İnsanların içlerinde kendilerinin dahi farkında olmadıkları öyle bir güç, öyle bir potansiyel, öyle bir enerji vardır ki, o puslarla kaplı ortamın perdesinin bir an evvel açılması gerekmektedir. (s. 43)
İnsan ölümsüzlüğün, ölümlü bir beden içinde tekâmülünün seyrini yaşamak için gönderilmiş bir görünümüdür. İnsan varlık ağacının meyvesidir. (s. 46)
Yaratan, anlamını insanla seyreder. Zira insan Yaratan’ın gözü ve aynasıdır. Bu konuda Mevlana şöyle seslenir:
“Sen dünyanın hazinesisin,
Dünya bir yarım arpaya değmez.
Sen dünyanın temelisin,
Dünya senin yüzünden taptazedir.”
Mevlana’dan “Mü’min mü’minin aynasıdır.” hadisini açıklamasını istediklerinde şunları söyler:
“Tanrı’nın adlarından biri de El-mü’mindir.
İman eden kula da mü’min denir.
Mü’min mü’minin aynasıdır demek,
Tanrı onda, o aynada tecelli etti demektir.”
Mevlana bu bağlamda yine şöyle seslenir:
“Murat sensin. Neden oraya buraya koşuyorsun?
O, sen demektir. Ama sen, sakın ben deme, hep sen diye söyle.
Göz dürüst görürse, sen O olursun. O da sen olur.”
“Ey Tanrı kitabının örneği insanoğlu.
Ey şahlık güzelliğinin aynası mutlu varlık.
Her şey sensin. Âlemde ne varsa senden dışarı değil.
Sen ne ararsan kendinde ara, çünkü her varlık sende.” (s. 47)
İnsan geçirdiği onca maceraya, yaşadığı onca olaya rağmen kendi değerinin henüz farkında değildir. Kendisini kuşatan dünyanın içsel ve dışsal nice tufanına, doğa olaylarına tanık olmasına rağmen kendi içinde sakladığı tufanların henüz idrakine varamamıştır. (s. 48)
Mevlana’nın bakış açısına göre insan, son derece değerli bir varlıktır. Çünkü insan, Allah’ın yeryüzündeki ( / yeryüzünün -M.B.-) halifesi olarak özenle yaratılmıştır. Meleklerin dahi vakıf olamadığı ilimlere sahip edilmiştir. Meleklere dahi Âdem Peygamber’e secde emredilmiştir. “And olsun ki biz insanoğlunu üstün kıldık…” ayetiyle Yüce Allah; insanın diğer bütün varlıklardan üstünlüğünü, şan ve şerefini ilan etmiştir. Mevlana, tüm eserlerinde insanı, bu üstünlüğünü vurgulayarak ele alır. Düşüncesini şöyle özetler:
“ÂLEMDEN MAKSAT İNSANDIR.” (s. 49)
Yine Mevlana’ya göre, insan ancak kendisindeki bu değerleri algıladığı, varlığındaki cevheri keşfettiği zaman, gerçek anlamı ile insan olma özelliğini taşır.
Mevlana’nın anlayışına göre insan, İlahî tecellilerin vücut bulduğu bir varlıktır. Önce kuru bir çamurdan yaratılan insana Allah, kendi ruhundan üfürmüş, insan bu ilahi nefesle adeta Allah’ın bir görüntüsü ( / tecelli ve yansıma yeri -M. B.-) haline gelmiştir. (s. 50)
(Hanri Benasuz, Mevlana Felsefesi)


