazanmak, daha iyi bir kariyer veya daha lüks tüketim üzerine kurgulanır bu hedefler.

Ben ise bu yazıyı böylesi hedeflerin bir muhasebesi için değil; biraz sakinleşmek, biraz içe dönmek, biraz da ruhumuzu hatırlamak için kaleme alıyorum. Çünkü insan yalnızca bedeniyle değil, ruhuyla da yaşar. Ve ruh ihmal edilmeye gelmez.

Peyami Safa’nın sözünü unutmayalım: “Bütün hastalıkların sebebi psikolojiktir, mikrobik olanların bile.”

Yılın ilk günleri bir durup nefes almaya vesile olmalı diye düşünüyorum.

Gelin bu yıl dışarıdaki gürültüyü kapının dışında bırakalım. Bunun için önce bakış açımızı yenileyelim.

****************************************

Hayatımızı Huzura Göre Düzenleyelim

Müzik ile hemhal olanlar bilir; enstrüman ne kadar kıymetli olursa olsun, zamanla, ısı değişimiyle yahut çok çalınmaktan ötürü akordu bozulur. İnsan ruhu da böyledir. Hayatın o sert darbeleri, maruz kaldığımız kötü haberler, nefret dili, nezaketsiz tavırlar bizim “iç akordumuzu” bozar. Rahatsız edici sesler çıkarırız.

İşte yeni yılın ilk günleri, o bozuk akordu tamir etmek için bir fırsat olsun.

Akordunu tamir için, ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı var. Müzik, sanat, kitaplar, dost sohbetleri, seyahatler… Bunlar birer lüks değil; insanı insan yapan temel ihtiyaçlardır, açamadığımız pencerenin hemen dışında kalmış ferah birer vaha gibidirler.

Bir şarkı bazen bir cümleden daha çok şey anlatır. Nitelikli bir müzik eseri dinlemek, insanın içindeki düğümleri çözer. Bir melodi, kelimelerle anlatamadığımız duygulara tercüman olur. Bu yüzden müzik yalnızca kulağa değil; kalbe de hitap eder. Bizi biz yapan duyguları diri tutar.

Müzik, sadece hoş bir seda değil, bir nizam, bir ahenk dersidir. Hayatın kaosuna karşı, ruhun disiplinidir. Bir denge ve itidal aracıdır.

Kitaplar da öyledir. Bir kitabın sayfaları arasında dolaşırken, yalnız olmadığımızı fark ederiz. Başka zamanlarda, başka hayatlarda, başka zihinlerde de aynı soruların sorulduğunu görürüz. Okumak, insanın kendi içine yaptığı sessiz bir yolculuktur.

Ve seyahat… Yeni bir şehir, yeni bir sokak, tanımadığımız yüzler… Seyahat yalnızca yer değiştirmek değildir. Aynı pencereden bakmaktan yorulan zihnin, başka manzaralarla buluşmasıdır. İnsan başka coğrafyaları gördükçe hem dünyanın büyüklüğünü hem de kendi küçüklüğünü fark eder. Bu da insanı daha mütevazı, daha anlayışlı ve daha olgun kılar.

Şimdi size soruyorum: En son ne zaman ruhunuzun sesini dinlediniz?

En son ne zaman, hiçbir politik tartışmaya girmeden, sadece “güzel” olandan bahsettiniz? Bir nihavent şarkının hüznünde ne zaman yıkandınız veya bir türkünün ilettiği duyguda ne zaman kayboldunuz?

Eğer cevabınız “çok uzun zaman oldu” ise ruhunuz gıdasız kalmış demektir.

İbn-i Sina’nın asırlar ötesinden fısıldadığı o şifayı hatırlayın: “En iyi tedavi, sevilen insanlarla bir araya gelmek ve güzel musiki dinlemektir.”

****************************************

Gürültüye Karşı “Es” Vermek

Müzikte “es” (susma) işaretleri, notalar kadar önemlidir. Susulması gereken yerde susmazsanız, melodinin ahengi bozulur. Hayatımızda da “es” vermeyi unuttuk. Sürekli konuşuyoruz, sürekli olumsuz bilgi ve duygu aktarımlarına maruz kalıyoruz, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.

Kızılderililerin bilgece tanımlarıyla; hayatı çok hızlı algılıyoruz, “ruhlarımız geride kalıyor.”

2026’ya girerken kendinize verebileceğiniz en büyük hediye, hayatın gürültüsüne bir “es” vermektir.

Bu yıl, haber bültenlerinin kasvetli havasından sıyrılıp, bir dost meclisinin sıcaklığına sığınmaya gayret edin. Hangi türü seviyorsanız müzik dinleyin, şarkı, türkü veya arya söyleyin.

Belki ekonomik şartlar, o çok arzuladığımız uzak diyarlara seyahat etmemize imkân vermeyebilir. Ama unutmayalım; en büyük seyahat, insanın kendi içine, kendi gönül coğrafyasına yaptığı yolculuktur. Ve bu yolculuk bedavadır, vize istemez.

Bir dostun tebessümünde, bir çocuğun kahkahasında, demlenmiş bir çayın kokusunda veya radyoda denk geldiğiniz eski bir şarkıda o “huzur ülkesini” bulabilirsiniz. Yeter ki bakmasını, duymasını ve hissetmesini bilelim.

****************************************

Yeni Yıldan Beklentimiz: Huzur

Benim yeni yıldan beklentim sadece ekonomik zenginleşme, döviz kurlarının düşmesi ve siyasetin yumuşaması gibi şeylerden ibaret değil. Asıl temennim; kaybettiğimiz zarafeti, inceliği ve iç huzurumuzu yeniden bulmamızdır.

2026 yılı; cüzdanımızın da gönlümüzün de zenginleştiği; kulağımızın kin, nefret ve düşmanlık üreten sözler değil güzel nağmeler duyduğu; ayağımızın taşa değil dost eşiğine değdiği bir yıl olsun.

Yeni yıl, mucizeler ve umut vaat etmiyor. Ama küçük iyilikler, küçük molalar, küçük sevinçler bizim elimizdedir. Değiştiremeyeceğimiz şeylere sabır ve dayanma gücü dilerken, yapabileceğimiz iyilikler ve güzellikleri yapabilme gücü diliyorum.

Gürültünün biraz dışına çıkabilirsek; hayatın hâlâ yaşanmaya değer yanları olduğunu hatırlayabiliriz.

Gürültüyü değil, müziği açalım istiyorum.

Yeni yıl daha çok şarkı duyduğumuz, daha az bağırdığımız…

Daha çok anladığımız, daha az kırdığımız…

Daha çok insan kaldığımız bir yıl olsun.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img